Hilas Otel

Çelik İnşaat

Olmayınca olmuyor...

Oldum olası hazzetmedim şu belediye kulüplerinden…
Vatandaşın ödediği vergilerle kurulan takımlar, hoyratça harcanan paralar, üstelik taraftarı bile olmayan takımlar yaratılırken, amaçlananın sportif faaliyetten çok başka şeyler olduğunu çağrıştırıyor bize…
TFF 2. Lig Beyaz Grup’ta bizimle birlikte şampiyonluk için mücadele eden kulüplerden biri olan Sancaktepe Belediye Spor maçı için yarım saat kadar önce geldim stadyuma.
Protokol tribününün önünde bir grup Samsunspor taraftarı gözüme ilişti. Kalabalık, uzaktan seçemediğim bir kişinin etrafında toplanmış hararetli bir şekilde konuşuyorlardı. Biraz daha yakınlaşınca fark ettim, Başkanımız Sayın İsmail Uyanık’tı o etrafında kalabalık toplanan kişi…
Başkanın yanına zar zor ulaşabildim. Sarıldık hasret giderdik, sordum; “hayırdır başkanım nedir bu kalabalığın sebebi” diye.
“İstanbul’da yaşayan Samsunlu hemşehrilerimiz bu önemli maçta bizi yalnız bırakmamak için buralara kadar gelmişler, çoğunun bileti var, üstelik bizim için ayrılan yerde de boşluklar var ama içeri almıyorlarmış, bu sorunu çözmeye çalışıyorum Necmi kardeşim” cevabını aldım.
Bir anda bundan neredeyse 30 yıl öncesine gittim. Genç yaşta, zor durumdaki Samsunspor’un başkanı olan ve 12 yıllık başkanlık döneminde bize büyük başarılar yaşatan, her hareketiyle taraftarın gönlünde taht kuran ve efsane başkan unvanını fazlasıyla hak eden Sevgili Uyanık, bu unvanını sahiden de boşuna almadı. Onu efsane yapan, sportif başarılarının yanında, 12’nci adamımızın, yani taraftarımızın her derdiyle bizzat ilgilenmesidir…
Nitekim maç başladığında, ev sahibi takımın tribünlerinde de konuk takım tribününde de ortak bir ses yükseliyordu.
“Şampiyon Samsunspor…”
Maç öncesi canlı yayın yapan Cemiyet Başkanımız Sevgili Yusuf Ziya Çakır mikrofon uzattı. Orada da ifade ettim. Bu takımın yeri bu lig değildir. Bu hale gelmemize sebep olanlar, hala maçlara gelebiliyor. Hangi yüzle bilmiyorum. Fakat benden hemen sonra mikrofon uzatılan Samsunlu işadamımız Sayın Yüksel Yıldırım şöyle diyordu; “Atatürk’ün Samsun’a çıktığı günlerin üzerinden yüz sene geçti. Bu anlamlı yıldönümünde şampiyon olup, önce PTT 1. Lig, ardından da Süper Lig’e çıkmak için hepimiz gayret ediyoruz. Taraftarımızın desteğini de sonuna kadar arkamızda hissediyoruz. Gelecekte, ait olduğumuz liglere çıktığımızda; bizzat benim ilişkilerimle, yabancı ülkelerin devlet başkanlarından futbolcu transfer edeceğiz. Hep beraber göreceğiz, bu dediklerimin hiçbiri hayal değil.”
Gelelim maça…
Devre arası hocamızı gönderdik, yerine gelen İsmet Taşdemir henüz takımı tam tanımamış belli ki, zira orta alanda rakibi karşısında etkili olabilen bir takımın, özellikle gol noktalarında istediğini bulamıyor olması, gerçekten enteresan. Şu an bu ligde en sağlam ve geniş kadro Samsunspor’undur. Defansta daha az hata yapan, gol bölgelerinde eline geçen fırsatı heba etmeyen bir takımı izlemek istiyoruz. Bu dileğimizin gerçekleşmemesi için hiçbir mani yok. Belediye imkânlarıyla kurulmuş bir takım olan Sancaktepe, her şeye rağmen güçlü bir kadroya sahip, ilk yarıda 34 dakika boyunca pek çok pozisyon bulan Samsunspor gol atamayınca, kendi kalesinde golü gördü.
İkinci yarıda da etkili futboluyla dikkat çeken taraf bizim takımken, üç çeyrek dilim boyunca yani neredeyse 75 dakika rakibini her alanda zorlayan taraftık ama yine golü bulamadık. Saha ve seyirci avantajı deplasman gibi değil, sanki kendi evimizde oynuyormuşuz havasındayken, gol atamıyor olmamız, en önemli sorunumuz olarak orta yerde duruyor.
Erhan Şentürk takımın en çok koşan adamıydı. Ama onun gayreti de işe yaramadı ve ikinci yarıda hiç değilse beraberlik getirecek bir golü bulamadık ve 90’ncı dakikaya geldiğimizde skor değişmemişti. Uzatma dakikaları da aradığımız golü bulamayınca bizim için çok kıymetli üç puanı İstanbul’da bırakmış olduk.
Ama şampiyonluğa dair ümitlerimiz hala devam ediyor.
Sayın Yıldırım’ın ifade ettiği gibi 100’üncü yılda bir şampiyonluk bu takıma çok yakışacak…
YORUM EKLE