Çocukların Davranışlarını Etiketlemeden Önce Anlamak Gerekir. Toplumda en sık yapılan hatalardan biri; çok hareket eden, yerinde duramayan, sık konuşan, sabırsız davranan ya da kuralları zorlayan her çocuğun aynı şekilde değerlendirilmesidir. Oysa her hareketlilik aynı anlama gelmez. Bazı çocuklar doğaları gereği daha enerjik, daha meraklı, daha dışa dönük ve daha aktiftir. Bu durum çoğu zaman gelişimsel sürecin doğal bir parçasıdır.
Öncelikle “hareketli çocuk” kavramını doğru anlamak gerekir.
Hareketli çocuk; enerjisi yüksek olan, keşfetmeye açık, çevreyle yoğun etkileşim kuran ve çoğu zaman bulunduğu ortamdan hızlı sıkılan çocuktur. Bu çocuklar bazen çok konuşabilir, uzun süre oturmak istemeyebilir, oyun sırasında kuralları zorlayabilir ya da sık aktivite değiştirebilirler. Ancak uygun yönlendirme olduğunda davranışlarını düzenleyebilirler.
Örneğin:
-İlgi çekici bir etkinlikte uzun süre odaklanabilirler,
-Öğretmen veya farklı sosyal ortamlarda davranışlarını kontrol edebilirler,
-Sonuçlarla karşılaştıklarında davranışlarını değiştirebilirler,
-İstedikleri şeyi elde ettiklerinde sakinleşebilirler.
Yani hareketlilik her zaman bir bozukluk anlamına gelmez. Özellikle çocukluk döneminde enerji düzeyi yüksek olmak çoğu zaman normal gelişim sınırları içindedir.
Ancak bazı çocuklarda durum yalnızca yüksek enerjiyle açıklanamaz.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), dikkat, dürtü kontrolü, planlama, organizasyon ve davranış düzenleme becerilerini etkileyen nörogelişimsel bir durumdur. Burada temel sorun çocuğun “istememesi” değil; beynin dikkat ve dürtü kontrol mekanizmalarını yönetmekte zorlanmasıdır.
DEHB’li çocuk çoğu zaman:
-Durması gerektiğini bilir ama duramaz,
-Beklemek ister ama beklemekte zorlanır,
-Dikkatini vermeye çalışır ama sürdüremez,
-Aynı hatayı tekrar yapmak istemez ama dürtülerini kontrol etmekte güçlük yaşar.
Bu nedenle DEHB’li çocukların davranışlarını yalnızca “şımarıklık”, “disiplinsizlik” ya da “söz dinlememe” olarak yorumlamak doğru değildir.
DEHB Sadece Hareketlilik Değildir.Toplumda DEHB çoğu zaman yalnızca “yerinde duramama” olarak bilinir. Oysa bu durum çok daha kapsamlıdır.
DEHB’de görülebilen bazı belirtiler şunlardır:
-Dikkat süresinin kısa olması,
-Görevleri yarım bırakma,
-Organize olamama,
-Sık eşya kaybetme,
-Zaman yönetiminde zorlanma,
-Dürtüsel konuşma,
-Sıra bekleyememe,
-Çabuk sıkılma,
-Çalışma belleğinde zorlanma,
-Duygusal tepkileri kontrol etmekte güçlük yaşama.
Bazı çocuklarda hiperaktivite çok belirginken, bazı çocuklarda dikkat eksikliği ön plandadır. Özellikle kız çocuklarında DEHB bazen sessiz seyredebilir. Sürekli hayal kuran, dalgın görünen, unutkan olan veya organize olmakta zorlanan çocuklar yıllarca fark edilmeyebilir.
“İstemiyor” gibi görünen çocuk aslında zorlanıyor olabilir. DEHB’li çocuklar sürekli eleştirildiklerinde zamanla kendilerini başarısız hissedebilirler.
“Dikkatini ver.”
“Neden sürekli unutuyorsun?”
“Biraz sakin dur.”
“Neden kardeşin gibi değilsin?”
“Bir işi düzgün yap.”
Bu cümleleri sürekli duyan çocukların önemli bir kısmında zamanla:
-Özgüven kaybı,
-Kaygı,
-Okuldan uzaklaşma,
-Sosyal geri çekilme,
-Öfke problemleri
gelişebilir.
Oysa birçok DEHB’li çocuk aslında oldukça zeki, yaratıcı, hızlı düşünen ve güçlü hayal dünyasına sahip bireylerdir. Ancak dikkat ve dürtü kontrol sistemleri akranlarından farklı çalışır.
Her hareketli çocuk DEHB değildir. Bir çocuğun hareketli olması tek başına DEHB tanısı için yeterli değildir.
Çocuklarda:
-Uyku düzensizliği,
-Yoğun ekran maruziyeti,
-Aile içi stres,
-Travmatik yaşantılar,
-Kaygı bozuklukları,
-Öğrenme güçlükleri,
-Duygusal zorlanmalar
da dikkat ve davranış sorunlarına yol açabilir.
Bu nedenle tanı yalnızca gözleme değil; çocuk psikiyatristi ve uzman değerlendirmesine dayanmalıdır.
İlaç Kullanan DEHB’li Çocuk Nasıl Görünmelidir?
DEHB ilaçlarıyla ilgili toplumda çok fazla yanlış inanış vardır. En sık korkulan konulardan biri, çocuğun “robotlaşacağı” ya da tamamen değişeceğidir.
Oysa doğru ilaç ve doğru doz kullanıldığında amaç çocuğu baskılamak değildir.
Sağlıklı ilerleyen bir tedavi sürecinde çocuk:
-Daha dengeli odaklanabilir,
-Dürtülerini daha iyi yönetebilir,
-Ders sırasında dikkatini daha uzun sürdürebilir,
-Sosyal ilişkilerde daha kontrollü davranabilir,
-Kendi kapasitesini daha rahat ortaya koyabilir.
Yani amaç çocuğun karakterini değiştirmek değil; beynin dikkat ve dürtü kontrol sistemlerini desteklemektir.
Eğer çocuk ilaç sonrasında:
-Aşırı durgunlaşıyorsa,
-Donuk görünüyorsa,
-Sürekli mutsuzsa,
-Sosyal olarak içine kapanıyorsa,
-Kendi doğallığını kaybediyorsa,
tedavi planının yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
Çünkü doğru tedavi çocuğu “başka biri” yapmaz. Tam tersine, çocuğun kendi potansiyeline daha sağlıklı ulaşmasını destekler, yaşıtlarının performansına yaklaştırır.
Kısaca özetlersek;
Çocukları yalnızca davranışlarına bakarak değerlendirmek kolaydır. Zor olan ise davranışın altında yatan nedeni anlamaya çalışmaktır.
Her hareketli çocuk DEHB değildir.
Ve her DEHB’li çocuk yalnızca hareketli değildir.
Bazen bir çocuğun en büyük ihtiyacı daha fazla ceza değil; anlaşılmak, doğru değerlendirilmek ve uygun şekilde desteklenmektir. Kendini güvende hisseden çocuk gelişmeye başlar.
Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı
Uzm. Meltem ERDEMLİ