“ Kasada para ve kaynak yok” denilerek milyonlarca emekli sürekli sefalet zammına mahkum edilirken, bu yılın ilk altı ayında 1trilyon 480 milyar TL tutarında faiz ödemesi yapıldı.
Altı aylık bütçe uygulamaları sonuçlarına göre, ocak-haziran döneminde merkezi yönetim bütçesinden toplam 8 trilyon 730 milyar TL harcandı. Bu harcamanın en büyük kalemi yaklaşık 1 trilyon 480 milyar TL ile faiz ve Hazine yükümlülüğü ödemeleri oldu. Aynı dönemde sosyal güvenliğe ayrılan kaynak 723 milyar TL’de kaldı. Yani ilk altı ayda faize, sosyal güvenliğe ayrılan paranın iki katından fazlası ödendi. 2026 yılının ilk yarısında bütçeden faize ayrılan pay yüzde 16.8’e çıkarken, sosyal güvenliğe ayrılan pay yüzde 8.3’e geriledi. Faiz ödemelerinin sosyal güvenliğe ayrılan paya oranı yüzde 2.02’ye, yani iki katına ulaştı.
İktidar temmuzda milyonlarca emekli, dul ve yetime yüzde 17.76 oranında artışı layık görürken, faize giden 1 trilyon 480 milyar TL dudak uçuklattı. Bir anlamda faize giden para emekliyi soluklandıracak yüksek oranlı zammı yuttu. Yüzde 17.76 oranındaki artışla en düşük aylık 23 bin 552 TL’ye yükseldi. Bu tutar 23 bin 600 TL’ye bile yukarı yönlü yuvarlanmadı . Emekliden 48 TL’nin bile sakınılması hükümetin ısrarla dile getirdiği “ kaynak yok” gerekçesi. Zaten memur ve emekliye verilecek her zam döneminde, ya TÜİK’in çarşı fiyatlarından uzak TÜFE açıklanıyor, ya da seyyanen zam istemleri karşısında “ Kasada para yok” bahanesi ileri sürülüyor.
2019 yılında ortalama emekli aylığı 1.917 TL, en düşük emekli aylığı 1.000 TL idi. Ortalama emekli aylığı 2019’da en düşük aylığın yüzde 92 üzerindeydi. 2026 yılında bu fark yüzde 15’e indi.2026 yılı temmuz ayında ortalama emekli aylığı 27 bin 100 TL, en düşük aylık 23 bin 552 TL oldu. En düşük aylık yedi yılda 24 katına çıkarken ortalama aylık 14 katına yükseldi. Milyonlarca emekli ödedikleri prim tutarı farklarına karşın en düşük aylıkta eşitlenmeye başladı. Halen 5.5 milyona yakın işçi, esnaf ve çiftçi emeklisi 23 bin 552 TL’lik aylıkla geçinmeye çalışıyor. İleri yıllarda 10-11 milyon emeklinin en düşük aylığa talim edeceği belli.
Prim ödemelerine göre farklı aylık bağlanabilmesi için 5510 Sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nda değişiklik yapılması gerekli. Mevcut yasaya göre prim ödeme süresi, prime esas kazanç ve hizmet yılı aylık düzeyinde anlamlı fark oluşturmuyor. Sistem , çalışma ve geçmiş ücrete orantılı bir emeklilik aylığı vaadinden vazgeçerek, herkesi asgari düzeyde eşitleyen duruma dönüştü. Asgari düzey de asgari ücret ve açlık sınırının çok altında. Asgari ücret 28 bin 75 TL, en düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL. Her ikisi de 36 bin 940 TL tutarındaki açlık sınırının hayli altında.
Bu tablo ve uygulamalara bakıldığında siyasi iradenin sürekli dile getirdiği “Emekliye, asgari ücretliye ve memura kaynak” gerekçesi hiç doğru değil. Zira bu yılın ilk altı ayında faize 1 trilyon 480 milyar TL ödenirken, sosyal güvenliğe sadece 723 milyar TL kaynak ayrılıyor. Arada iki katı aşan fark var. Yıl sonuna değin bu farkın daha açılması olası. Onun için, “paramız yok, mali disiplin” gibi bahaneler dar ve sabit gelirli tarafından inandırıcı bulunmuyor. Siyasi tercihlerden ötürü memura, emekliye, asgari ücretliye hep düşük zam veriliyor. Lakin ekonomide gözle görülen iyileşme yok, yüksek enflasyon alev alev her yeri yakıyor. İzlenen ekonomik program dar ve sabit gelirli kitlenin ötelendiği ortaya koyuyor.
Milyonlar açlıkla boğuşmaya devam ederken dizginlenemeyen yüksek enflasyondan ötürü yoksullaşan, hayat pahalılığında hırpalanan milyonlarca memur, emekli ve asgari ücretli maaş, ücret ve aylık artışlarının belli olacağı ocak ayını bekliyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılı öncesi eline geçen para ile sorunsuz yaşamını sürdüren dar ve sabit gelirli bugün açlık ve yoksulluk sınırının altındaki aylıklarla ayakta kalmaya çalışıyor. Bir zamanlar “orta direk” sayılan memur da günümüzde artık yoksullar grubuna girdi. Daha düşük gelire sahip emekli, dul, yetim ve asgari ücretlinin durumu içler acısı. Kaybedenler Kulübü’nün doğal üyesi onlar. Hep yitiriyor, hep maddi sorunlarla boğuşuyor, yaşamın en ağır tokadını yiyorlar.
Hal böyle olunca milyonların gözü doğal olarak zam ayı olan ocak 2027’ye çevrildi. Alın teri ve emekli aylığı ile geçinenler için ocak ayı umut ayına dönüşüyor. Ne var ki aldıkları zam karşısında hep şoke oluyorlar. Yakınılan tablo aylık ve maaşlara 6 aylık enflasyon zammının dışında seyyanen artışı zorunlu kılıyor. 2027 yılında erken seçim gündeme gelirse milyonlara yüksek oranlı zam da gündeme gelebilir. Seçim yoksa enflasyon zammına devam.