Samsun Büyükşehir Meclisi bugün, eski Büyükşehir Belediye Başkanları Muzaffer Önder'in adını İlkadım Spor Kompleksi'ne, Mustafa Demir'in adını da Atakum Şehir Kütüphanesi'ne verilmesini oylayacak...

7 Mayıs 2026 tarihli köşe yazımda "Vefalı olmanın erdemi" başlıklı yazımda, Mustafa Demir üzerinden yapılan tartışmaya değinerek, isminin kütüphaneye verilmesinin doğru olduğunu savunmuştum...

Hatta, onu yanlış uygulamaları nedeniyle en çok eleştiren ve pandemi döneminde tramvaylardaki "balık istifi" yolculukları yazdığım için hakkımda dava açmasına rağmen...

O günlerde binlerce kişi, bu konudaki rahatsızlığı sosyal medya hesabından görüntülerle paylaşmıştı...

Yazımda, hiçbir hakaret ve aşağılayıcı ifade de yoktu ve üstelik Mustafa Demir'in bu durumdan bilgisi olmadığını da anlatmıştım...

İki mahkemeden de "red" kararı çıkmıştı...

Tazminat davası için bütün bankalara ve kurumlara mal varlığımla ilgili yazılar da gönderilmişti...

Niye mi yazdım bunu?..

Yani, nefsime yenik düşmeden olması gerekeni söylemiştim...

Onun yanı sıra eski belediye başkanları Kemal Vehbi Gül, rahmetli Muzaffer Önder ve Yusuf Ziya Yılmaz'ın da adının yaşatılması gerektiğini belirtmiştim...

Bu şehre hizmet etmiş siyasetçiler, sporcular, iş insanları ve STK başkanlarının da adlarının, ikamet ettikleri veya doğdukları evlerdeki sokak veya caddelere verilmesinin bir "ahde vefa" olacağını ifade etmiştim...

O yazının yayımlandığı gün daha çok olumlu geri dönüşler almıştım...

Öncelikle şunu söylemeliyim...

Büyükşehir Belediye Başkanı Av. Halit Doğan'ın, Mustafa Demir ve Muzaffer Önder'in adlarının yaşatılması konusundaki hassasiyetini, Yusuf Ziya Yılmaz'a olan saygı ve sevgisini de biliyorum...

Hazır bugün meclis gündeminde isim verme maddesi varken, Muzaffer Önder ve Mustafa Demir'in yanı sıra Kemal Vehbi Gül ve Yusuf Ziya Yılmaz'ın da adlarının yaşatılması konusu görüşülse olmaz mı?...

Samsun'a hizmet eden insanların yaşarken onore edilmesi çok doğru bir yaklaşım ve mesaj olur...

Hiç kimse mükemmel değil elbette...

İnsanların doğruları da var, yanlışları da var...

Önemli olan tartıdaki doğruların fazlalığıdır...

* * *

Dervişe sormuşlar, "Arif kimdir?"

Derviş demiş ki;

"Derdini sade anlatan adam dertlidir. Güzel anlatan edebiyatçı, haliyle anlatan âşık, tebessümüyle örten ariftir!.."

* * *

"Arif" olanlar anladı sanırım!..