Karadeniz'de 8 milyon insanın geçim kaynağı, tarımsal ürün ihracatının lokomotifi fındıkta, fiyat istikrarı yakalanamazsa durum hiç de iyi olmayacak...

Taban fiyat henüz açıklanmamıştı...

21 Temmuz'da, "Fındıkta zor sezon" başlıklı yazımda, yüksek rekolte algısının yaratıldığını belirterek, "Türkiye'nin fındık üretimindeki rakipleri İtalya, Amerika ve Şili'de de yüksek rekolte beklentisi var...

Bunun anlamı gayet açık...

Fındık taban fiyatı beklendiği gibi olmayacak" demiştim...

"Kulislerde taban fiyatın 225-250 lira arasında olacağının konuşulduğunu" da belirtmiştim...

Nitekim, Levant fındığın taban fiyatı 250 lira olarak açıklandı.

3 Ağustos'ta ise "Fındıkta yeni senaryolar" başlıklı yazımda, geçen sezon tezgâhlanan oyunu hatırlatarak, 195 lira olarak açıklanan fiyatın önce 400 liraya yükseldiğini, daha sonra da 170 liralara kadar düşürüldüğünü ifade etmiştim...

7 Ağustos'ta ise "Fındık deyip geçme" başlığını attığım yazımda, taban fiyatın o günkü kurla 5 dolar 26 cent ettiğini belirterek, asıl meselenin fiyat istikrarı olduğunu kaydetmiştim...

Çok geçmeden dediğim çıktı ve bugünlerde fındık fiyatı 170 liraları gördü...

Bu durumu da "Fındığı daha dalındayken Avrupalı alıcılara satan 'alivreciler'in fiyatı düşürmek için her fırsatı kollayacağını, tekel konumundaki firma ile çalışan tüccarların erkenden alıma geçmeyecek" diye yorumlamıştım...

Ve o yazıda, "Alım olmayınca, paraya ihtiyacı olan üretici fındığını taban fiyatın çok altında satmak zorunda kalacaktır. O yüzden TMO'nun üreticileri bekletmeden hızlı alım yapması ve ödemeleri kısa sürede gerçekleştirmesi gerekir" demiştim...

Dünkü, "Alımlar, kota ve ödeme planı" başlıklı yazımda da üründeki spekülasyonların önünü kesecek hamleleri sıralamıştım...

TMO tarafından alımlar hızlı yapılır, ödemeler gecikmeden hesaplara yatar ve kota artırılırsa, fiyatta az da olsa bir düzelme görülecektir...

Ayrıca, TMO depolarındaki eski fındığı uzun bir süre satmayacağını da açıklamalıdır...

Aksi takdirde, fındığı serbest piyasada 170 liraya bile satmak mümkün olmayacaktır...

Görünen köy kılavuz istemiyor...

"Kahin" değilim elbette ama yıllardır fındığı yazan gazetecilerden biri olarak, şeytanın bile aklına gelmeyen tezgâhları gördük!...

Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan da biliyor zaten!...

Yoksa, bu spekülatörler için "Alavereci-dalevereci" deyimini kullanır mıydı?...

Sıkıntının özünde, "serbest piyasa" koşullarının sağlıklı biçimde oluşmaması yatıyor.

Çünkü tekel konumundaki firmalar, serbest piyasayı kontrol altında tutuyor...

Buna "serbest piyasa" demek mümkün mü?...

Piyasa kontrol altında olmasaydı, geçen sezon rekolte çok düşük gerçekleşmesine rağmen fındık fiyatı bu kadar düşer miydi?...

Devletin serbest piyasa fiyatlarını sabitleyemeyeceğini biliyorum ama TMO üzerinden bazı önlemleri alabileceğini de umut ediyorum...

Bunu dün de açıkça yazdım...

Alımların hızlı yapılması, kotanın artırılması ve ödemelerin gecikmeden hesaplara yatırılmasının yanı sıra Rekabet Kurumu'nun şikâyetlere gecikmeden müdahale etmesi gibi...

Yoksa fındık da bitecek, Karadenizli de...