Hayat bazen insana, yıllar sonra bile unutamayacağı dersler verir. O dersler yalnızca kişinin kendisine değil, topluma da ışık tutar.
Yıl 1994...
İstanbul 1'inci Ordu Tabanca Atış Müsabakaları'nda yarışıyordum. Takımda benden daha yüksek rütbeli subaylar vardı. Ben ise bir üstçavuştum. Yarışma sonunda yavaş atışta birinci, askerî çabuk atışta ikinci, genel ferdi klasmanda ise birinci oldum.
Bu sonuç herkesi memnun etmedi.
Kara Kuvvetleri müsabakalarına gidecek takım yeniden belirlenecekti. Bunun için takım içinde yeniden seçme atışları yapılmasına karar verildi. Kimileri sonucun değişeceğini düşünüyordu.
Ben ise kimseyle tartışmadım.
Sadece çalıştım.
Evimin uygun bir köşesine hedef kâğıtları astım. Her gün kuru tetik çalıştım. Boş zamanlarımı antrenmanla değerlendirdim. Yüzlerce mermi attım, binlerce kez aynı hareketi tekrar ettim.
Yeniden yapılan seçmelerde yine birinci oldum.
Ardından Manisa'da düzenlenen Kara Kuvvetleri Komutanlığı Atış Müsabakaları'na katıldım ve o yıl ferdi klasmanda dokuzuncu oldum.
O gün bir gerçeği bir kez daha gördüm:
Hedef, rütbeye değil; emeğe bakar. Başarı ise ünvanla değil; azim, disiplin ve kararlılıkla kazanılır.
Bugün bu anımı neden paylaşıyorum?
Çünkü hayatın her alanında aynı gerçeği görüyorum. İster kamu yönetiminde, ister sivil toplum kuruluşlarında, ister meslek örgütlerinde olsun; başarı makamla değil, çalışmayla gelir.
İnsanlar artık uzun konuşmalar değil, verilen sözlerin hayata geçtiğini görmek istiyor.
Bir kurumun başarısı yalnızca başkanın omuzlarında değildir. Başarı; ortak hedefe inanan, sorumluluk alan, çözüm üreten ve birbirini tamamlayan bir ekiple mümkündür.
Liderlik, sadece yöneten kişi olmak değildir. Liderlik; dinlemek, çalışmak, mücadele etmek, gerektiğinde sorumluluk almak ve ekibiyle birlikte çözüm üretmektir.
Hayat bana şunu öğretti:
Mücadele eden yorulabilir; ancak vazgeçen kazanamaz.
Bugün hangi görevde olursak olalım, makamlarımız ne olursa olsun, geriye bırakacağımız en değerli miras; dürüstlükle yapılan hizmet, verilen emek ve insanlara kazandırılan umuttur.
Çünkü tarih, çok konuşanları değil; geride eser bırakanları hatırlar
Unutmayalım;
Boşa geçen zaman, ertelenen çözümler ve tutulmayan sözler; sadece kurumları değil, insanların umutlarını da tüketir.
Emekle verilen her mücadele, samimiyetle atılan her adım ve hayata geçirilen her icraat ise hem insana hem topluma bırakılmış en kıymetli mirastır.
Biz, "Toplumun Nefesi" olarak; insanımıza umut olmaya, düşündürmeye, farkındalık oluşturmaya ve sizlere nefes aldırmaya devam edeceğiz.
Sevgi, saygı ve muhabbetle…

Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı