Can suyumuz olan yeşil doğayı, çevreyi korumadığımız,sahip çıkmadığımız gün gibi aşikar. Yurdun her yerinden gelen haberler vahşi doğa kıyımını gözler önüne seriyor. Halkın şiddetli itirazlarına ,yargı kararlarına rağmen Türkiye’de doğa cinayetleri her geçen gün artıyor.
Gözbebeğimiz gibi korumamız gereken ormanlarda rant uğruna çıkarılan yangınlar, köylünün yaşam alanlarında siyanürle altın arama çalışmaları, termik santrallerin kömür gereksinimi için bereketli toprakların delik deşik edilmesi, Karadeniz yaylalarının betona esir düşmesi, Karadeniz’de akarsu ve dereleri kurutan HES’lerin gün geçtikçe artması, solumaktan korktuğumuz kirli hava, zehirlenen içme suyu insanı ve doğayı katlediyor. Çevrecilerin çeşitli etkinliklerine karşın, doğa tahribatı olabildiğince sürüyor.
Ülkemizde yeşil cinayetinde belirgin artış var. Bacalarından zehir yayılan termik santrallerin mevcudu yetmezmiş gibi yenilerinin yapımı düşünülüyor. Oysa zehir saçan kömürlü santraller yerine ülkemizde potansiyeli olan temiz ve ucuz güneş ile rüzgardan, yani temiz ve yenilenebilir kaynaklardan enerji üretebilir Türkiye. Daha yeni ayırdına varılabildi güneş ve rüzgar enerjisinin değeri.
Kazdağları’nda, Çanakkale’de, Muğla’da, Fatsa’nın görkemli doğasında siyanürle altın arama çalışmaları gerçekleştirildi, birçoğunda acımasızca çalışmalar sürüyor. Bir bölümünün faaliyeti yargı kararlarıyla durduruldu, bir bölümü de bölge insanının tepkilerine karşın faaliyetine devam ediyor. Birilerinin rantı uğruna güzelim ülke topraklarının altı üstüne getiriliyor. Siyanürle altın çıkarılan Erzincan-İliç’teki Çöpler altın madeninde 9 emekçi iki yıl önce toprak altında kalarak yaşamını yitirmişti. Doğayı katlettikleri yetmezmiş gibi ekmek parası peşinde koşan 9 emekçiyi yaşamdan koparmıştı gerekli önlemlerin alınmadığı maden alanı.
Çevre katliamlarının son yıllardaki adresi yeşili ve mavisiyle insanı büyüleyen Karadeniz oldu Bölgenin en büyük ilçesi Fatsa’da Yukarıbahçeler mahallesinde ısrarla süren siyanürlü altın arama çalışmalarından ötürü fındık bahçeleri kurudu, yeşil bitki örtüsü adeta kahverengine dönüştü. Suyu ve toprağı zehirledi altın çıkarma uğruna kullanılan zehir saçan siyanür. Geçimini fındık ve tarımdan kazanan üretici yoğun tepkilerine karşın çaresizce katliamı izledi, yoksun kaldı. Bölgenin en kaliteli fındığının yetiştirildiği Yukarıbahçeler mahallesi şimdi çölü andıran görünüme büründü.
Samsun’un Havza ve Kavak ilçelerindeki Şahin Dağı’nda Kanadalı şirket siyanürle altın arama çalışmaları yürüttü. Türkiye’nin en bereketli Çarşamba Ovasına çevreye zarar vermediği iddia edilen Biyokütle Enerji Santrali kuruldu. Karadeniz’in yanı sıra ülkenin önemli bölümünün sebze ve meyve ihtiyacını karşılayan Çarşamba Ovası’nı oldukça etkiledi. Rize’de liman yapımında kullanılmak için koca koca dağlar ağaçlar kesilerek, delinerek yok edildi.
Samsun’dan Sarp’a dek uzanan kıyı şeridini çok katlı ucube binalar sardı. Çirkinlik abidesi uzun binalar insanı ürkütüyor. Ülkenin her yerinde olduğu gibi Karadeniz kentleri ve yaylaları beton yığınına döndü. Yeşili ile övünülen bölgenin kıyısı betonlara esir düşmüş halde.
Sadece kıyısı değil, berrak ve mavi suyu ile cezbeden Karadeniz’e kurulan yeni balık çiftlikleri kirlenmeyi artırdı. Perşembe, Gerze, Alaçam’da var olan balık çiftlikleri diğer kentlerde yaygınlaşıyor. Mantar gibi türeyen balık çiftliklerinden yayılan kirlilikten ötürü kıyı balıkçılığı can çekişiyor. Avlanma yasağı döneminde, 15 Nisan-1 Eylül arasında halkın balık ihtiyacını karşılayan amatör balıkçılar “Ekmeğimizle oynamayın” diyerek” isyan ediyor. Lakin ne duyan ne gören var. Yakın gelecekte Hopa’dan Akçakoca’ya kadar olan denizde balık çiftliklerinin artmasından kaygı duyuluyor. Karadeniz hızla mavisini, yeşilini yitiriyor, tükenmeye doğru gidiyor.
Bu böyle gitmez. Artık birileri buna dur demeli. Katliam sürerse halkın soluklanacağı yeşil alan, yayla, deniz kalmayacak. Karadeniz’e daha fazla kıymayın efendiler.
Karadeniz’in yeşili ve mavisi tükeniyor…
Şükrü Karaman
Yorumlar