Denizlerde 1 Eylül’de başlayan 2025-2026 av sezonu yarın bitiyor. Bu sezon hamside muhteşem bolluk yaşandı, palamut ise hiç yok kadar az avlandı.
Balıkçılar sezon öncesi hamsinin çok avlanacağını, palamudun kıt olacağını açıklamışlardı. Dedikleri gibi de oldu. Tabii ne de olsa yılların deneyimine sahipler balıkçılık ve deniz üzerine. Bugüne değin yanıldıklarını hiç görmedim. Av sezonu başlamadan önce ne öngörüyorlarsa o gerçekleşiyor.
Hamsi yıllar sonra çok bol oldu. Ocak ayı ortalarında Gürcistan’a göç etse bile havaların soğuması ile birlikte yeniden kara sularımıza döndü. Hem de ne dönüş. Bir ara kilogramı 50 liraya kadar düştü. Ucuz olunca evine kırmızı et giremeyen dar gelirli hamsiye hücum etti. Av yasağının başlayacağı son günlere dek tezgahlarda bol yer aldı hamsi.
Hamside ne denli bereketli sezon yaşandıysa palamutta da o denli kıtlık oldu. Neredeyse yok denecek kadar az avlandı. Çok az yakalanan balığın fiyatı oldukça pahalı idi. Zaten sezon başı Çingene palamudunun olmayışı kıtlığın işaretiydi. Hamsi gibi istavrit ve kıraça da yıllar sonra çok yakalandı. Fiyatı dar gelirlinin kesesine hitap etti. 100-200 lira arasında satıldı denizlerin kuru fasulyesi istavrit. Mezgit ve barbun balığı da ağlara bol takıldı. Fiyatları da uygundu. Kınalı kuzu barbun tutkunlarını üzmedi.
Geçen yıllara göre bu sezon çinakop, sarı kanat ve lüfer az oldu. Yüksek fiyattan tezgahlarda yerini aldı. Çok pahalı olunca az yakalanan çinakop ve lüfer ancak lüks lokantaların talebini karşılayabildi. Halk bu balıkları bırakın alabilmeyi, tezgahlarda bile göremedi. Zira fiyatı el yakıyordu.Artık lüks sınıfına giren kalkan bu sezon da ateş pahası idi. Kalkan balığını ucuza alabilmek olanaksız hale geldi. Karadeniz’de yakalanan iri kalkanlar İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerdeki pahalı lokantalara gönderiliyor. Zira yüksek fiyattan satıldığı için avlandığı bölgede alıcı bulamıyor. Kilosu 1500- 2 bin lira arasında satılan, en küçüğü 2-3 kilogram gelen kıymetli balığı bütçesi kısıtlı hangi vatandaş alıp da afiyetle yiyebilir. Çok zor. Sezonun özetini ”Hamsi ve istavrit yüz güldürdü, palamut üzdü” olarak nitelendirebiliriz.
Yeni sezonun başlayacağı 1 Eylül’e dek büyük balıkçı tekneleri bakımlarını yapmak üzere limanlara ve barınaklara çekilecek. Kıyı balıkçılığı olarak tanınan amatör balıkçılar avlanmaya devam edecek. Önümüzdeki 5.5 aylık sürede istavrit, mezgit , barbun, karagöz gibi deniz balıklarının yanı sıra çiftlik ürünü somon, levrek, çipura balıkları tezgahlarda yer alacak. Bir anlamda ucuz hamsiye veda edeceğiz.
Akaryakıta sürekli zam gelmesi, girdi maliyetlerinin artması balıkçılık sektörünü hayli zorluyor. Balık fiyatlarının yüksek olması da bundan ötürü. Sezonun başlamasıyla aylarca denizlerde balık kovalayan büyük teknelerin gideri çok fazla. Teknelerde çalışan tayfaların masrafı da eklenince balık her geçen sezon pahalanıyor. Eğer hamsi, istavrit ve palamut bol avlanırsa o zaman halk ucuz balık alabiliyor. Deneyimli kaptanlar ucuz balık için devletin çeşitli destek ve teşviklerle sektöre katkıda bulunmasını istiyor. Üç yanı denizlerle çevrili ülkemiz için balık büyük nimet. Bu değeri yitirmeme adına devletin tekne kaptanlarına düşük akaryakıt ve vergi kolaylığı gibi uygulamalarla katkı sağlaması gerekiyor.
Girdi maliyetlerinin artmasından ötürü en ucuz balık olan hamsi, mezgit, istavrit bile belli dönemlerde yüksek fiyattan satıldı. Hele bir de az yakalanıyorsa fiyatlar adeta uçuyor. Olan da ucuz balığı gözetleyen halka oluyor.
Türkiye’de 60 bin kişi balıkçılık yaparak ekmeğini kazanıyor. 14 bin balıkçı teknesi var. Bunlardan 700’ü trol ve gırgırdan oluşuyor. Bir sezonda toplam balığın yüzde 90’ı denizin dibini radarla tarayan trol ve gırgırlar tarafından yakalanıyor. Diğer tekneler ancak avlanmadan yüzde 10 oranında pay alıyor. Denizlerimizde çağdaş olmayan yöntemlerle avlanma yapılıyor. Dünyadaki modern avlanma yöntemlerin oldukça uzağındayız. Dünyada avlanan toplam balığın ancak yüzde 6’sı Türkiye’de yakalanıyor.
Aşırı kirlilik, müsilaj, boy yasağına uyulmaması, kaçak avcılığın yaygınlaşması gibi nedenlerden ötürü avlanan balık miktarı azalıyor. 1980’li yıllarda avlanan balık türü 20’nin üzerinde iken günümüzde avlanan balık türü 10’u bulamıyor. İhtiyacın büyük bölümü çiftliklerde yetiştirilen balıklarla karşılanıyor. Son günlerde özellikle Karadeniz’de yaygınlaşan balık çiftlikleri kirlenmeyi artırıyor, bölge halkının tepkisini çekiyor. Denizlerdeki havuzların kirlilik saçmaması için modern kurallara uygun kurulması son derece önemli. Yöre halkı kirli deniz istememekte haklı.