banner1160

Ahiliğin Temel Felsefesi: Bizi Aldatan Bizden Değildir!

Ahiliğin Temel Felsefesi: Bizi Aldatan Bizden Değildir! / Prof. Dr. Bekir ŞİŞMAN

Ülkemizde bilindiği gibi eylül ayının üçüncü haftası “Ahilik Haftası” olarak kutlanmakta ve bu meyanda çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Bu yıl “Ahilik Haftası” 17-23 Eylül tarihlerine tekabül etmektedir. Şimdiden kutlu olsun!

13. yüzyılda Orta Asya’dan Moğol istilası nedeniyle Anadolu’ya gelen sanatkârların, esnafın ve tüccarın kurduğu bu kadim teşkilat, Selçuklu devletinin yıkılmaya yüz tuttuğu bir devirde sosyal nizamı tesiste ve Osmanlı Devletinin kuruluşunda büyük rol oynamıştır. Ahilik bir nevi, yaşanabilir bir toplum oluşturma idealinin Osmanlı dönemindeki tezahür ediş biçimidir.

Ahilik kurumunun temel dinamiği olan Ahi kelimesi, Arapça “kardeşim” manasına gelmekle birlikte, kelimeyi eski Türkçe’de “cömert ve yiğit” anlamına gelen ve fonetik olarak ahi kelimesiyle de benzerlik arz eden “akı” kelimesine dayandıranlar da mevcuttur.

Ahilik köylere kadar yayılan teşkilatıyla, milli birlik ve bütünlüğü, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı ilke olarak benimseyen; toplumsal ahlak kurallarına bağlı, milli bir toplum kurmayı amaçlayan; ayrıca temel ihtiyaç maddelerini en kaliteli ve en ucuz biçimde üretmeyi öngören, 13.yy.’da kurulup gelişen ve Osmanlı döneminde kurumsallaşmış bir örgüt biçimidir.

Orta Asya’dan İran yoluyla Türkiye’ye 11.yy.’da gelen Türkler büyük çoğunlukla göçebe olduklarından sanat ve meslek yönünden çok yetersizdiler. 13. yy.’ın ilk yarısında Türkistan’dan Moğol saldırısı önünden kaçıp gelenlerin büyük çoğunluğu ise esnaf ve sanatkâr idiler. Bunların gelişiyle Anadolu’da kısa sürede Ahilik teşkilatı kuruldu ve yayıldı. Bu kısa süreli gelişme bize, bu geleneğin Türkistan yöresinde çok önceden kurulmuş ve yayılmış olduğunu da göstermektedir.

Ancak bu teşkilatı Anadolu’da kuran ve kurumsallaştıran kişi Orta Asya’dan Anadolu’ya gelip yerleşmiş olan Ahi Evran’dır. Teşkilatını pek çok şehir, kasaba ve köyde kurduktan sonra Kırşehir’e yerleşmiş, ömrünün geri kalan bölümünü orada tamamlamıştır. Kendi mesleği debbağlıktır. Dericilerin piridir. Hacı Bektaş-ı Veli ile de dostlukları vardır.

Ahilikte, bir esnafın uyması gereken ahlak kuralları şunlardır:

Doğruluktan ayrılmamak, Cömert olmak, Alçak gönüllü olmak, İyi huylarını geliştirmek, Kendisini halkın ve tüketicinin faydasına hasretmek, Misafirperver olmak, Bir sanat ve iş sahibi olmak, Dindar olmak, Utanma duygusuna sahip olmak, Hile yapmamak, Yalan söylememek, Başkalarında kusur aramamak, Dedikodu yapmamak, İçki içmemek, Zina yapmamak, Zenginlere karşı minnetsiz olmak, Kimseye kin ve düşmanlık beslememek, Büyüklere hürmet ve küçüklere şefkat göstermek, Nefsiyle ve şeytanla mücadele etmek.

Ticaret ahlakında yapılması istenmeyen şeyler ise şunlardır:

Hileli ve çürük mal satılmayacak; Müşteriden fazla para alınmayacak; Bir başkasının malı (ve emeği) taklit edilmeyecek; Satılan mal noksan tartılmayacak ve bozuk terazi kullanılmayacak; Sahte ve kalitesiz (fason) mal üretilmeyecek.

Esasen bu ilkelerden yola çıkılarak denilebilir ki; Ahiliğin temel felsefesi; Hazret-i Peygamberin “Bizi aldatan bizden değildir” mesajına dayanmaktadır. 

Günümüzde çeşitli esnaf kurulularına yahut bazı sivil toplum örgütlerine kimi imkânlar sağlanmak suretiyle bu teşkilatın toplumsal anlamda işlevselliğinin sürdürülmesi ve toplumsal huzurun, kardeşliğin ve dayanışmanın teminine katkı sağlanması mümkün olabilecektir.

Güncellenerek ana felsefesi günümüze uyarlanacak olan bu sivil teşkilat, çırakların sosyalleşmelerine ve rehabilite edilmelerine ciddi katkılar sunabilir. Ayrıca esnafın kendi arasındaki anlaşmazlıklarının çözümünde, müşteri ile esnaf yahut esnaf ile idareci arasındaki sorunların çözümünde ve işverenle içiler arasındaki anlaşmazlıklarda arabuluculuk gibi bir işlev de üstlenebilir.

Bu sistemi günümüze uyarlamanın bazı ilkeleri vardır. Bunların neler olduğunu daha önce çeşitli yayınlarımızda ve konferanslarımızda dile getirmiştik. Burada işverenlere ve çalışan gençlere biraz fedakârlık düşmektedir. Ancak sabır acı olsa da neticesi tatlıdır. Gençlerimiz için; huzurlu bir toplum ve güzel bir gelecek için buna değer.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet BOZKURT
Mehmet BOZKURT - 5 ay Önce

Hocam, gerçekten bizlere katkı sağlayacak bir yazı olmuş. Teşekkür ederim

banner1134

banner1142

banner1127

banner1165