İnsanın en büyük mutluluğu sağlıklı olmasıdır. Ancak insanoğlu sağlığının kıymetini onu kaybedince anlar. Nefes alamayan bir KOAH hastası, düz yolda yürüyemeyen kalp yetmezliği hastası, tansiyonu tavanlarda gezen bir yüksek tansiyon hastasının yaşadıklarını hiç kimse tahmin bile edemez. Kolları ve ayakları oynamayan bir felç hastası için parmağının kıpırdamasının ne büyük mutluluk olduğunu anlatmaya hiçbir güç yetmez.

Ne para ne pul ne servet; sağlıklı olabilmenin, rahat nefes alabilmenin, rahatça yemek yiyip yatağında rahatça uyumanın karşılığı olamaz.

Nöroloji ilminde, nörodejeneratif hastalıklar diye bir grup hastalık tarif edilmiştir. İnsan vücudunda sinir sistemi elektrik telleri gibi, beyinden uyarıları ellerimize, kollarımıza, ayaklarımıza ileterek hareket etmemizi, düşündüklerimizi uygulama olanağımızı sağlayan sistemde, nöron adı verilen asıl sinir hücrelerinin işlevini kaybedip zamanla ölmesi, nörodejenerasyona uğraması sonucu ortaya çıkan bir dizi hastalıktır. Alzheimer, MS, Parkinson, ALS gibi hastalıklar bu gruba giren, yaşam kalitesini çok bozan, ilerleyen ve ölüme kadar götürebilen hastalıklardandır. Bu hastalıkların özelliği genellikle geri döndürülemez oluşudur.

Alzheimer hastalığı, çağımızda çok rastlanılan hastalıklardandır. Beyin hücrelerinin zamanla ölmesi sonucu hafıza, düşünme ve günlük yaşam becerilerinin ilerleyici bir şekilde kaybolmasına neden olan en yaygın nörodejeneratif hastalıklardandır. Eskilerin bunama dedikleri demans hastalığıdır. Alzheimer hastası, yakın zamandaki olayları, konuşmaları ve isimleri unutur. Zamanla yön ve zaman karışıklığı yaşar, bildik yerde kaybolabilir, ayı, yılı, zamanı karıştırır.

Günlük işlerinde zorlanma, eskiden kolayca yapabildiği işleri yapamama, hesap yapamama, ev aletlerini kullanmayı ve plan yapmayı başaramama, dil ve konuşma sorunları yaşar. Konuşurken doğru kelimeleri bulamaz. Kişilik değişimleri olur; aniden artan şüphecilik, agresiflik, depresyon, sosyal içe kapanma gibi belirtileri gösterebilir.

Henüz nedeni bilinmeyen hastalıklardan biridir Alzheimer. 1906 yılında Alman psikiyatrist ve patolog Alois Alzheimer tarafından tanımlandığı için onun adıyla anılır. Çevresel, genetik faktörlerin oluşumunda etkin olduğu bilinmektedir. İşte bir araştırma: Yüksek radyasyon, demans riskini artırıyor. Yüksek düzeyde radyasyona maruz kalmanın beyinde zincirleme reaksiyon başlatarak Alzheimer hastalığına yol açan toksik protein yumaklarını tetikleyebileceğini bilimsel olarak göstermişler. Bilim insanlarından bu ezber bozan Alzheimer araştırması tıp çevrelerinde de şok etkisi yarattı. ABD’deki Feinstein Tıbbi Araştırmalar Enstitüsünden bilim insanları, iyonlaştırıcı radyasyon maruziyetinin beyinde hücresel düzeyde zincirleme bir tepki başlatarak Alzheimer hastalığının en önemli patolojik özelliklerinden olan toksik protein yumaklarını tetikleyebileceğini gösterdiler.

Nükleer santrallerde ve uranyum işleme tesisleri gibi yüksek kümülatif maruziyet alanlarında çalışanların incelendiğinde 18 çalışmayı kapsayan bir meta-analizde, vücuda giren her milisievertlik radyasyon artışının demans riskini yüzde 11 oranında yükselttiği tespit edilmiştir. Alzheimer hastalığının nöron adı verilen sinir hücrelerinde büyük ölçüde amiloid plaklar, nörofibriler yumaklar oluşturarak beyinde nöronal bağlantıların kaybına neden olduğu bilinen bir gerçektir. En güçlü risk faktörü de apolipoprotein E’dir. Çalışmalar bu hastalığı da en kısa zamanda çözecektir. Şifa dolu, sağlıklı, Alzheimer’dan uzak günler dilerim.