Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve artan vergi yükü işçi ücretini, emekli aylığını, memur maaşını eritmeye devam ediyor.

TÜİK verilerine göre mart ayında TÜFE yüzde 1.94 olurken, yıllık enflasyon yüzde 30.87 oranında gerçekleşti. Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise martta enflasyon yüzde 4.10, yıllık enflasyon yüzde 54.62 oldu. TÜİK’in mart ayı verileri beklentilerin hayli altında gerçekleşti. Cep boşaltan çarşı pazar fiyatları karşısında TÜİK verisi şaşkınlıkla karşılandı. Bu denli mi fark olur iki veri arasında. Üç aylık TÜFE oranı birleşik yüzde 10.04 düzeyinde gerçekleşti. SSK ve Bağ-Kur emekli aylıklarına temmuzda yapılacak zam oranı TÜİK tarafından 3 Temmuz’da duyurulacak TÜFE rakamı ile belli olacak. Artışın yüzde 15-16 oranında olması bekleniyor. Tabii yine hoşnut etmeyecek bu zam garibanları. Memur ve memur emeklisine verilecek zam oranı da 3 Temmuz’da oluşacak 6 aylık enflasyon farkı ile belirlenecek.

Yüksek enflasyon, mutfağı yakan fahiş fiyatlar ve giderek artan vergi yükü vatandaşın cebindeki parayı çalan hırsıza döndü. Savaşın etkisiyle olağanüstü yükselen akaryakıt fiyatları her ürüne zam olarak yansıdı, ücret, maaş ve aylıkların satın alma gücü hızla erimeye başladı. Güçlükle ay sonunu getiren milyonlarca dar ve sabit gelirli yoksullaşmaya doğru yuvarlandı. 15 gün ateşkes sağlansa bile savaşın olumsuzluğunu daha çok yaşayacağız. Eğer yeniden başlarsa o vakit ortalık daha da alevlenecek. Umarım sarı kafalı Trump bir çılgınlık yapmaz da ateşkesi bozmaz. Savaş yeniden başlarsa ne ABD, ne dünya ne de Türkiye kalkabilir bu ağır yükün altından. Hiç yoktan İsrail’in baskısı ile başlatılan çatışmalarda binlerce can yitirildi, kan ve göz yaşları sel oldu, ülkelere yüklü mali faturalar çıktı.

Vatandaşın hızla yoksullaşmasını, ücret, maaş ve aylıklardaki erimeyi tartışmasız şekilde gösteren bir araştırma yayınlandı. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından gerçekleştirilen “Kayıpları İzleme Raporu”na göre 2026 yılının ilk üç ayında enflasyon ve vergi kayıplarından ötürü emekçinin ve emeklinin kaybı 393.9 milyar liraya ulaştı. Sadece enflasyon nedeniyle kayıp 189 milyar lirayı buldu. Asgari ücret yılın üçüncü ayında 2 bin 819 lira eridi. Temmuzda ara zam yapılmazsa yeni ücretin ele geçeceği Şubat 2027’ye dek mevcut ücret kuşa dönecek.

DİSK-AR’a göre, ortalama bir işçinin brüt 63 bin 466 TL’lik ücretinden yapılan vergi ve kesintiler yılın üçüncü ayında 13 bin liraya ulaşırken enflasyon kaynaklı kayıp 5 bin lirayı aştı. Böylece toplam kayıp 18 bin 627 liraya çıktı. Ortalama bir işçi salt mart ayında dokuz gününü vergi, kesinti ve enflasyon için çalıştı. Ortalama ücrette vergi ve enflasyon kaybı kesintiler dışında 9 bin 111 lira oldu. Ücret düzeyi arttıkça kayıp oranı da büyüyor.

Ücret ve maaşlardaki erimenin en büyük nedeni hızla artan gelir vergisi yüküdür. Emeği ile geçinenler sürekli “vergide adalet” diye bağırıyor, vergi dilimlerinin yükseltilmesini talep ediyor. Bir markete giden varsıl da yoksul da marketten aldığı ürüne aynı oranda dolaylı vergiyi ödüyor. Vergide adaletsizlik ülkenin en büyük sorunu. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınması gerekiyor. Oysa işçi patronundan fazla vergi öder duruma geldi.

Emekli de yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı altında ezildikçe eziliyor. 20 bin liralık en düşük aylık dertlerine çare olamıyor. KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler bütçelerini vuruyor. İkramiyeye zam yok, aylık artışları sınırlı.

Bu tablo yalnızca ücret kaybı ve yoksullaşma değil, ciddi bir gelir transferini de gösteriyor. Yılın daha ilk üç ayında ortaya çıkan yaklaşık 394 milyar liralık erime emekçi ve emekliden varsıl kesimlere doğru kaynak aktarımı anlamına geliyor. Ücretler, aylıklar ve maaşlar sabitken fiyatların serbest olması nedeniyle emek gelirleri enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında azalıyor.

İşçi, memur, emekli, dul, yetim, esnaf ve çiftçi hızla yoksullaşırken, bankalar, şirketler ve holdingler kar rekoru kırmaya devam ediyor. Bundan ötürü ücrette ve vergide adalet çok somut ve acil bir istem.