Bir dönem her gün görüştüğünüz insanlarla artık ayda bir kez bile buluşamıyorsunuz.
Üstelik ortada kavga yok.
Küslük yok.
Büyük bir olay da yaşanmamış.
Sadece hayat araya girmiş.
Bence 20’li yaşlara gelince insanın en çok fark ettiği şeylerden biri bu.
Lisede arkadaş görmek için plan yapmaya gerek yoktu. Zaten her gün aynı yerdeydiniz. Üniversitede de benzerdi. “Akşam ne yapıyoruz?” diye yazmak yeterdi.
Sonra herkes bir yerlere dağılmaya başlıyor.
Biri işe giriyor.
Biri başka şehre gidiyor.
Biri ilişkisine daha fazla zaman ayırıyor.
Birinin hafta sonu boş olmuyor, diğerinin vardiyası denk gelmiyor.
Ve bir bakıyorsunuz, bir zamanlar günün yarısını birlikte geçirdiğiniz insanla “Müsait olunca görüşelim” diye konuşuyorsunuz.
O “müsait olunca” da bazen aylar sürüyor.
Garip olan şu: Arkadaşlığın bittiğini de söyleyemiyorsunuz.
Çünkü karşılaşınca yine aynı şekilde konuşuyorsunuz. Aynı şeylere gülüyorsunuz. Eski bir olayı biri hatırlatıyor, herkes kaldığı yerden devam ediyor.
Ama artık hayatınızın içinde eskisi kadar yer kaplamıyorsunuz.
Bence büyümenin biraz da böyle sessiz bir tarafı var.
Bazı insanları kaybetmiyorsunuz.
Sadece onlarla aynı hayatın içinde yaşamayı bırakıyorsunuz.
Eskiden bunu kötü bir şey sanırdım.
“İnsan gerçekten değer veriyorsa görüşür” diye düşünürdüm.
Şimdi o kadar kesin konuşamıyorum.
Çünkü bazen gerçekten vakit olmuyor.
Bazen insanın kafası dolu oluyor.
Bazen eve gidip kimseyle konuşmadan oturmak, dışarı çıkmaktan daha iyi geliyor.
Bazen de iki tarafın hayatı farkında olmadan başka yönlere gidiyor.
Bence arkadaşlıkların en zor tarafı da burada başlıyor.
Çünkü bazı ilişkiler kavga ederek bitmiyor.
Yavaş yavaş azalıyor.
Önce her gün konuşurken haftada bire düşüyor.
Sonra sadece önemli günlerde yazışıyorsunuz.
Bir süre sonra sosyal medyada birbirinizin hayatından haberdar oluyorsunuz ama gerçekte ne yaşadığınızı bilmiyorsunuz.
Yine de bazı insanlar var ki aylar geçse de değişmiyor.
Bir gün oturuyorsunuz ve sanki dün görüşmüşsünüz gibi devam ediyorsunuz.
Bence asıl değerli olan da bu.
Her gün konuşmak değil.
Araya zaman girdiğinde yabancılaşmamak.
20’li yaşlarda insan biraz da arkadaşlarını yeniden tanıyor galiba.
Kim gerçekten hayatında kalıyor?
Kim sadece aynı ortamda olduğunuz için yanınızdaymış?
Kim aramadığınızda sizi tamamen unutuyor?
Kim aylar sonra bile “Nasılsın gerçekten?” diye soruyor?
Bunları zaman gösteriyor.
Eskiden kalabalık bir arkadaş çevresinin önemli olduğunu düşünürdüm.
Şimdi birkaç kişiyle gerçekten rahat konuşabilmenin daha değerli olduğunu düşünüyorum.
Belki büyüdükçe çevre küçülmüyor.
Sadece gereksiz kalabalık azalıyor.
Ve geriye, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin masaya oturduğunuzda size yabancı gelmeyen insanlar kalıyor.

Gülnaz Çakıcı