Zaman zaman birtakım meczuplar ortaya çıkar...

Kimi Anıtkabir'de eylem yapar, kimi Atatürk'ün büstüne saldırır, kimi de çirkin ifadeler kullanır...

Öncelikle hiç kimse Atatürk'ü sevmek zorunda değildir...

Ancak hiç kimse; çoluk çocuğa tecavüz eden, malını mülkünü yağmalayan, ezanı susturup bayrağı indiren emperyalistlere karşı bu vatan için savaşan büyük bir kahramana hakaret etme hakkına sahip değildir.

Hele de bunu, Avrupa'da birçok ülkede bile yokken seçme ve seçilme hakkını tanıdığı bir kadın yaparsa...

Bu düpedüz nankörlüktür!..

Geçende Terme Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi bir kadının sosyal medyadaki paylaşımlarını hayretle okudum...

Bir kadın, bu kadar çirkin ifadeleri alt alta nasıl böylesine sıralar, anlamış değilim...

Burada yazmaya utanıyorum...

Bunca yıllık gazeteciyim, ne böyle bir şey gördüm ne de işittim...

Solculuğa veya "Kemalist" düşünceye fikirsel anlamda karşı çıkmayı anlarım ama o kavgada bile söylenmeyecek ifadeler ne böyle?..

Bu düşünceyi savunan insanları pezevenklikle, tefecilikle ve sexshop işletmeciliğiyle suçlamak çok ağır değil mi?..

Uzatmak istemiyorum...

Çünkü yazdıkça utancım artıyor...

Gerçi birileri de ona yaptığı bu hakaretin çok ağır olduğunu hatırlatmış olacak ki, hem partisinden hem de meclis üyeliğinden istifa etmek zorunda kaldı...

Uyaranın ağzına sağlık olsun!..

Bu arada, yeri gelmişken, sosyal medyada oluşan hakaret kültürünün herkesi rahatsız eden boyuta ulaştığını da söylemeden geçemem!..

Bu gidişe bir "dur" demek gerekmez mi?..

Bu ülkede nasıl bir akıl tutulması yaşanıyor ve nasıl bu hale geldik, çözemiyorum...