Siyasi irade ne denli görmezden gelmeye çalışsa bile ülkenin bir numaralı gündemi hayat pahalılığı altında inim inleyen milyonlarca emekli ve asgari ücretlinin içinde bulunduğu dramatik durumdur.
Emekli, dul, yetim ile emekçi, aylık ve ücretlerine yapılan son derece düşük artışın şokunu yaşıyor. Önce ortalama ücret haline gelen asgari ücrete yüzde 27, ardından en düşük aylığa yüzde 18.48 oranında zam yapılarak milyonlarca dar ve sabit gelirli bir kez daha açlığa mahkum edildi.
İktidarın inatla sürdürdüğü sıkı para politikasının faturasını düşük zamla yine emekçi ve emekliye ödettiler. Hayat pahalılığının her yeri alev topu gibi sardığı ortamda 10 milyon asgari ücretli 28 bin 75 TL ile bir yıl, 4 milyon 917 bin emekli temmuz ayına değin 20 bin TL ile ayakta kalmaya çalışacak. En yüksekten prim ödeyenle en düşük tutardan prim ödeyen emekli sefalet aylığında eşitlendi. Bu da iktidarın çabasının ayıplanısı sonucudur.
Her yere kaynak bulan, otoyol ve köprü geçişlerine garanti ücretleri ödeyen iktidar sıra gariban emekliye geldiğinde, “Ekonomik dengeler elvermiyor, kaynak yok” diyerek 17 milyonluk dev kitleden “sabır” istiyor. İktidarın bu tutumu karşısında sabır taşı bile çatlar. Siyasi irade yetkilileri tarafından “Emekli aylıkları az ama hiç olmazsa düzenli ödeniyor” diye açıklama yapılarak emeğini ve alın terini yıllarca ülke için akıtan onurlu emekli ile alay ediliyor. Her gün alanlara çıkan emekli kendilerine layık görülen sefalet aylığına ve vicdanlarını inciten alaycı açıklamalara tepkisini gösteriyor.
Emekli aylıklarının günün koşullarında çok düşük olması ve yetersiz zamların kaynağı 1999 yılında çıkarılan 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Yasası ile 2008 yılında hayata geçirilen 5510 Sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasasıdır. 4447 sayılı yasa ile emeklilik yaşı radikal şekilde yükseltildi, aylık bağlama oranları ve aylıkların alt sınırı düşürüldü. 5510 sayılı yasa ile emekli için zor günler başladı, aylık bağlama oranları daha da düşürülerek yüzde 70’lerden yüzde 35’lere geriledi. Bir anlamda her iki yasa emeklinin idam fermanı oldu. O dönemde yapılan uyarıların haklılığı şimdi sefalet aylığı ve düşük zamlar olarak ortaya çıktı.
Emeklinin insan onuruna yakışabilir, açlık sınırının altında düşük olmayan aylıklara kavuşabilmesi için sosyal güvenlikte kökten bir değişime gereksinim var. Aylık bağlama sistemimde 1999 yılı öncesine dönülmeli, emekliye övünülen büyümeden pay verilmelidir. Lakin iktidardan bu düzenlemeleri gerçekleştirmesini beklemek saflık olur. Zira onların gündeminde emekçi ve emekli yok. Yıllardır süren ekonomik programa karşın enflasyon bir türlü tek hanelere düşmüyor, cep boşatan hayat pahalılığı önlenemiyor.
Kıt aylık, ücret ve maaşlarla nasıl ayakta kalabilir, yaşamlarını nasıl sürdürür milyonlar umurlarında değil. Yeter ki sıkı para politikasından ödün verilmesin, mali disiplin bozulmasın. Ne disiplinmiş ki, kamuda savurganlık hala sürüyor, bazı bürokratlar 3-4 yerden maaş almaya devam ediyor. Böyle mi enflasyon dizginlenecek, hayat ucuzlayacak?
Sahipsiz 17 milyon emekli, dul ve yetim ile 10 milyon asgari ücretli ellerine geçen para ile yoksulluk içindeler. Kara kışta ucuz otel odalarında ve terminallerde barınan emekli bu ülkenin üvey değil, öz
evladıdır . Ekonominin çarkı yıllarca akıttıkları alın teri ve harcadıkları emekle döndü, artı değer yaratıldı. Tıpkı asgari ücretli gibi vergisini ve sigorta primini aksatmadan devlete ödedi. Hani bazıları diyor ya utanmadan “emekli devletin sırtında yük” diye. Onlar yük değil eli öpülesi onurlu bireylerdir. Ellerine geçen aylık ise çalışırken SGK’ya ödediği yüksek primlerin karşılığıdır. İnsanca yaşamı fazlasıyla hak ediyorlar.
Emekli devletin sırtında yük değil…
Şükrü Karaman
Yorumlar