Telefonu elinize sadece birkaç dakika bakmak için aldınız.

Bir mesaja cevap vereceksiniz, belki gündeme göz atacaksınız, belki de sosyal medyada iki üç paylaşım göreceksiniz.

Sonra bir bakıyorsunuz yarım saat geçmiş.

Bazen bir saat…

Hatta daha fazlası.

İşin ilginç tarafı ise çoğu zaman o süre boyunca ne gördüğümüzü bile tam olarak hatırlamıyoruz.

Bir video, ardından başka bir video. Bir haber, sonra komik bir paylaşım. Ardından merak uyandıran başka bir içerik…

Ve parmağımız hiç durmadan ekranı yukarı doğru kaydırmaya devam ediyor.

“BİR TANE DAHA” TUZAĞI

Sosyal medya platformlarının en güçlü özelliklerinden biri, karşımıza ne çıkacağını tam olarak bilemememiz.

Bir sonraki paylaşım sıkıcı olabilir.

Ama çok komik de olabilir.

Belki şaşıracağımız bir haber, belki ilgimizi çekecek bir görüntü, belki de arkadaşımıza göndermek isteyeceğimiz bir video çıkacak.

İşte beynimiz tam da bu belirsizliği seviyor.

“Belki sıradaki daha güzeldir” düşüncesi bizi ekranda tutuyor.

Aslında farkında olmadan sürekli küçük ödüllerin peşinden gidiyoruz.

Ve kendimize hep aynı şeyi söylüyoruz:

“Bir tane daha bakayım.”

BİTMEYEN BİR SAYFA

Eskiden gazetenin son sayfası vardı.

Kitabın son bölümü vardı.

Televizyon programının bitiş saati vardı.

Bugün sosyal medyanın sonu yok.

Aşağı kaydırdıkça yeni içerik geliyor.

Bir noktada ekran bize “Bitti, artık çıkabilirsin” demiyor.

Doğal bir durak olmadığı için durma kararını bizim vermemiz gerekiyor.

Sorun da tam burada başlıyor.

Çünkü uygulama devam etmemizi isterken bizim kendi irademizle “yeter” dememiz gerekiyor.

Ve kabul edelim, bunu her zaman başaramıyoruz.

TELEFONU BİZ Mİ KULLANIYORUZ?

Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru bu:

Telefonu biz mi kullanıyoruz, telefon mu bizim zamanımızı kullanıyor?

Sosyal medya elbette hayatımızın bir parçası.

Haber alıyoruz, arkadaşlarımızla iletişim kuruyoruz, eğleniyoruz, öğreniyoruz.

Sorun sosyal medyada olmak değil.

Sorun, beş dakika geçirmek için girdiğimiz bir uygulamada bir saatimizin nereye gittiğini anlayamamak.

Çünkü kaybettiğimiz şey yalnızca zaman değil.

Dikkatimiz dağılıyor.

Yapacağımız işler erteleniyor.

Uyku saatimiz gecikiyor.

Yanımızdaki insanlarla geçirdiğimiz zaman azalıyor.

BAZEN DURMAK GEREKİYOR

Belki çözüm telefonu hayatımızdan tamamen çıkarmak değil.

Zaten böyle bir şey günümüz dünyasında pek gerçekçi de değil.

Ama arada bir ekranı kapatmayı hatırlamak gerekiyor.

Bir videoyu daha görmesek ne olur?

Bir sonraki paylaşımı kaçırırsak gerçekten hayatımızda ne değişir?

Muhtemelen hiçbir şey.

Fakat telefonu bırakıp çocuğumuzla, eşimizle, arkadaşımızla konuştuğumuz yarım saat…

Yürüyüşe çıktığımız birkaç dakika…

Okuduğumuz birkaç sayfa…

Belki de günün gerçekten hatırlayacağımız kısmı olacak.

Çünkü sosyal medyada “bir tane daha” hiçbir zaman bitmiyor.

Bitirmesi gereken biziz.