banner1313

banner1300

banner1334

08.04.2019, 12:27

MODERN EĞİTİMİN TARİHÇESİ

1700'lerin sonundan 1800'lerin ortalarına kadar ABD ve Avrupa'da şiddetli bir sosyal dalgalanma yaşandı. Amerika'da çiftçiler ayaklanarak Dünya'nın en güçlü imparatorluğunu devirdiler. Fransız köylüleri de ayaklandı. Kral ve kraliçelerinin başlarını kestiler. O dönemde insanlar ya çok zengin ya da çok fakirdiler. Bugünki anlamda orta sınıf anlayışı 2. Dünya Savaşı'ndan sonra anlam kazanacaktı. 'Ayaktakımı'nın otoriteye boyun eğmesini sağlamak için uygulanan geleneksek yöntemler -kırbaç, darağacı ve hapis- işe yaramıyordu. İktidar sınıfları ve kraliyet aileleri alarma geçti. Daha kalıcı çözüm arayışına girildi. 1760'larda Prusya Kralı ve Avusturya imparatoriçesi Avusturya ve Prusya'da zorunlu eğitim sistemini geliştirdiler. Bu sistemin işçi sınıfının itaat etmesini sağlamak için özel olarak tasarlanmış bazı özellikleri vardı. Örneğin çocuğunu okula göndermemek hapis cezasına tabiiydi. 'Ayaktakımı' nı daha eğitimli olsunlar diye zorlamak niyeydi ki? İşin aslı bu sistemin amacı, etki altında kalmaya açık olan çocukların itaat edeceği, saygı duyacağı en önemli meciinin hükümet olmasını sağlamaktı. Sistem zamana tabiiydi. Endüstri Devrimi'nin hızla yayıldığı bu çağda çocukları fabrikadaki iş hayatına daha iyi hazırlayabilmek için, onların bir zil sesi duyunca durmaya ve bir zil sesi duyunca yeniden başlamaya, kendileri fabrikadaki zil sesine göre ayarlamayı öğrenmeleri gerektiğine karar verdiler. Çocuklar onlara yapmaları söylenen şeyi, sadece bu şey onlara söylendiği zaman yapmasını öğrenmelilerdi. Sistem 'notlandırma' üzerine kuruluydu. Endüstri Devrimi, seri üretim hattı üzerindeki bir ürünün 'geçer ya da kalır notu' aldığı fikrini de beraberinde getirmişti. Örneğin bir ayakkabı fabrikasında, ayakkabılara geçer ya da kalır not verilir, bu puanlamayla işlem sonunda yeniden parçalarına ayrılıp geri dönüşüme mi geçirileceğine yoksa tamamen çöpe mi atılacağına karar verilirdi. Bu görüş baz alınarak öğrencilerin de okul ve okul sisteminin dar kriterleri tarafından denetlenip notlandırılmak üzere eğitim ve sosyalleşmenin seri üretim hattına dizilmiş ürünleri olarak görülmeye başlandı. Bu sistem otoriteyi sorgulamadan ona itaat edecek bir halk yaratmak amacıyla, Prusya'dan başlayarak zamanla tüm Dünya'ya yayılmıştır ve halen pek çok detayla uygulaniyor olması şaşırtıcı değildir. Çocuğun bir şey sormadanönce bedenen ve ruhen kendini frenlemeye alışması -parmak kaldırarak- bunun farkında olmasalar da otoritenin onayını almadan bir şey düşünemeyen ve hareket edemeyen nesiller yetiştirmek üzere okulun aile ile işbirliği yapmasıdır. Okulun ve eğitim sisteminin akademik anlamda pek çok eksiğinin bulunması yanında, çocuğun özgürleşmesine, bireyselleşmesine, kendisini suçluluk hissetmeden ifade edebilmesine ne kadar olanak sağladığı tartışılmalıdır. Maria Montessori şöyle der ; 'Eğitim, insanoğlunun kendiliğinden geliştirdiği doğal bir süreçtir ve sözler dinleyerek değil, deneyimler kazanarak elde edilir.' Montessori yazdığı kitaplarda egitimin kendiliğinden gelişecek bir süreç olduğunun özellikle üzerinde duruyor. Amaç gerçekten cocukların öğrenmesi olsaydı, bu açıdan başarılı olamadığı defalarca kanıtlanmış okul sistemi, Dünya'nın her tarafında bu kadar yaygın şekilde uygulanıyor olmaya devam eder miydi? Sizleri bu soruyla başbaşa bırakıyorum...

Mutlu haftasonları...

Yorumlar (4)
Ömer Buzdoğan 5 ay önce
Feodal,kapital,emperyal toplumsal düzenin şekillendirilmesi. Birde ilkçağ ve öncesi dönemi değerlendirmek (avcılık/toplayıcılık). Eğitim de temel ilke özgürlük ve özgüven (Filandiye). Eğitim tarihçesi açısında katkılarınız takdire şayan.
Hürsen Sömer 5 ay önce
Eğitim eğitim.hem de her konuda.harika bir yazı olmus.
Kazım ilhan 5 ay önce
Teşekkür ederim Hocam.
Ahmet Yontar 5 ay önce
Ancak okudum,tebrikler kızım