Bir ülkenin gücü yalnızca ekonomisiyle, ordusuyla ya da sahip olduğu imkânlarla ölçülmez. Asıl güç, o ülkenin kendisi için bedel ödeyen insanlarına nasıl sahip çıktığında görülür.
Gazilerimiz, bu ülkenin bağımsızlığı ve güvenliği için bedel ödemiş, fedakârlığın izlerini hayatlarında taşıyan insanlarımızdır. Onların taleplerini dile getirmesi, sorunlarının çözülmesini istemesi ve seslerinin duyulmasını beklemesi en doğal haklarıdır.
Bugün asıl sorumuz şudur:
Gazilerimiz hâlâ bekliyorsa, çözüm neden gecikiyor?
Elbette ülkemizin gündeminde terörle mücadeleden güvenliğe, toplumsal barıştan geleceğe uzanan birçok önemli konu var. Farklı gelişmeler, farklı tartışmalar yaşanabilir. Ancak bütün bu gündemlerin arasında, geçmişte bu ülke için mücadele etmiş gazilerimizin sorunlarının da unutulmaması gerekir.
Çünkü mesele bir siyasi görüş meselesi değildir.
Mesele, vefa meselesidir.
Mesele, devlet ile vatandaşı arasındaki güven meselesidir.
Mesele, toplumun adalet duygusunun korunmasıdır.
Gazilerimizin sesini duyduğumuzda onları herhangi bir siyasi tartışmanın içine çekmeden, taleplerini anlamalı ve çözüm yollarını konuşmalıyız. Sorunları ertelemek yerine, ilgili kurumların bir araya gelerek somut ve kalıcı çözümler üretmesi gerekir.
Bir gazinin beklentisi çok büyük bir şey değildir.
Görülmek, duyulmak ve hakkının teslim edilmesini istemektir.
Bugün toplumun farklı kesimlerinde zaman zaman “Acaba değerlerimiz arasında bir adalet duygusu zedeleniyor mu?” sorusu ortaya çıkıyorsa, bunu görmezden gelmemeliyiz.
Çünkü adalet duygusu yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da yaşar.
Gazilerimizin sorunlarının çözülmesi; yalnızca gazilerimizi değil, onların ailelerini, çocuklarını ve bütün toplumu ilgilendirir.
Devletin büyüklüğü, vatandaşından gelen sesi duyabilmesidir.
Güçlü devlet; eleştiriyi susturan değil, sorunu dinleyen ve çözüm üreten devlettir.
Bu nedenle bugün bir kez daha çağrımızı yineliyoruz:
Gazilerimizi dinleyelim.
Sorunlarını ertelemeyelim.
Çözüm için ilgili kurumları harekete geçirelim.
Çünkü vefa, yalnızca özel günlerde hatırlanan bir duygu değildir.
Vefa, zor zamanda hatırlamaktır.
Vefa, bekleyenin kapısını çalmaktır.
Vefa, “Senin için ne yapabiliriz?” diyebilmektir.
Gazilerimiz bu ülkenin ortak değeridir. Onların sorunlarının çözülmesi de herhangi bir kesimin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bugün sorumuz basit:
Gaziler bekliyor… Çözüm nerede?
Cevabı ise toplum olarak hep birlikte vermeliyiz.
Gazilerimizi susturmak değil, dinlemek; karşılarına duvar örmek değil, önlerine çözüm yolu koymak gerekir.
Çünkü vefa, yalnızca bir söz değil; bir milletin karakteridir.
Gazilerimiz yalnız değildir.


Kazım İLHAN
Emekli Astsubay – Sosyolog – Yazar