Samsunspor’un kaybettiği yalnızca üç puan değil; öne geçtiği bir maçta yeniden ayağa kalkma fırsatıydı. Amedspor karşısındaki 2-1’lik yenilgiyle mağlubiyet serisi yediye çıktı. Kulübün Süper Lig tarihindeki en uzun yenilgi serisi… Artık bu tabloyu “Önümüzdeki maçlara bakacağız” diyerek geçiştiremezsiniz. Samsunspor nereye gidiyor?
Kasımpaşa yenilgisinin ardından Bjelica ilk 11’de beş değişikliğe gitti. Savunmadaki sorunları üç stoperle çözmeye çalıştı. Ancak gerideki oyuncu sayısını artırmak, takım savunmasını düzeltmeye yetmedi. Rakibin pasına baskı yapamıyor, kazandığın topu hemen geri veriyorsan kaç savunmacıyla oynadığının önemi azalıyor.
İlk yarı kıran kırana geçti. Fırsatları daha fazla bulan Amedspor, Samsunspor’u ayakta tutan ise Bilal’di. Orban’ın 13’teki serbest vuruşunda, 19’da karşı karşıya kaldığı pozisyonda ve devamındaki denemelerinde güven veren bir kaleci izledik. Bjelica’nın Bilal tercihi karşılığını verdi. Fakat kaleciyi överken ona sürekli iş çıkaran savunmayı görmezden gelemeyiz.
Samsunspor’un hücum planı ağırlıklı olarak uzun toplarla Coulibaly ve Bayo’yu koşturmaktı. Bu çıkışların devamı gelmeyince top yeniden rakibe geçti. Topu uzaklaştırmak başka, oyunu kontrol etmek başka.
21’de ise doğru bir hücum geldi. Coulibaly hazırladı, Tomasson zamanında bitiriş noktasına girip savunmaya da çarpan vuruşuyla golü buldu. O koşu değerliydi. Hücuma geriden katılan oyuncu, rakip savunmanın hesabını bozar.
Tam bu üstünlükten güven kazanılacakken Sousa arkadaşlarının yükünü artırdı. 36’da sarı kart gördükten sonra gerilimi sürdürüp 37’de ikinci sarıdan atılmak nasıl bir sorumsuzluk? Takımın haftalardır puana muhtaç, üstelik öndesin. Sakatlıkların ardından senden katkı beklenirken arkadaşlarını on kişi bırakıyorsun. Profesyonellik, öfkeni yönetebilmeyi de gerektirir.
41’de Bayo’nun kaçırdığı net fırsat da çok kıymetliydi. Eksik kalan takımına ikinci golü kazandırsan arkadaşlarına nefes aldıracak, rakibin almak zorunda olduğu riskleri büyüteceksin. Böyle pozisyonda santrforun bitirişi daha özenli olacak.
İkinci yarıda Erakovic’in vuruşunu Lafont kurtardı; ardından Ballet’nin şutunda Bilal yine devredeydi. Amedspor’un gol için sahaya sürdüğü Diagne ise peş peşe gördüğü kartlarla 61’de takımını on kişi bıraktı.
Asıl sorgulanması gereken bölüm bundan sonrası. Oyuncu sayıları eşitlendiğinde Samsunspor hâlâ öndeydi. Buna rağmen topu daha iyi kullanamadı, rakibin hücumlarını kesemedi. Sayısal dengeyi buldu ama oyunun dengesini kuramadı.
Drapinski’nin yer aldığı pozisyonda VAR incelemesiyle verilen penaltıyı Orban, 73’te gole çevirdi ve ligdeki gol sayısını sekize yükseltti. 83’te de Amed’in Maradona’sı Saba, sol ayağıyla topu doksana gönderdi. Müthiş bir vuruştu; Bilal bu kez çaresizdi. Ancak o sol ayağa vuruş hazırlama imkânının verilmesi de sorgulanmalı.
Şutlarda 22-10, kornerlerde 8-2 Amedspor üstünlüğü vardı. Topla oynama oranları birbirine yakın olsa da hücum üretimi aynı değildi. Amedspor, eksilmesine rağmen kazanmayı aramayı sürdürdü.
Uzatmalarda Samsunspor beraberliği yakalayabilirdi. Bir top direkten döndü, Tomasson bir fırsatı dışarı gönderdi. Kaçanlara üzülürüz. Fakat son dakikadaki fırsatlar, öncesinde korunamayan üstünlüğü unutturamaz. Bjelica’nın sahada işleyen bir düzen kurması, yönetimin de bu gidişin sorumluluğunu alması gerekiyor.
Samsunspor her geçen gün biraz daha dibe vuruyor. Yedi maç, yedi yenilgi… Bu artık kötü bir seri değil, göz göre göre derinleşen bir çöküş! Sahada skoru koruyamayan takımın karşısında, tribünde son ana kadar vazgeçmeyen bir taraftar vardı.
Maçın en iyisi yine seyirciydi. Tribün bu formanın ağırlığını taşıyor; sıra o formayı giyenlerde ve bu takımı yönetenlerde!