Samsun’da önemli bir maç oynandı ama daha düdük çalmadan akıldaki ilk soru şuydu: Samsunspor-Beşiktaş gibi dikkat çeken, tribün ateşi yüksek, futbol kamuoyunun ilgisini çeken bir karşılaşma nasıl olur da saat 17.00’ye konurdu? Böyle maçların atmosferi başka olur, seyir değeri başka olur, ekran karşılığı başka olur. Yayıncı kuruluşun da, TFF’nin de böyle bir maçı daha doğru bir saate koyması gerekirdi. Futbolu büyütmek istiyorsan önce böyle maçların kıymetini bileceksin. Ama Samsun’daki 12. adam, bu yanlış saate rağmen tribünleri doldurdu, takımını yalnız bırakmadı, üzerine düşeni sonuna kadar yaptı. Onlara helal olsun.

Maça iki takım da coşkulu başladı. İlk bölümde Beşiktaş oyuna biraz daha istekli, biraz daha önde ve biraz daha fazla isteyen taraf gibi girdi. Özellikle Orkun’un ara paslarıyla siyah-beyazlılar ilk 10 dakikada iki kez etkili oldu. Önce Murillo’nun sağdan ortasında Ho çok müsait durumda yükseldi ama yaptığı kötü kafa vuruşuyla net fırsatı harcadı. Ardından yine Orkun’un hazırladığı hücumda bu kez Cengiz çaprazdan vurdu ancak top kaleyi bulmadı.

Samsunspor ilk şutunu 18. dakikada Ntcham ile denedi. Uzak mesafeden çok sert vurdu ama meşin yuvarlak dışarı çıktı. 22. dakikada ise Samsunsporumuz ilk yarıdaki en etkili atağını geliştirdi. Soldan Tomasson çok iyi ortaladı, Ntcham tek vuruşunu yaptı ama Ersin çok kritik bir hamleyle gole izin vermedi. O ana kadar Samsunspor adına en net pozisyon buydu.

Beşiktaş ilk yarının son bölümünde bir kez daha tehlikeli geldi. Agbadou çaprazdan vurdu, kaleci Okan son anda çıkararak takımını ayakta tuttu. Böylece ilk 45 dakikada iki taraf da zaman zaman yokladı ama son vuruşlardaki eksiklik nedeniyle Samsun’da ilk yarıda gol sesi çıkmadı.

İlk yarının rakamları da sahadaki görüntüyü doğruladı. Beşiktaş topa daha fazla sahip oldu, daha fazla şut attı, kornerlerde üstünlük kurdu ve ilk yarıda oyunu biraz daha fazla iten taraf gibi göründü. Ama bütün bu üstünlüğü skora çeviremedi. Samsunspor ise kendi sahasında oynamasına rağmen ilk bölümde hücumda daha pasif kaldı, zaman zaman çabuk çıkışlarla etkili olmaya çalıştı ama bunu sürekli hale getiremedi. Yine de oyunun içinde kaldı, direndi, ayakta kaldı.

Ama ikinci yarı başladığında sahada bambaşka bir Samsunspor vardı.

Dakikalar 50’yi gösterdiğinde takımın en golcü ismi Carlo Holse, Ntcham’ın pasında ceza yayı dışının da gerisinde, yaklaşık 20 metreden merkezde boşluğu buldu. Sol ayak içiyle nefis bir plase vurdu, topu kaleci Ersin’in sağına adeta ampul gibi astı ve Samsunspor’u 1-0 öne geçirdi. Gerçekten çok klas, çok temiz bir goldü. Bu golle Holse ligdeki 8. golünü kaydetti.

Holse’nin golünün ardından Samsunspor baskıyı bırakmadı. Bu kez Coulibaly ile ceza sahası içinde yakaladığımız pozisyonda top net biçimde Beşiktaş savunmacısının eline çarptı. Ama ne hakem bu pozisyonda gerekeni yaptı ne de VAR devreye girip bu pozisyonun hakkını verdi. Açık söyleyeyim, böyle bir pozisyonu geçmek Samsunspor adına büyük haksızlıktı. Yazık oldu.

Dakikalar 56’yı gösterirken Samsunspor bir kez daha çok etkili geldi. Bu kez Emre sol taraftan Coulibaly’ye pası verdi. Holse’nin golünün adeta kopyası gibiydi. Aynı bölgeden, aynı soğukkanlılıkla, aynı kaliteyle vurdu Coulibaly. Topu köşeye astı ve Samsunspor’u 2-0 öne geçirdi. Resmen Holse’nin golünden kopya çekmiş gibiydi. Çok şık, çok temiz, çok özgüvenli bir vuruştu.

Samsunspor 16 dakika içinde attığı 2 golle maçı bir anda kendi lehine çevirdi. Bu goller sadece skoru değiştirmedi, Beşiktaş’a da takım olarak büyük bir şok yaşattı. Siyah-beyazlılar Samsun’da neye uğradığını adeta şaşırdı. Çünkü ikinci yarının başında oyunun yönü tamamen değişti; özgüveni yükselen, rakibini bunaltan, tempoyu artıran taraf Samsunspor oldu. Beşiktaş ise bu baskı karşısında bir anda dağıldı, ritmini kaybetti, oyunun kontrolünü tamamen elinden kaçırdı.

İkinci yarıda gollerle birlikte maçın temposunu da, oyunun kontrolünü de eline alan taraf Samsunspor oldu. Rakip sahaya yerleşen, oyunu öne yıkan, özgüveni artan ve ne yaptığını bilen bir Samsunspor izledik. Holse’nin golü takımı ayağa kaldırdı, Coulibaly’nin golü ise Beşiktaş’ın dengesini daha da bozdu. Holse ve Madji ile yakalanan fırsatlar değerlendirilseydi oyun çok daha farklı bir skora gidebilirdi. Yani ikinci yarıda sahada sadece öne geçen bir takım değil, farkı büyütme ihtimali olan, rakibine nefes aldırmayan bir Samsunspor vardı.

Bizim çocuklar adeta resital yaptı. Beşiktaş’ı ikinci yarıda sahadan sildiler sözü bu maç için tam yerine oturdu. Çünkü Samsunspor ikinci 45 dakikada sadece skoru almadı; oyunu aldı, tempoyu aldı, sahayı aldı, morali aldı. Hem pas kalitesinde, hem pozisyon üretiminde, hem mücadelede, hem de oyunun genel hakimiyetinde üstün taraf oldu. Oyunun son bölümünde Souza ile yakalanan fırsat da bunun en net örneklerinden biriydi. O pozisyon da gol olsa bu maç çok rahat 3-0, hatta 4-0’a giden bir hikâyeye dönüşebilirdi.

Samsunsporumuz oyuna sonradan giren Ndiaye ile de çok etkili bir pozisyon yakaladı. O atağın hazırlanışı tam anlamıyla ders niteliğindeydi. Pasın zamanı doğruydu, koşu doğruydu, yerleşim doğruydu. Bir tek final eksik kaldı. Eğer o pozisyon golle sonuçlansaydı maçın en güzel anlarından biri olarak hafızaya kazınırdı. Gerçekten tadından yenmezdi.

Beşiktaş oyunun son bölümünde Rashica ve Cerny ile gol aradı. Ama ya karşılarında Okan’ı buldular ya da top daha kaleye gitmeden bizim çocuklar araya girip tehlikeyi büyümeden önledi. Yani Samsunspor savunması o dakikalarda rakibine gerçek anlamda gol şansı tanımadı. Beşiktaş son anlarda bir umut aradı ama Samsunspor hem kalecisiyle hem savunma direnciyle buna izin vermedi.

Dakikalar 89’u gösterdiğinde maçın içine bir de Gürcan Hasova kararı girdi. Tomasson’un eline çarpan topa penaltı verdi. Açık söyleyeyim, bu karar sahadaki bütün dengeyi, bütün adalet duygusunu tartışmaya açtı. Çünkü ilk yarıda Beşiktaşlı oyuncunun eline çarpan çok daha net pozisyonda ne sahada aynı kararlılığı gördük ne de VAR’dan aynı hassasiyet geldi. İşte futbolun canını yakan da tam olarak bu oluyor. Aynı maç içinde benzer pozisyonlara farklı karar verirsen insanlar da doğal olarak çıkar sorar: Bu standardı neye göre belirliyorsunuz? Samsunspor aleyhine olunca düdük daha kolay çalınıyor da iş öbür tarafa gelince neden aynı kararlılık gösterilmiyor? Buna itiraz etmek haktır. Çünkü burada mesele sadece bir penaltı değildir; mesele aynı maçta aynı pozisyona aynı gözle bakılmamasıdır. Yazıktır, günahtır.

Ama bütün bunların üstünde konuşulması gereken asıl gerçek şuydu: Samsunspor ikinci yarıyı müthiş oynadı. Bu 45 dakikada sahada ne yaptığını bilen, rakibini boğan, oyunu domine eden, kazanmaya inanan bir takım vardı. Özellikle ikinci yarıdaki futbol alkışı sonuna kadar hak etti.

Bir alkış da 12. adama… Bu saatte tribünleri doldurdular, takımı ittirdiler, oyunun içine girdiler, Samsunspor’a büyük güç verdiler. Böyle taraftara helal olsun. Takım sahada mücadele ettiyse tribün de üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.

Buradan Yüksel Başkan’a, Fink hocaya ve ekibine, bütün futbolcu kardeşlerime kocaman alkışlar ve tebrikler gönderiyorum. Çünkü bu galibiyet sadece 3 puan değil; özgüven, moral ve birlik beraberlik kazanımı oldu. Hele bir de önümüzde kupa hedefi varken, böyle bir galibiyetin değeri daha da büyüdü. Samsunspor bu maçta sadece Beşiktaş’ı yenmedi; aynı zamanda camiaya yeniden inanç verdi.

İşte futbol böyle oynanır.
İşte büyük maç böyle çevrilir.
İşte taraftarına böyle cevap verilir.

Samsunspor ikinci yarıda resmen mesaj verdi:
Ben buradayım, ben güçlüyüm, ben bu yarışın içindeyim.

Bu galibiyet kupa için de çok büyük moral oldu.
Helal olsun bizim çocuklara.