“Çocuğum kitap okumuyor.”
Bu cümleyi bugün birçok anne babadan duyuyoruz. Çocuklarımızın kitapla yeterince buluşmadığından, telefon ve ekran başında daha fazla zaman geçirdiğinden yakınıyoruz. Peki hiç kendimize şu soruyu soruyor muyuz:
Çocuğumuz kitap okumuyorsa, ona kitap okumayı gerçekten biz mi öğrettik?
Bir çocuğa “Kitap oku” demek kolaydır. Fakat çocuklar çoğu zaman söylediklerimizden çok, yaptıklarımızı öğrenir.
Evde kitap okuyan bir anne, elinde kitapla görünen bir baba, birlikte kitap üzerine konuşulan bir aile ortamı varsa çocuk için kitap yalnızca bir eğitim aracı olmaktan çıkar; hayatın doğal bir parçasına dönüşür.
Çocuğumuza okumayı sevdirmek istiyorsak, önce ona okumayı sevdirecek bir ortam hazırlamalıyız.
Çünkü çocuk, kendisine sürekli “Oku” denilmesinden çok, “Ben de okuyabilirim” duygusunu yaşayarak okur.
Bugün çocuklarımızın dikkatini ekranlar, kısa videolar ve hızlı tüketilen içerikler fazlasıyla meşgul ediyor. Bu nedenle çocukları yalnızca eleştirmek yerine, onların dünyasını anlamamız gerekiyor.
Onlara kızmak yerine yanlarına oturmalı, birlikte bir kitap seçmeli, birkaç sayfa okumalı ve üzerine konuşmalıyız.
Belki de çocuğumuza verebileceğimiz en güzel hediye, pahalı bir oyuncak değil; birlikte geçirilen sessiz bir okuma saatidir.
Çünkü kitap yalnızca bilgi vermez.
Kitap; düşünmeyi, sorgulamayı, hayal etmeyi, empati kurmayı ve farklı hayatları anlamayı öğretir.
Okuyan çocuk yalnızca kelimeleri öğrenmez; insanı ve hayatı anlamaya başlar.
Bu nedenle çocuklarımızın kitap okumamasını sadece onların sorunu olarak görmemeliyiz. Bu durum aynı zamanda ailelerin, eğitim sisteminin ve toplumun birlikte düşünmesi gereken bir meseledir.
Çocuğa kitap okutmak, geleceğe yatırım yapmaktır.
Çünkü bugün bir çocuğun eline verdiğimiz kitap, yarın onun dünyaya bakışını değiştirebilir.
O halde çocuklarımıza bir kez daha “Kitap oku” demeden önce kendimize bakalım.
Evimizde kitap var mı?
Çocuğumuz bizi kitap okurken görüyor mu?
Onunla kitap hakkında konuşuyor muyuz?
Belki de aradığımız çözüm, çocuğumuzun odasında değil; kendi davranışlarımızın içinde saklıdır.
Unutmayalım:
Çocuklarımıza okumayı emretmekten daha etkili olan, onlara okumayı yaşamaktır.
Bir toplumun geleceği yalnızca okullarında değil, evlerinde açılan kitapların sayfalarında da şekillenir.
Toplumun nefesi, kuşakların birbirine verdiği değerde saklıdır.
Kazım İLHAN
Sosyolog / Yazar