Merhaba kıymetli okuyucularım,
Bazen bir şarkı dinleriz, sözlerine eşlik ederiz. Bazen de aynı şarkıyı yıllar sonra yeniden dinlediğimizde kendimizden bir parça buluruz. Çünkü zaman geçer, insan değişir; ama bazı acılar, bazı özlemler hiç eskimez.
Murat Göğebakan’ı anarken insanların yazdığı yorumlara bakıyorum. Kimi onun içindeki fırtınaları anlattığını söylüyor, kimi özleminden söz ediyor, kimi de “Biz şarkı söylüyor sanıyorduk, meğer adam derdini anlatıyormuş” diyor.
İşte insanın yüreğine dokunan da tam olarak bu…
Belki o şarkıları dinlerken yalnızca güzel bir ses duyduğumuzu sanıyorduk. Oysa her sözün ardında yaşanmışlıklar, kırgınlıklar, umutlar ve anlatılmayı bekleyen duygular vardı.
Peki, biz birbirimizi ne kadar dinliyoruz?
Bir insanın yüzündeki gülümsemenin ardında hangi acıların saklandığını, sustuğunda neleri içine attığını, geceleri hangi düşüncelerle baş başa kaldığını gerçekten biliyor muyuz?
Bazen en çok gülen insanın içinde büyük bir hüzün, en güçlü görünen insanın içinde sessiz bir yorgunluk vardır. Herkesin bir hikâyesi, her hikâyenin de anlatılmamış bir tarafı bulunur.
Hasretlik, yalnızca uzakta olana duyulan özlem değildir. Bazen aynı evde yaşayıp birbirine ulaşamamaktır. Bazen bir telefonun çalmamasını beklemek, bazen de anlatacak çok şeyin varken seni gerçekten dinleyecek birini bulamamaktır.
İnsan, sevdiğine yakınken de hasret çekebilir. Çünkü mesafeler yalnızca yollarla ölçülmez; bazen iki gönül arasına giren sessizlik, kilometrelerden daha uzundur.
Bir de ölüm var…
İnsan hayattayken söyleyemediğimiz sözleri, ertelediğimiz ziyaretleri, göstermeye fırsat bulamadığımız sevgiyi, ardından gözyaşı dökerken hatırlıyoruz. Oysa asıl mesele, insanın kıymetini yalnızca kaybettikten sonra anlamamak.
Bir gönül almak için yarını beklememek, bir hâl hatır sormak için özel bir gün aramamak, sevdiğimiz insanlara değer verdiğimizi zamanında göstermek gerekmez mi?
Murat Göğebakan artık aramızda değil. Fakat eserleri, sesi ve insanlarda bıraktığı iz yaşamaya devam ediyor. Onun şarkılarında kendi hasretini, kendi kırgınlığını bulan herkes, aslında biraz da kendi hayatını dinliyor.
Belki de sanatın gücü burada saklıdır: Bir insanın yaşadıklarını, hiç tanımadığı başka insanların yüreğine ulaştırabilmek…
Rabbim Murat Göğebakan’a rahmetiyle muamele etsin. Sevenlerine sabır versin.
Bizlere de yaşarken sevmeyi, dinlemeyi, anlamayı ve insanın kıymetini zamanında bilmeyi nasip etsin.
Kıssadan hisse:
Bir insanın sesini duymak başka, yüreğini duymak başkadır. Şarkı biter, ses susar; ama yüreğe dokunan bir duygu yıllarca yaşamaya devam eder.
İnsanları kaybettikten sonra hatırlamak güzeldir; asıl güzellik, onlar hayattayken kıymetlerini bilmektir.
Kazım İlhan
Sosyolog / Aile Danışmanı – Toplumun Nefesi