Sokak hayvanları konusunda Türkiye’de, hatta dünyada toplumlar ikiye bölünmüş durumda. Kimisi için sokak hayvanlarını gözetip kollamak ve karınlarını doyurmak bir insaniyet meselesi ve sınavı iken kimine göre sokak hayvanları toplumsal düzeni bozan marazlar konumunda. Biz, Müslüman ve vicdan sahibi kimseler olarak elbette ilk tarafta durmaktayız.
Ancak bazı durumlarda ve hâllerde de özellikle saldırgan köpekler sokakta yürüyen insanlar için dahi tehlikeli olabiliyor. Bilhassa da tenha/ıssız mıntıkalarda ve köpekler sürü hâlinde gezinmektelerse…
Bu yazıda yazmak istediğim asıl mesele her gün çöpe giderek israf olan tonlarca yemeğin nasıl sokak hayvanlarının rızkı olabileceği ve onları doyurabileceğiyle alâkalı. Sokak hayvanlarının karnını doyurmak için vicdan sahibi insanlarca bireysel çabaların olduğunu biliyoruz. Ancak bireysel çabaların ötesine geçerek belediyelerce bu hayvanların karınlarının doyurulması kıymetli.
Ankara’da yaşadığım yıllar boyunca merak ettiğim restoranlardaki artan yemeklerin nasıl değerlendirildiği meselesiydi. Bilen bilir, Ankara’daki restoranların ekseriyeti bir yemek ısmarladığınızda ortaya envaiçeşit mezeler ve garnitür getirir. Tam da bu noktada çoğunlukla yenmeyen ya da artan binbir türlü yemeğin ve ekmeğin nasıl değerlendirildiği öğrenmek ve sormak istedim. Aldığım cevap, restorandaki bütün artan yemeklerin ayrıldığı ve günlük olarak Ankara’daki belediyeler tarafından toplanarak hayvan barınaklarındaki hayvanlara ulaştığıydı. Verdiğim bilgiler yanlış olsun istemem. Yaklaşık 10 sene öncesinde bu artan yemeklerin bu şekilde değerlendirildiğini hatırlıyorum.
Ankara örneğinden bağımsız olarak sormak ve öneride bulunmak istiyorum: Samsun’daki bütün restoranlardan Samsun Büyükşehir Belediyesi’nce ricâda bulunarak artan yemeklerini ayırmaları ve bu artık yemekleri günlük olarak toplayarak başta hayvan barınaklarındaki kedi ve köpekler olmak üzere bütün sokak hayvanlarına ulaştırmak gerekir düşüncesindeyim. Hem Müslüman olarak hem vicdan sahibi insan olarak bu şarttır.
Bazı sabahlar sahilde köpeklerin koklanarak yerleri aradığını ve karınlarını doyuracak yiyecekler aradığını müşahede ediyorum. Demek ki onlar da tıpkı insanlar gibi acıkıyorlar ancak yiyecek bir şey bulmakta zorlanıyorlar. Meselenin bir tarafı artan yemeklerin zayi olmaması iken madalyonun öteki yüzünde binlerce sokak hayvanının karınlarının doyurulması var.
Samsun’daki bütün restoran ve lokantalardan artık yiyecekleri toplamak ve sokak hayvanlarına ulaştırmak gerekir. Bu mümkün müdür? Biraz çaba ve gayret göstererek, bu konudaki hassasiyet taşıyan insanların bu işte görev almasına öncelik vererek, sokak hayvanlarının da can olduğunu unutmayarak mümkün. Başkan Halit Doğan’dan ricâm ince ve titizlik gerektiren birçok konuda ve meselelerde hassasiyet gösterdiği gibi sokak hayvanlarını himâye ederek onlar için de vicdani ve insani bir çözümü hayata geçirmesi. Meselenin öteki yüzü de arta kalan yemeklerin israf olmayarak sokak hayvanlarına rızık olabilmesi, elbette.
Aslında Samsun’da Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen “Güçten Düşmüş Sahipsiz Hayvan Bakım Merkezi” var. Fakat ben konunun mütehassısı ve ilgilisi olmadığımdan ne denli fonksiyonel bir şekilde bu barınağın işlediğini bilmiyorum. Dolayısıyla, iki tavsiyem olacak: Birincisi, bu hayvan barınaklarının sayısını artırmak ve sokaklardaki hayvanların ekseriyetini bu barınaklara almak. İkincisi ve en önemlisi de restoranlardaki israfı değerlendirebilmek amacıyla artan yemekleri mutlaka sokak hayvanlarına ve barınaktaki hayvanlara ulaştırabilmek.
Bizler, mezarlıklara kuşlar su içsin diye suluk yapan bir toplumuz. Camii duvarlarına kuş evleri yapan… Sokak hayvanlarına gereken değeri vermek ve karınlarını doyurmak Müslümanlığın ve vicdan sahibi bir insani duruşun icâbıdır. İnsanların hayır duasını almak kadar sokak hayvanlarını doyurabilmenin sevabını da kazanabilmemiz gerek, vesselâm.
Gazi Giray Günaydın