Bize öyle öğrettiler; yaşamamızın amacı: standardı yüksek bir yaşam talebi, mutluluk, ekonomik rahatlık, huzur, sevgi ve güven içinde bir arada yaşama isteğidir. Ama gelişmeler ve gördüklerimiz bizim bu öğrendiklerimizi tekzip ediyor. Para kazanma arzusu, bireysel mutluluklar, ekonomik olarak kim kimi sömürürse başarılı sayılır anlayışı, huzurun ve güvenin en az ölçüde yaşandığı bir dünya ve acı olan ise sevginin ancak şiirlerde ve şarkılarda kaldığıdır.

Oysa teknoloji zirve yapmış durumda. Bilim en üst düzeyde, ekonominin, ekonomik kazançların amaç olduğu, herkesin daha çok kazanma peşinde olduğu dünyada, sağlık hizmetlerine ulaşım iyi, birçok ülkede beslenme ve gıda imkânları artmış, insan ömrü uzamakta. Yaşlı nüfus hızla artmakta. Savaşların, soykırımların hızla devam ettiği, dünyanın hızla kirlendiği, suyun, havanın, toprağın kirlendiği, kazaların, kalp hastalıklarının, diyabetin arttığı, obezite gibi kötü beslenmenin artıp insan ömrünü kısalttığı şu dünyamızda, gelecekte de ciddi sorunlar yaşayacağımız ve bazı konuların dünyanın canını sıkacağına dair haberler de eksik olmuyor.

Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Dünya Sağlık Zirvesi’nde açıklanan rapor bize bu konuda ciddi uyarılar veriyor. 35 uzmanın, üç yıl süren çalışması ile hazırlanan raporda; nükleer savaş, yapay zekânın kötü kullanımı, iklim krizi ve sağlık hizmetlerini etkileyen küresel sorunlar gelecekte karşımıza çıkacak bir dizi tehlikenin olarak görülüyor. Nükleer savaş ve yapay zekânın kötüye kullanımı aslında olasılığı düşük gibi görünse de yaşanması hâlinde dünyayı en çok olumsuz etkileyecek felaketlerden olacaktır. Nasıl hiç hesap edilmeyen bir pandemi ile dünya cehennemi yaşadıysa da böyle olumsuz gelişmelerin çok yıkıcı etkileri olacağı kesindir. Bir nükleer savaş sadece yaşandığı bölgelerde değil, tüm dünyayı olumsuz etkileyecektir.

Gelecekte, iklim krizlerinin yaşatacağı tarımsal üretimin sekteye uğraması, açlık tehlikesi, kıtlık, olabilecek kötü senaryolardan birisi olabilir. Yapay zekâ konusunda özellikle teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesi veya kötü kullanımı mümkün olacaktır ve geleceğin en ciddi kötü senaryolarından birileri olacaktır. Günümüzde bile ciddi sağlık sorunlarına yol açan hava kirliliği, tedavide antibiyotik direnci, özellikle savaşların olduğu bölgelerde ve gelişme sorunları olan bölgelerde açlık ve çocukların kötü beslenmesi, iklim krizleri, geleneksel çatışmalar, zengin ülkelerin fakir ülkelere ve sosyal yardım kurumlarına yardımları kesmeleri ve bütçelerinde kısıntıya gitmeleri insan sağlığını olumsuz etkileyecek gelişmeler olarak, dünya çapında geleceğin korkutan küresel senaryolarından olacaktır. Yüksek gelirli ülkelerde obezite ve ruh sağlığı sorunları, öne çıkarak ve geleceğin kötü senaryoları arasında yer alacaktır.

2100 yılına kadar milyarlarca insanın hayatını kaybetmesi mümkün. Bu kaybın yüzde yetmişinin Sahra Altı Afrika’da yaşanabileceği öngörülüyor. Söz konusu bölge çocuklarda yetersiz beslenme krizinde en çok etkilenen yerler arasında bulunuyor. Bu nedenle ABD ve İngiltere gibi, birçok gelişmiş ülkenin sosyal yardım bütçelerinde kesintiye gitmesi özellikle sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu bölgelerde uzun vadeli sonuçlar doğurabileceği öngörülüyor. Dünya Sağlık Zirvesi’nde yayımlanan raporda, bugünlerde alınacak tedbirlerin olumsuz sonuçları azaltabileceği, bu konusunda herkese şimdiden ciddi görevler düştüğü biliniyor. Tehditler büyük ancak bugün alınacak tedbirler de geleceği kurtarabilir. Akıllı telefonların, bilgisayarların insanı kendi dünyasına hapsettiği ve “yalnızlaştırdığı” ise hiçbir raporda yer almıyor, dikkat!