İstiklal Marşı'mızın kabulünün 105. yılını kutluyoruz. Vatan ve millet sevgimizin, bağımsızlık ve hürriyet aşkımızın en güzel ifadesi olan İstiklal Marşı'mızı bize armağan eden şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyoruz. Bayrağımızı ve onun hürriyetini ebedîleştiren İstiklal Marşı'mız milletimizin tarihini, ruhunu, yüce karakterini ve ideallerini aksettiren ölmez bir şaheserdir.
İstiklal Marşı'mızı sevmek, ülkemizi sevmek demektir.
İstiklal Marşı'mızı vakur bir şekilde coşkuyla söylemek, bağımsızlığımıza sahip çıkmak demektir.
Bağımsızlığımıza sahip çıkmak ise, onurumuza sahip çıkmak demektir.
İstiklal Marşı'mızı sadece okumak değil, onu anlamak da gereklidir. İstiklal Marşı'nı anlayabilmek için de Mehmet Akif'i tanımak, onun bütün yönleriyle şahsında topladığı "Milli Mücadele Ruhu"nu yakinen bilmek, bu ruhu, hakkı ile hissetmek gerekir.
Peki kimdir Mehmet Akif Ersoy?
O millî bir şair, ideal bir öğretmen, alanına hakim bir veteriner, cesur bir mütefekkir, Kurtuluş Savaşı'nda kürsülerden halkı aydınlatan bir kandil, Türk gencine ufuk çizen bir münevver, bir gönül insanı, hayatı vatan sevdasıyla yorulmuş bir vatanperver. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kendisine Kur'an-ı Kerim'i tercüme görevi verilebilecek kadar dini ilimlere hakim, samimi bir mümin...
Nasıl yazılmıştı İstiklal Marşı'mız?
Milletinin ıstırabını derinden hisseden Mehmet Akif, Milli Mücadele'nin ruhuna tercüman olan o büyük ve eşsiz eserini gece gündüz gözünü bir an dahi kırpmadan kaleme aldı. Mehmet Akif'in Tacettin Dergahı'nın duvarlarına kazıdığı dizilerden öyle bir şiir ortaya çıktı ki; her harfi, her kelimesi şehitlerimizin kanıyla yoğrulmuş olan bu şiir, yok edilmek istenen bir milleti küllerinden yeniden doğuracak her türlü değeri taşıyan muazzam bir eserdi. Milletin yılmayan mücadele ruhunu yansıtan bu eser, "Korkma" diye başlamakta ve "İstiklal" ile sona ermektedir.
Kahraman ordumuza ithaf ettiği ve "O artık milletime aittir" diyerek tüm şiirlerini topladığı Safahat adlı eserine dahi almadığı İstiklal Marşı'mızda Mehmet Akif, yalnızca yazıldığı döneme değil aynı zamanda milletimizin geleceğine de seslenmektedir. Bu ülkede nefes alan tek bir kişi dahi kalsa, ülke için umut ışığının asla sönmeyeceğini dile getiren Mehmet Akif, ezelden beri hür yaşamış bu millet alçakların hayasızca istilasından her ferdinin göğsünü siper etmesiyle nasıl kurtulmuşsa, bundan sonra da karşılaşılabilecek tehlikelere karşı milletimizin aynı müteyakkız tavrı devam ettirmesi gerektiğini söylemektedir.
Vatanın istiklaline ve istikbaline olan inancını dizelerinde dile getiren Mehmet Akif, bundan sonra sonsuza kadar bayrağımız ve milletimiz için yere düşme, yeryüzünden silinme gibi bir tehlikenin olmadığını söylemektedir. Türk bayrağının ezelden beri hür yaşadığını ve bundan sonra da hür yaşayacağını söyleyen Mehmet Akif, hürriyet ve istiklali hak etmiş, Hakk'a tapan bu millete ebediyen yok olmanın, diz çökmenin olmadığını tüm dünyaya İstiklal Marşı'mızda bir kez daha haykırmaktadır.
Yazımızı Mehmet Akif Ersoy'un şu niyazı ile bitirmek istiyorum. "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın."

Derya ZEYREK
Çarşamba Müftülüğü Vaizi