Maden sektörü pek çevre dostu bir faaliyet alanı değildir. Artvin Murgul’da bakır işletmeleri 1900’lü yıllarda Ruslar tarafından başlatılmış, 1935’lerde Maden Tetkik Araştırma Enstitüsü’nün kurulması ile tarafımızdan yapılmış, 1937’de Etibank bu işletmeleri devralmıştır. Modern anlamda bakır madeni işletilmesi 1951 yılı sonrası gerçekleşmiştir. 2004 yılından sonra bölgedeki maden işletmesi Cengiz Holding tarafından işletilmeye başlanmıştır.
Bu süre boyunca ekonomik olarak sağlanan faydanın yanında çevresel olarak tamir edilemeyecek kadar yıkım gerçekleşmiş ve bölgenin Trabzon’dan Artvin’e kadar olan kısmında yemyeşil orman örtüsü yok olmuş, bölge hava kirliliği nedeniyle asit yağmurlarına hedef olmuş, çevre, toprak ve su kaynakları ağır metaller ile kirlenmiş ve bunun sonucu insan sağlığı ciddi şekilde etkilenmiş, belki de ölümler ve kanser hastalıkları bölgeye maden işletilmesinin -makûs talihiyle- kalıcı bir eser olarak hediye edilmiştir.
Madenler çıkaranlara ekonomik fayda sağlayabilir ancak bıraktığı çevre etkisi, yıkımı telafi edilemez boyuttadır. Maden geride çöl, zehirli topraklar, su ve ölüm bırakır. Elde edilen gelirin hepsi harcansa, zararı telafi etmek mümkün olamaz.
Zeytinlerin, zeytin ağaçlarının, fındıkların madene kurban edilmesi asla anlaşılamaz bir durumdur!
Kristof Kolomb, Amerika’yı keşfe çıktığında; baharat getirecek ve çağının en önemli ürünleri olan, gıdaların o koşullarda saklanmasını sağlayan baharat gibi kıymetli ürünlerin tedariki, o günlerde önemi çok fazla olan stratejik ve hayati beklentilerdendi.
Güney Amerika’da Aztek ve İnka medeniyetlerinin yıkılmasına yol açan bu keşiflerde, bölgedeki altının Avrupa’ya getirilmesi ve büyük altın kaynaklarına ulaşmak da ana hedef idi.
Daha sonra Portekizliler tarafından daha aşağıdaki güney bölgelerinde, bugünkü Bolivya’da Potosi bölgesinde, Zacatecas ve Guanajuato (Meksika) bölgelerinde gümüş yatakları talan edilmiş ve Buenos Aires ve Lima limanları aracılığıyla bu kıymetli madenler Avrupa’ya taşınmıştır. Maden işletmeleri zamanında sağladığı ekonomik faydanın yanında bu bölgelerde geride ciddi çevre hasarı bırakmıştır.
Bugün bu kıymetli madenlerin çıkarıldığı bölgeler dünyanın en fakir bölgeleridir. Geride bölgesel medeniyetlerin yıkılması, bölgenin yerli halkı ile birlikte köleleştirilmesi ve işgali bırakılmıştır.
Madenlerin işletilmesi, işleten İspanya’ya bile çok değerli faydalar sağlamamıştır. İspanya sadece borçlarını ödeyebilmiş, bölgeleri sömürgeleştirmiş ve köle ticaretine aracı olmuştur.
Madenlerin işlendiği bölgelerde ekosistemlerin bozulması, çevre kirliliği, su ve toprak kirliliği, bunun sonucu olarak insan sağlığı için telafi edilemeyecek zararların ortaya çıkması artık tarihin bize öğrettiği sonuçlardandır.
Murgul’un Çoruh Nehri üzerindeki kırmızı pullu alabalıkları artık yok. Yeşilliği ile dünya çapında üne sahip Artvin’in yeşil ormanları yerinde, kırmızı toprak mazisine sitem ediyor. Belki vahşi madenciliğin alıp götürdükleri ardında geride; kanser, ölüm ve daha kısa ömür sunan olumsuzluklarını bir nesil hep hatırlayacaktır, tarih de yüzümüze her dem çarpacaktır!
Bolivya’daki İspanyol kaşiflerin bıraktıkları tahribat dünyanın her yerinde aynıdır ve ömür boyu zeytin veren, fındık veren bitki örtüsü, yeşil örtü yerini bir avuç tüccarın elde edeceği maden kazancına bırakırken, ömür boyu çevre felaketine seyirci kalmamıza hak vermez.