banner1313

banner1300

banner1334

banner1337

04.05.2018, 08:49

Nereye gidiyoruz?

Bu haftaya biraz umutsuz başladım. İnsanlığın geldiği son nokta konusunda biraz tedirginim. Bu tedirginliği yaşamdan el çekmeye kadar götürmeyeceğim aşikar. Yine de beni çok rahatsız ediyor. Karadeniz’in göbeğinde can bulan biri olarak heyecana alışkınım. Ama iş günden güne farklı boyutlara taşınmaya başladı sanırım. Umarım sadece ben uğursuzumdur da durum bu kadar vahim değildir.

            Tatil günü gezeyim sahili dedim,  turluyorum. Park alanlarının birinde elinde iki naylon poşet bir kadıncağız bekliyor. Yüzünü kaplayan maske benzinin sarılığını kapatamıyor, belli ki çok hasta. Bir arabada yavaş yavaş ona yanaşmaya çalışıyor. Bu arada başka bir araç ona yanaşmaya çalışan aracın önünde duruyor, birileri duran arabaya sırt çantaları, alış veriş torbaları yerleştirmeye çalışıyor. Arabaya binmeye çalışan genç bir hanım kadıncağızın o halini görünce arabanın bagajına çantaları yerleştirmeye çalışan iri kıyım delikanlıya “İnsanlar bekliyor.” dedi. Genç delikanlı genç hanımefendiyi “Beklesin!” diye paylayıverdi. Yüzü maskeli kadının ağzından fısıltı gibi bir  “Çık, çık.” sesi çıktı.  Bagaj kapağını kapatan genç adam hasta kadının üzerine elini kolunu sallayarak yürüdü. “Bir şey mi diyorsun?” Kadıncağıza yaklaşmaya ve park etmeye çalışan araç durdu ve araçtan inen beyefendi “Utanmıyor musun bir kadına bu şekilde davranmaya?” dedi. Hani “Çarşı pazar karıştı.” derler ya, aynen öyle. Öfkeli genç;  dozu iyice artırdı, kadıncağız hiçbir şey yapmamasına rağmen “Yanındakine sahip çıksın herkes.” diye daha bir saçmalamaya başladı. Hasta kadının eşi olduğunu anladığım beyefendiye doğru atıldı. Yanındaki dört beş kişi genci  tuttular. Kadının eşi de “Gelip ne yapacaksın?” deyince tansiyon iyice yükseldi. Güvenlik geldi, dağılmazlarsa polis çağıracağını söyledi. Hasta kadın eşiyle adamın arasına girdi. Zor nefes alıyor ve ayakta zor duruyordu. Sapsarı olan benzi iyice sarardı. Ben de koştum sakinleştirmeye çalışıyorum. Baktım asabi genç etrafına insanlar toplanınca daha bir coşuyor. Kadını uzaklaştırmaya çalışıyorum olmuyor. Elindeki poşetleri birden fırlattı, ilaçlar etrafa yayıldı.  Sinirli gence doğru bağırarak yürüdü: “Birilerini öldüreceksen, bana gel. Ben zaten öleceğim!” Donup kaldım orada. Öfkeli gence insanların beklediğini hatırlatan hanımefendi  geldi,  kadıncağızı eşini de alıp gitmesi için ikna etmeye çalışıyor. Kadın ondan da sıyrıldı “Ben kanser hastasıyım, orada bekliyorum ve siz beklesin diyorsunuz. Bu mu insanlık, üstelik hiçbir şey söylemedim. Sadece ‘çık çık’ diye bir ses. Tek bir hakaret, tek bir sözcük çıkmadı ağzımdan. Beklesin diyorsunuz, beklesin. Benim zamanım mı var bakalım bekleyecek?” diye bağırırken olduğu yere yığıldı. Karşıdan eşi geldi, ben yandan koşturdum; yerden kaldırdık, üzerini silkeledik. Kaldırmaya çalışırken dizlerinin titrediğini hissettim.

            Şimdi bu noktada hepiniz içinizden adamın etrafındakiler onu sakinleştirip “Ayıptır, yapma kardeşim!” deyip göndermiştir diyorsunuz değil mi? Ama olmadı ne yazık ki. Onu oradan çıkarmak isteyen güvenlik de aldı ağzının payını. Allahtan,  öfkelinin yakını olduğunu tahmin ettiğim bir delikanlı onların güruhu derleyip toplayıp gitti. Orada öylece kalakaldım. Yüzüm gözüm kaydı desem yeridir. Günlerdir bu olayın etkisindeyim.  İçimi en çok acıtan şey ise böylelerinin toplumumuzda itibarlı biri olarak dolaşması. Hala Hoca Nasrettin’in işaret ettiği yerdeyiz. Lüks bir araç, şık kıyafetler; yüreği ve vicdanı olmayanları insan diye aramızda dolaştırabiliyor.

           

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!