Yöneticilere:
Başarının da başarısızlığın da kendilerine ait olduğunu bilmelidirler. Kulüplerin patronlara değil, liderlere ihtiyacı vardır. Bazılarının kulüplere patronluk yapmaya kalkışması, o insanların büyüklüğünün değil, kulübün küçüldüğünün göstergesidir. Tek bir patron vardır, o da kulüptür. Lider, başarıyı paylaşan, başarısızlığı üstlenendir. Lider, bir güdüleyici değil, ilham ve cesaret verici olandır. Başarı için iyi bir takım olmanın yanında tutarlı, duyarlı bir camia bütünlüğü gerekir. Başarının en önemli kriteri yapılan transferlerdir. Şimdi birlik zamanı. Geçmiş yanlışları sonra konuşuruz.

Futbolculara:
Galibiyetin kimsenin tek elinde olmadığını bilmeleri, yalnızca çok isteyenin, çok çalışanın ve gereğini yapanın hakkı olduğuna inanmaları gerçeğidir.
Başarılı olmak için:
Sakin ve rahat olmak,
Doğru düşünmek,
Baskılar karşısında olumlu duyguları kamçılamak,
Kendine güveni kaybetmemek,
Zorluklara meydan okumak gerekir.
Başarılı sporcu; mücadeleyi seven, zorluklarla başa çıkmayı zevkli hâle getirebilen, yaratıcı, büyük düşünen ve hayaller kurmaktan korkmayandır. Şunu da bilmelidir: Taraftarsız maç, sessiz bir film gibidir. Hiç kimse keyif almaz. Onun için futbolcu evlatlar, taraftardan gelen eleştirileri ve yaptıkları hatalardan kaynaklanan tepkileri ikaz olarak algılamalıdırlar. Moral olarak oyundan düşmemeleri gerekmektedir. “Taraftar bizim velinimetimizdir” felsefesini benimsemelidirler.

Taraftarlara:
Günümüzde bilinçli taraftar, iyi bir takımdan daha değerlidir. Çünkü bir takımın doğru desteği ve yeterli motivasyonu yoksa kaliteli oyunculara sahip olması çok şey kazandırmaz. Başarı, başarısızlıkta birbirine güvenenlerin hakkıdır. Bilinçli taraftarlar seven, okşayan ve güven veren olmalı; acıtan, üretkenliği ve morali çökerten olmamalı, yönetmeye kalkmamalıdır. Futbol, moral ve motivasyon ister. Özgüvenini kaybeden oyuncular saha içinde rahat olamazlar, yeteneklerini sergileyemezler.