Bazı insanlar sadece bir meslek icra etmez; yaşadıkları şehrin hafızasına da iz bırakırlar. Samsun'un "Çaydanlıkçı Zeki"si olarak tanınan merhum Zeki Yılmaz, işte böyle gönüllerde yer edinmiş güzel insanlardan biriydi.

Yıllar önce evimizdeki eski çaydanlık ve çayniklerin kulplarını değiştirmek, kullanılabilir hâle getirmek için dükkânına gitmiştim. Daha içeri girer girmez güler yüzüyle karşıladı.

"Hoş geldin. Ne içersin?" dedi.

Küçücük iş yerinin önünde çaylarımızı içerken koyu bir sohbete daldık. O daracık dükkânın içinde yalnızca çaydanlıklar değil; samimiyet, emek ve insan sevgisi de tamir ediliyordu.

Ertesi gün yeniden uğradığımda bana çaydanlıkları uzattı.

"Al kardeşim, bunlar artık senin."

Şaşkınlıkla baktım. Kulpları yenilenmiş, içleri pırıl pırıl olmuştu. Adeta eski eşyalar değil, yeni alınmış ürünler gibiydi. Makul bir ücret aldı; fakat bana bıraktığı en büyük değer, emeğine duyduğu saygı ve yaptığı işe gösterdiği özen oldu.

Her karşılaşmamızda aynı sıcaklık, aynı tevazu, aynı gönül dili vardı.

Bugün Zeki Ağabey aramızdan ayrıldı.

Ancak geride yalnızca tamir ettiği çaydanlıklar değil; dürüstlüğü, çalışkanlığı, meslek ahlakı ve insan sevgisi kaldı.

Toplumları güçlü kılan yalnızca büyük makamlar değildir. Beş metrekarelik bir dükkânda alın teriyle çalışan, müşterisini misafiri gibi ağırlayan, yaptığı işi ibadet ciddiyetiyle yapan esnaflar da bu toplumun görünmeyen kahramanlarıdır.

Çünkü gerçek esnaflık; sadece mal satmak değil, güven kazanmaktır. Sadece tamir etmek değil, gönül yapmaktır.

Merhum Zeki Yılmaz, bu dünyadan ebedî âleme göç etti. Ardında ise herkesin hayırla yâd ettiği temiz bir isim bıraktı. İşte insanın en büyük mirası da budur.

Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.

Ailesine, yakınlarına ve tüm Samsun esnaf camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum.

Ne mutlu arkasından güzel sözler bırakabilenlere…

Çünkü insan öldüğünde geriye ne malı kalır ne de makamı…

Geriye sadece güzel ahlakı, emeği ve gönüllerde bıraktığı iz kalır.

Ruhun şad olsun Zeki Ağabey…

Sevgi, saygı ve muhabbetle…