Hükümetin özelleştirme tutkusu dinmiyor. Seçim öncesi boşalan Hazine kasasını doldurmayı amaçlayan iktidar, devlete devasa maddi katkı sağlayan köprü ve otoyolları özelleştirmeye hazırlanıyor.
Son bir yıldır gündemde olan özelleştirmeye ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre, 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile otoyol ve çevre otoyolları 30 yıllığına özelleştirilecek. Bütünü veya parsel parsel devredilmeyle köprü ve otoyol ücretlerine fahiş oranda zam yapılacak. Zira, buraların işletmesini devralacak yabancı veya yerli şirketlerin bugünkü geçiş ücretine devam etmeyeceği belli. Yük yine vatandaşa binecek. Artacak geçiş ücretleri, yıllardır düşmesi için mücadele edilen enflasyonu azdıracak.
2 boğaz köprüsü, 8 otoyol ve 2 çevre yolunun özel sektöre devredilmesiyle kamu 30 yılda 18 milyar dolarlık gelirden olacak. Önceki yıllardaki kamu kurumlarının özelleştirilmesi gibi bu kez de kar eden ulaşım hatları kamunun elinden çıkarılacak. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) verilerine göre özelleştirilmesi öngörülen köprü, otoyol ve çevre yollardan 2025 yılında 23.59 milyar TL gelir sağlandı. Bu tablo ortada iken hükümetin bitmeyen özelleştirme sevdasından ötürü yine altın yumurtlayan tavuğun başı kesilecek.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, köprü ve otoyolların satılmayacağını, mülkiyetinin devlette kalacağını, işletme hakkının belirli süreyle devredileceğini açıkladı. 30 yıl gibi uzun süre buraları devralan şirketlerin kasası dolacak. Bu para Hazine’nin kasasına girse fena mı olur. Niye özelleştiriliyor. Sonuçta devir işleminden vatandaş zarar görecek. YENİ Parti Zonguldak milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, şubat ayında otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine ilişkin hükümetin hazırlık yaptığını kamuoyuna duyurmuştu. İktidar, Yavuzyılmaz’ın açıklamalarını yalanlamıştı. Geldiğimiz aşamada Deniz Yavuzyılmaz haklı çıktı, özelleştirmenin ilk adımı atıldı,
Köprü ve otoyollara İspanya, Güney Kore ve Çin’den bazı şirketlerin yanı sıra Türkiye’den kamuoyunun yakından bildiği şirketlerin talipli olduğu kamuoyuna yansıdı. Tabii ki isterler büyük kar elde edecekleri altın yumurtlayan tavuğa sahip olmayı. Bakalım kim alacak buraları. Köprü ve otoyollar özelleşirse yurttaşın ödeyeceği geçiş ücreti korkunç fiyata yükselecek, birilerinin cebi dolacak. Vatandaşın vergileri ile yapılan, devletin kasasına önemli tutarda gelir sağlayan bu otoyol ve köprülerin satışa çıkarılması kamuoyunda büyük tepki var. Ama hükümet tepkileri dikkate almayacak,birilerine özelleştirme yolu ile devredilecek.
Birçoğu Cumhuriyet döneminde kurulan, on binlerce kişiye istihdam olanağı sağlayan Türkiye’nin göz bebeği kurumlar Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde 1986 yılı sonundan itibaren liberal politikalara koşut satılmaya başlandı. 2002 yılında işbaşına gelen AKP iktidarları döneminde özelleştirme uygulamaları hız kazandı. Aralarında PETKİM, SEKA, TÜPRAŞ, ERDEMİR ve SEKA gibi dev kurumların olduğu devlete ait çok sayıda KİT özelleştirme tutkusu ile elden çıkarıldı. Buralarda çalışan binlerce emekçi kıdem tazminatları ödenerek işlerine son verildi.
1986 yılından bu yana gerçekleştirilen özelleştirmelerden toplam 74 milyar dolar
tutarında gelir elde edildi. 66 milyar 4 milyon 22 bin dolarlık satış 23 yıllık AKP iktidarları döneminde yapıldı. AKP’nin özelleştirme sevdası giderek arttı. Türkiye, özelleştirmelerden ötürü sanayinin yanında tarım ve gıdada dışarıdan ürün ithal eder hale geldi. Çiftçi, köylü perişan oldu, emekçi işini kaybetti. Özelleştirmenin ağır bedelini ödedi halk, ödemeye devam edecek. Ülke kalkınmasında öncü rol oynayan Türkiye Cumhuriyeti’nin gözde kurumları birer birer elden çıkarıldı . Turgut Özal ile başlayıp, Tansu Çiller ve AKP dönemlerinde süren devlet kurumlarının özel sektöre satışı sonunda çok sayıda işçi kıdem tazminatları ödenmek suretiyle işten çıkarılarak ekmeğini yitirdi.
“Kamusal fayda taşımayan kurumların üretimdeki payının azaltılması” savı ile hareket eden iktidar, özelleştirmeden vazgeçmeyeceğini iki köprü ve dokuz otoyolun devri kararı ile bir kez daha gözler önüne serdi.
1985 yılında başlayan özelleştirme kapsamında Türk Telekom, TÜPRAŞ, Erdemir, Petkim, TEKEL, Sümerbank, Bedaş, Ayedaş gibi yüzlerce kamu kurumu ve kuruluşları dış borçların ödenmesi, hazineye kaynak yaratma adına elden çıkarıldı. Oysa bu kurumlar zarar etmiyor, devlete kar sağlıyordu. TEKEL, TÜPRAŞ, Erdemir, Petkim gibi kuruluşlar satıldıktan sonra kar üzerine kar ederek değerini katladı.
Türk Telekom, TÜPRAŞ, Elektrik Santralleri, Barajlar, Seydişehir Alüminyum, Sümerbank, TEKEL ve diğer kurumlar, “zarar ediyor, devlet ayakkabı, basma üretmez, içki satmaz” gibi söylemlerle piyasa değerinin altında fiyatlarla sözüm ona özelleştirildi. Bu fabrikaları satın alanlar 3- 5 yıl sonra ödediklerinin çok üzerinde rakamlarla yabancı sermayeye devretti. Cumhuriyetle yaşıt bu kuruluşlar kamunun elinde kalsa, devlet kazansa, işsize istihdam olanağı yaratılsa kötü mü olurdu? Altın yumurtlayan tavuk kesilir miydi hiç? Ne yazık ki kesildi.
