Hayatımız, ömrümüz, sağlıklı nefes alıp verebilmemiz, gülebilmemiz, eğlenebilmemiz, hastalıklarımız; kısacası yaşam adı verilen faaliyetlerimizin hepsi ekonomiye, siyasete, işimize, alışkanlıklarımıza, bildiklerimize, bilmediklerimize, şehrimize, bulunduğumuz ortama göre şekilleniyor.

Düşünün; trafik kazalarının çok olduğu bir coğrafyada elim bir kaza sonumuz olabilir. Gürültünün kalp ve damar hastalıklarına yol açtığı bilimsel bir veri iken gürültülü bir ortamda hipertansiyon hastası olup kalp krizi ile inme ile karşılaşabiliriz. Yolda yürürken elektrik çarpar, ölebiliriz. İnşaat işçisi iken iş güvenliğinin olmadığı bir ortamda yüksekten düşebilir, kanalizasyonların açık olduğu bir ortamda enfeksiyon hastalıkları bizi hayattan koparabilir. Yetersiz gelir sahibi isek beslenme yetersizliğinden kronik hastalıklara yakalanabilir, ciddi sağlık sorunları yaşayabiliriz.

Bu gerçekler bütün dünyada böyle.

İnsan, çevre, gelir durumu, sosyal yapı, gelenekler, alışkanlıklar birbirini etkileyen ve sonuçları olan durumlardır. İyi çevre sağlıklı yapar. Sağlıklı yapı uzun ömür ve refah sağlar, toplumların sağlıklı ve refah içinde olduğu toplumlar zenginleşir.

Altyapısı iyi, insana yatırımın yüksek olduğu eğitimli toplumlarda insan ömrü uzundur.

Türkiye’de ortalama insan ömrü 78,5 yıldır (2026 rakamları). Erkeklerde ortalama yaşam 75,9 yıl, kadınlarda 81,1 yıldır. Monako’da ortalama yaşam 86,7 yıl, Fransa’da 84,4 yıl, Japonya’da 85,1 yıl, İtalya’da 84,1 yıl, İsveç’te 83,7 yıl, Kanada’da 83 yıldır.

Birkaç gün önce Nijerya’da bitkisel içecek faciası diye bir haber çıktı. Nijerya’nın güneybatısındaki Ondo Eyaleti’nde bitkisel içecek tüketimi nedeniyle 30 kişi hayatını kaybetmiştir. Odigbo Yerel Yönetim Başkanı Taiwo Adegoroye, yaptığı açıklamada Ondo Eyaleti’ne bağlı Aroromi Obu ve Odigbo kentlerinde bitkisel içecek tüketenlerin zehirlendikleri şüphesiyle hastaneye kaldırıldıklarını ve 30’unun hayatını kaybettiğini bildirmiştir. Yaklaşık 50 kişinin ise hastanede tedavi gördüğünü, olayın soruşturmasının devam ettiğini açıklamıştır. Polis yetkililerinin, soruşturma tamamlanana kadar vatandaşlara ruhsatsız ve şüpheli alkollü içecekler ile bitkisel ürünler tüketmemeleri çağrısında bulunduğu bildirildi.

Yaşamın her alanında, görüldüğü gibi, insan canına kastedecek bir tehlike mevcut. Ama bu tehlikeleri aşabilmek için yasal ve bilimsel tedbirlerin alınması, bu tür tehlikelere maruz kalabilecek tüketicilerin bilinçlendirilmesi şart. Gelişmekte olan ülkeler ile geri kalmış ülkelerdeki yaşamın daha ucuz, ölümlerin daha sıradan oluşu, bilime, yasaya, kurallara daha az uyduklarından hâlâ ruhsatsız içecek üretilebildiği ve tüketilebildiği gibi can alıcı noktaların ölüme ve hastalıklara çağrı yaptığı kesin. 2026 yılında hâlâ market raflarındaki bir içeceğin tehlike saçması kabul edilemez. Hayatını kaybeden 30 can, boş yere ihmal zinciri ve üretim, denetim ve tüketim aşamalarındaki ihmallerin, yani “medeniyetsizliğin kurbanıdır”. Bu konuda vebal taşıyanların günahları büyük, affedilemez!

Gelişmişlik; medeniyet, yasalar, kurallar, üretim standartları, mevcut yasal statülere uyma zorunluluğu, uymayanlara caydırıcı cezalar, bilinçli tüketicilerin bu alanda varsa bir eksiklik sorumluluklarını taşıması, güçlü bir kamuoyu tepkisidir. Bilinç ve gelişmişlik ömrü uzatır. Bir düşünelim!