Cumhuriyet’in kadınlara açtığı eğitim imkanlarının kapıları, yalnızca bireysel başarı hikayeleri değil, ülkenin geleceğini inşa eden güçlü bir dönüşüm yarattı. Anıtkabir’in şantiye şefi olan ilk kadın mühendis Sabiha Rıfat Gürayman’ ın hikayesi bu dönüşümün en anlamlı örneklerinden biridir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, Cumhuriyet’in bize açtığı yolları düşünmeden edemiyorum. Çünkü bugün bir kadın mühendis olarak sahada çalışabiliyor, şehirlerin geleceği üzerine söz söyleyebiliyorsam bunun ardında büyük bir dönüşümün mirası var. O mirasın en güçlü sembollerinden biri ise Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara açtığı eğitim ve meslek kapılarıdır. Bu kapılardan geçen kadınlardan biri de Türkiye’nin ilk kadın inşaat mühendislerinden biri olan Sabiha Rıfat Gürayman’ dır.

Sabiha Rıfat Gürayman, Cumhuriyet’in kadınlara sağladığı eğitim fırsatları sayesinde mühendislik okuyabilen ilk kuşak kadınlardan biriydi. O dönem için bu sadece bir eğitim tercihi değil, aynı zamanda toplumsal bir devrimdi. Gürayman, ilerleyen yıllarda Türkiye’nin en önemli simgelerinden biri olan Anıtkabir inşaatında şantiye şefi olarak görev aldı. Onun için bu görev yalnızca mesleki bir sorumluluk değildi. Anlatılanlara göre bu projeyi, Atatürk ve Cumhuriyet’in kendisine sunduğu imkânlara karşı bir vefa borcu olarak görüyordu.

1940’lı yıllarda şantiyeler tamamen erkek egemen alanlardı. Bir kadının şantiyenin başında olması alışılmış bir durum değildi. Sabiha Rıfat Gürayman şantiyeye ilk geldiğinde bazı işçilerin onun gerçekten mühendis olduğuna inanmadığı anlatılır. Talimatlarını uygulamakta tereddüt edenler bile olur. Ama o bu direnci tartışmayla değil, mesleki yetkinliği ve kararlılığıyla aşmayı seçti. Şantiyede geçirilen uzun günler, teknik detaylara hâkimiyeti ve disiplinli çalışması kısa sürede herkesin bakışını değiştirdi. Artık ona “hanımefendi” değil, “şef” deniliyordu. Sabiha Rıfat Gürayman’ın hikâyesi yalnızca mühendislikle sınırlı değildir. Gençlik yıllarında sporla da ilgilenmiş ve Türkiye’de kadınların spor alanındaki öncü isimlerinden biri olmuştur. Hatta bir dönem Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı’nın kaptanlığını yapmıştır. Bugün kulağa şaşırtıcı gelebilir ama o yıllarda bir kadının erkek voleybol takımının kaptanı olması bile başlı başına bir toplumsal dönüşümün göstergesidir. Bu yönüyle Gürayman, Cumhuriyet kadınının yalnızca meslekte değil; sporda, üretimde ve kamusal hayatta da nasıl güçlü bir şekilde var olabileceğinin erken bir örneğidir.

Aynı Hikâyenin Devamı

Bugün mühendislik ve şehircilik alanında çalışan bir kadın olarak onun hikâyesini düşündüğümde, kendimi bazen aynı yolun devamında yürüyormuş gibi hissediyorum. Meslek hayatım boyunca birçok toplantıya girdiğimde önce şaşkın bakışlarla karşılaştığım oldu. “Bu projeyi gerçekten siz mi yürütüyorsunuz?” sorusunu defalarca duydum. Buna kendi meslektaşlarım da dahil… Kentsel dönüşüm gibi teknik, ekonomik ve sosyal boyutları olan bir alanda çalışırken bazen insanları projeye ikna etmekten önce bir kadın mühendisin bu süreci yönetebileceğine ikna etmek gerektiğini fark ettim. Ama zamanla şunu öğrendim. Tıpkı Sabiha Rıfat Gürayman’ın yaptığı gibi, bu önyargıları kırmanın en güçlü yolu yine bilgi, üretim ve kararlılık.

Şehirleri İnşa Eden Kadınlar

Bugünün şehirlerini tasarlar sadece teknik boyutu ele almak yetersiz kalır. Güvenli sokaklar, çocukların oynayabileceği alanlar, erişilebilir kamusal mekânlar ve sürdürülebilir yaşam alanları konuşuluyor. Şehir planlamasında kadınların daha fazla yer alması bu yüzden yalnızca bir eşitlik meselesi değil; daha yaşanabilir şehirler kurmanın da anahtarıdır. Çünkü şehirler yalnızca teknik hesaplarla değil, yaşam deneyimiyle şekillenir.

Bir Vefa Hikâyesi

Sabiha Rıfat Gürayman, Cumhuriyet’in kendisine açtığı yolu bir meslekle değil, bir eserle taçlandırdı. Bugün milyonlarca insan Anıtkabir’i ziyaret ediyor. Ama o büyük yapının yükseldiği şantiyede bir kadın

mühendisin emeği olduğunu çok az kişi biliyor. Belki de bu hikâyenin en anlamlı tarafı tam da burada. Bir kadın, Cumhuriyet’in kendisine açtığı yolu bir anıt inşa ederek teşekkürle karşılık verdi. Bugün bir kadın mühendis olarak şehirler üzerine çalışırken şuna inanıyorum; Geleceğin şehirleri yalnızca teknolojik ya da estetik olduğu için değil, insanı merkeze aldığı için değerli olacak. Bu nedenle şehirlerin planlanmasında, dönüşümünde ve yönetiminde kadınların daha fazla yer alması bir tercih değil, bir gerekliliktir. Belki de bu yüzden, Anıtkabir’in şantiyesinde görev yapan bir kadın mühendisle başlayan o hikâye aslında hâlâ devam ediyor. Bugün bizler şehirleri dönüştürürken aynı zamanda daha eşit, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir geleceğin de temellerini atıyoruz.

Duygu BİRCAN ALAÇAMLI

Alaçamlı & Partners Kurucu Ortağı

Harita Yüksek Mühendisi

Gayrimenkul Değerleme ve Kentsel Dönüşüm Uzmanı

Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik Vakfı Samsun İl Temsilcisi