Şeker tüketimini azaltarak, daha sağlıklı kalmak mümkün! İnsan vücudunda kan şekeri seviyesi 100-126 mg arasında seyreder. İnsan vücudu bu düzeyde olan kan şekerini kullanarak, hücreleri kan şekerini yakıt olarak kullanan, vücudun enerji ihtiyacını karşılayacak bir sistem halinde çalıştırır.

Kan şekeri yüksek olursa bu durum şeker hastalığı (diyabet) olarak adlandırılır ve vücudun sistematiği bozulur, hasta olur. Bu yüksek kan şekerini düşürmek ve sistemi işletebilmek için birçok çaba ve fonksiyon çalışır hale gelir. Önce çok idrara giderek kan şekerini vücuttan atmaya çalışır. Yüksek şeker, vücut hücrelerine girip yakıt olarak kullanılamadığı için vücut halsiz ve kuvvetsiz düşer. Onun için şeker hastalığında halsizlik, eklem ağrıları, çok su içme ve çok idrara gitmek gibi belirtiler oluşur.

Kan şekeri düşerse bu durumda baygınlık, halsizlik, şuur bulanıklığı gibi ciddi sağlık sorunları oluşur ki bu durum beklemeden tedavi edilmelidir.

İnsan vücudunda kan şekeri ayarlamasını pankreas bezi yapar, bunun için insülin salgılar. İnsülin, yüksek şekeri düşürmeye yarar. Şeker hastalığında insülin direnci olur, insülin kan şekerini düşüremez.

Şeker, boş kaloridir. Günümüzde şekerin kalori ihtiyacı dışında pek de beslenme için iyi bir alternatif olduğu kabul görmez. Dünya genelinde şeker tüketimi azalmaktadır.

Günümüzde başka bir ciddi halk sağlığı sorunu da imalatta kullanılan ve şeker niyetine kullanılan früktoz bazlı şekerlerdir. Şeker pahalı olduğu için imalatta früktoz bazlı şekerler kullanılmaktadır. Bu şekerler ucuzdur ve karaciğer yağlanmasının ve obezitenin en ciddi nedenleri olabileceği düşünülmektedir.

Bugün tatlılar, tatlı içecekler, baklava ve diğer tatlıların hepsi früktoz bazlı şekerler ile yapılmaktadır.

Son günlerde şekerin insan vücudu ile ilgili sakıncaları her gün daha çok ortaya çıkmaktadır. Glukozun beyin yaşlanmasını artırdığı ve önemli sağlık sorunları yaratacağı iddia edilmektedir.

Yapılan araştırmalarda kandaki glukoz arttıkça beyindeki yaşlanma belirtilerinin arttığı tespit edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, araştırılan kişilerin alınan kan örneklerinden elde edilen metabolik veriler analiz edilmiş, BAG (Brain Age Gap) yani beyin yaşı ile ilişkili dokuz farklı plazma metaboliti belirlenmiştir. Glukozun bu metabolitler arasında en önemli etken olduğu anlaşılmıştır. Kandaki glukoz düzeyi yükseldikçe beyin görüntülerinde yaşlanma belirtilerinin arttığı ve beynin biyolojik olarak gerçek yaşından daha yaşlı göründüğü ortaya konulmuştur. Sadece yaşlanmada değil, beyin hastalıklarında da glukozun etkili olduğu kabul edilmektedir. Araştırmacılar, yüksek kan şekeri düzeylerinin yalnızca hızlanmış beyin yaşlanmasıyla ilgili değil, aynı zamanda beynin işlevini etkileyen çeşitli hastalıklarla da ilişkili olduğunu gösterdiler. Araştırmalarda yüksek glukoz düzeyinin tüm nedenlere bağlı demans, Alzheimer hastalığı, vasküler demans, Parkinson hastalığı, inme ve depresyon riskinin artmasıyla pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlendi.

Ayrıca yüksek kan şekeri düzeyinin bilişsel performansın düşmesi, hareket fonksiyonlarının zayıflaması, ruh sağlığı göstergelerinin kötüleşmesiyle de bağlantılı olduğu görüldü. Araştırmacılar kan şekeri düzeyinin normal sınırlarda tutulmasının yaşam boyu beyin sağlığının korunmasında da önem taşıdığını ifade ettiler. Yani az şeker, daha sağlıklı yaşam!