Dua kelimesi, sözlükte “çağırmak, istemek, yardım talep etmek” gibi anlamlara gelmektedir.. Dinî bir terim olarak ise dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesi, sevgi ve ta’zîm duyguları içinde lütuf ve yardımını istemesidir.
Dua, kul ile Allah arasında bir köprü ve diyalogdur.
Varlık sahnesinde en şerefli olarak vucûd bulan insan, özü itibariyle yaratıcısına ulaşma, ona sığınma ve onu tanıma arayışı içinde yaratılmıştır. Bu sebeple insan, zamanın hiçbir döneminde duadan uzak kalmamıştır ve de kalmayacaktır.
Dua, kul ile Rabbi arasında irtibatı sağlayan bir ibadettir. Hz. Peygamber “Dua ibadetin özüdür” ( Tirmizî, Da’avât, 1, No: 3371. V, 456.) buyurmuştur.
Allah ile kul arasındaki münasebet konusunda Hz. Peygamber’e yöneltilen soruya Kur’an-ı Kerim şu cevabı vermiştir:
“Kullarım beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” (Bakara, 2/186).
Dua, kulluk makamlarının en önemlisidir. Bir ayet-i kerimede:
“(Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! ..." (Furkân, 25/77) buyurularak insanın Allah’a ancak bu yönelişiyle değer kazanacağı ifade edilmiştir.
Duanın kabul edilmesi için, şeklî ve ahlakî bazı hususlara riayet edilmesi istenmiştir. Bunları şöylece sıralayabiliriz:
1. Şuurlu Dua Etmek
Dua ederken Allah insan şuurunun yegâne konusu olmalı, başka yönelişler kalpten silinmelidir. Böyle bir durum, insan vicdanını temizler ve onun gönlünü Allah’a açık bir hale getirir. Kur’an-ı Kerim’de bu husus, kişinin “dini Allah’a has kılması” olarak ifade edilmiş ve şöyle buyurulmuştur:
“O diridir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) O’na ibadet edin. Hamd alemlerin Rabbine mahsustur.” (Mü’min, 40/65).
2. İnanarak Dua Etmek
Rabbine teslim olmuş bir kul, duasının kabul edileceğine yürekten inanmalı ve bu minvalde dua etmelidir. Peygamberimiz,
“Kabul edileceğine kesin olarak inanarak Allah’a dua ediniz ve biliniz ki, Allah gafil bir kalpten gelen duayı kabul etmez"(Tirmîzi, Da’vât, 66. V, 517.)
3. İçten ve Yalvararak Dua Etmek
Rabbine kulluğun bir gereği olan dua, tam bir teslimiyet edasıyla, kalpten gelen bir iltica noktasında değerlendirilerek gerçekleştirilmesi gereken bir fiil’dir. İçten içe hissederek ve acizliğin itiraf edilmesi şeklinde cereyan edecek bir adanıştır. Bir ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:
“Rabbimize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü o, haddi aşanları sevmez.” (A’raf, 7/55).
4. Umut ve Korku İçinde Dua Etmek
İnsan Rabbine yönelirken, korku ve saygı içinde bulunmalı, aynı zamanda da istekli ve ümitli olmalıdır. Umut ve korku içinde Rabbine yalvaranlar, Kur'ân-ı Kerimde övülmekte ve şöyle denilmektedir:
“… Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.” (Enbiya, 21/90).
Kısaca özetleyecek olursak, insan Rabbine aczini itiraf ederken öncelikle ne istediğini bilmeli ve inanmalıdır. Yüce kudret karşısında sığınılacak başka bir gücün olmadığı kanaatiyle yalvarmalıdır. Unutulmamalıdır ki, samimi bir yakarış dua’nın kabul edilme vesilesidir.
Mustafa AĞAR / Din Hizmetleri Uzmanı