Samsun, "Milli tarih turizmi"nde bir "Çanakkale" değil elbette ama her geçen gün bu yolda büyük ilerleme kaydediyor...
Dönemin Valisi Metin İlyas Aksoy'un büyük emeği, yine dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı, AK Parti MKYK Üyesi ve Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz'ın çabalarıyla kazandırılan Bandırma Vapuru'nun bu süreçte büyük katkısı var...
Çünkü, Onur Anıtı ve Gazi Müzesi'ne rağmen hiçbir tur operatörü Karadeniz turlarında Samsun'a yer vermiyordu...
Bandırma Vapuru'nun replikasından sonra Yusuf Ziya Yılmaz döneminde, Vali Metin İlyas Aksoy'un da yurt içi ve yurt dışında düzenlenen etkinliklerden sağladığı maddi imkân katkılarıyla Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'e yaptırılan balmumu heykelleri, yine Yusuf Ziya Yılmaz döneminde gerçekleştirilen Tütün İskelesi, Kurtuluş Yolu ve dönemin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu'nun desteğiyle gerçekleşen "Panorama Samsun" projelerinin etkisi de inkâr edilecek gibi değil...
Dün gazeteye gelirken, bir yerli turist grubunu Bandırma Vapuru ve Tütün İskelesi ziyaretinden sonra İstiklal Meydanı-Cumhuriyet Meydanı güzergâhından Gazi Müzesi'ne giderken gördüm, fotoğraflarını da çektim...

Bu arada, Samsun'a "Milli tarih turizmi" vesilesiyle gelen yerli turist sayısının yılda 3 milyona ulaştığını da öğrendim...
Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan'ın, Fatih Sultan Mehmet'in gemileri karadan yürütmesi gibi Bandırma Vapuru'nu ait olduğu yere konuşlandırmasıyla, turizmcilerin tabiriyle oluşan bu "lokasyon" adeta bir açık hava müzesine dönüşüyor...
Halit Doğan'ın bu alanda belki Türkiye'de bir ilki gerçekleştirecek projeleri olduğu da yine dün öğrendim...
"Dün" demişken, bir konuyu daha hatırlatmak isterim...
"Samsun ve turizm" başlıklı yazımda, Samsun'un 101 yıl sonra "Gazi Madalyası"na kavuşmasında, "Vali Orhan Tavlı ve Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan'ın büyük emeği var" demiştim...
Bir arkadaşım telefonla arayarak, "Mehmet Muş olmasaydı, olmazdı" dedi...
Ben de yazının konusunun Vali Tavlı ve Halit Doğan olduğunu belirterek, "Dr. Mehmet Muş'un Samsun'a kazandırdıklarını kendi bile unutmuşken, her fırsatta yazan benim. Ona vefasızlık yapmak insafsızlık olur" cevabını verdim...
Sonra ekledim:
"Kim veya kimler bu şehre tek bir çivi çakmış ve bunu devam ettiriyorsa Allah ondan bin kere razı olsun"...
Şaşırmıştım...
"İnsanlar satır aralarında neyi arıyor?" diye...
Bizlerin yaşı gelip geçiyor...
Hiç kimseden dün de bugün de şahsi beklentim olmadı...
Benim derdim; ailelerinden ve sevdiklerinden ayrılıp gurbette ekmek aramak zorunda kalmayacak gençler...
Benim derdim; herkesin işi ve aşı olan, huzurlu ve mutlu bir şehirde yaşayacak vatandaşlar...
O yüzden de bu şehrin geleceği için hizmet ve proje üretenleri desteklemeyi borç biliyorum...
Yani, "sağduyu sahibi" herkesin yapması gerekeni yapıyorum...
Meselenin özü budur, mesele Samsun'dur!