banner1313

banner1300

banner1334

27.06.2019, 09:01

‘Son yol gösterici’

Testi kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur demiş atalarımız. Ne güzel ne anlamlı sözdür. Bakıyorum da bugünlerde herkes “son yol gösterici” moduna girmiş. Suçlamalar, haykırışlar, ufak çaplı isyanlar havada uçuşuyor.

Bütün bunları samimiyet ile yapanlar var. İçi yananlar, emeklerine üzülenler de var. Ancak bir de bütün bunları konuşarak çaktırmadan rüzgârın estiği yöne göz kırpanlar var.

İnsanlar düşüncelerinde özgürdür. Hele ki mesele siyaset ise kimse kimseye düşünceleri ve inancı noktasında hesap vermek zorunda değildir. Fikrini beyan etmek için bir yeri yıkmaya ve bunun için kendine zemin oluşturmaya gerek yoktur.

Recep Tayyip Erdoğan’ı AK Parti var diye sevmedi hiç kimse. Recep Tayyip Erdoğan var diye AK Parti bir büyük çatı haline geldi. Bir lider hareketi oldu. Liderine bağlı bir büyüme yaşadı.

AK Parti, siyasal bir hareket olup olmadığını tam da bu dönemde gösterecektir. Tam da bu dönemde, liderinin bu hareketi siyasal bir zemine oturtup oturtamadığı anlaşılacaktır.

Testi meselesine gelirsek, bu konu köşe için ayrılan yere kitaplara sığmaz. İstanbul seçimleri göstermiştir ki, AK Parti bir adamı çok ama çok aradı. Aklınıza hemen eski siyasetçiler falan gelmesin.

Bu milletin dilini, yüreğini, yaşadıklarını ve söylemek istediklerini nakış nakış dokuyan bu adam, Şehit Erol Olçok’tan başkası değildi. Ne zaman ki onsuz seçimler yaşandı, işte o zaman seçim kampanyaları halktan kopuk bir karmaşaya dönüştü.

İstanbul seçimlerine yönelik, 16 Mayıs’ta burada “İstanbul Dedikleri” başlıklı yazdığım köşe yazısında aynen şunu yazmışım, “Bütün bunlardan çıkan sonuç şu: Bir taraf çaldınız diyecek, diğer taraf kendini savunacak, gerilecek gerildikçe hata yapacak, hata yaptığında ise AK Parti, ‘İşte bunların gerçek yüzü’ diyecek. Neredeyse bütün dünyanın nefesini tutarak izlediği bir seçimin AK Parti için seçim stratejisi buysa; 23 Haziran, tahminlerin çok daha üstünde sıcak geçer haberiniz olsun”

Ve sormuşum, “AK Parti’nin İstanbul için en büyük handikabı, kendini en güçlü gördüğü yerde, güçlü bir aday olan Binali Yıldırım’la seçime gitmesi midir? Çünkü seçim eski ile yeninin, ‘çaldılar’ diyen ile ‘Her şey güzel olacak’ diyen birinin arasında geçecek” diye.

Yani testi kırılmadan bayağı önce. Aynı yazıda, “Seçimin sonucuna dair tahminlerim var ama, Binali Yıldırım’ın kampanyasını görmemiz gerekiyor… 23 Haziran, kampanyalar bu şekilde devam ederse; Cumhurbaşkanlığı seçimi provasına dönüşür, dönüştürürler” demişim.

Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı kaybetti diye yenilmez. Erdoğan, İstanbul seçimlerini iyi okuyamaz ise, ekibi dersine iyi çalışmaz ise, İmamoğlu’nun çalışmalarını siyasi etiğin dışında engeller ise, mevcut büyükşehir belediye başkanları tekrar halkın dilini konuşmaz ve kendi bildiklerini okur ise yenilir.

AK Parti İstanbul için yanlış aday çıkarmış, yanlış bir kampanya yürütmüş ve tamamıyla yanlış bir strateji ile yol almaya çalışmıştır. Geriden gelmenin daha büyük bir motivasyon olduğunu unutup, İmamoğlu “efsanesini” bizzat kendi oluşturmuştur.

Her şeye rağmen 23 Haziran seçimlerini Anadolu’nun en ücra köşelerinden kalkan otobüs dolusu insanlar ile başa baş getirir ve acaba ikinci raundu vermez mi diye düşünmüştüm.

Bana göre testi henüz kırılmamıştır ama hasar aldığı bir gerçektir. İstanbul,Topbaş görevden alındığında, yerine genç ve dinamik birini getirip vatandaşlara sunulamadığı gün kaybedilmiştir.

Halkın gönlüne girmek kolay değildir. Ancak kırdığın gönül ise, tamir etmek hiç ama hiç kolay değildir.

Yorumlar (0)