Bugün Samsun Yeni 19 Mayıs Stadı’nda sadece bir futbol maçı oynanmadı. Karadeniz’in Avrupa hayallerinin önemli sınavlarından biri sahne aldı. İspanya La Liga’da 13. sırada bulunan Rayo Vallecano, Konferans Ligi son 16 turunda Samsunsporumuzun konuğu oldu.

Samsunsporumuz Konferans Ligi lig aşamasını 12. sırada tamamladıktan sonra play-off turunda Kuzey Makedonya temsilcisi KF Shkëndija’yı toplamda 5-0’lık net bir skorla eleyerek bu tura gelmişti. Kırmızı-beyazlılar özellikle son haftalarda savunmada ortaya koyduğu disiplinli futbolla dikkat çekmişti.

Maçın ilk dakikalarında Rayo Vallecano ön alan baskısıyla oyunu zorlaştırmaya çalıştı. Samsunsporumuz ise duran toplarla tehlike yaratmaya başladı. İlk tehlikeli atağımız duran toptan gelen topla son haftaların golcü ismi Madji’den geldi ancak top kaleci Batalla’da kaldı.

15. dakikada! Mendes’le çıkarken kaptırdığımız topta maalesef topu ağlarımızda gördük. Vallecano takımı sahanın her yerinde baskı yapan bir takım. Isi’nin şutunu tamamlayan Alexandre Alemao skoru 1-0 yaptı. Benim anlamadığım bu kadar iyi önde baskı yapan takıma karşı geriden pasla çıkma arzusu nedir kardeşim?

Ama Samsunsporumuz çabuk reaksiyon verdi. 21. dakikada bu sefer biz duran toptan golü bulduk. Ceza sahası içindeki karambolde Yunus Emre’nin indirdiği topu iyi takip eden Samsunsporumuzun aynı zamanda en çok gol atan ismi Madji, müthiş bir vuruşla topu ağlarla buluşturdu ve skor 1-1 oldu. Bravo çocuklar!

Oyunun bu bölümünde Samsunsporumuz duran toplarla etkili olurken Rayo Vallecano hızlı hücumlarla tehlike yaratmaya devam etti. Nitekim 40. dakikada yine çok hızlı çıktılar. Isi’nin pasıyla gelişen atakta Alvaro Garcia, Makoumbou’yu geçtikten sonra kaleci Okan Kocuk’un yanından topu ağlarla buluşturdu ve Rayo Vallecano yeniden öne geçti: 2-1. Burada benim anlamadığım şu… Bu kadar hızlı çıkan bir takıma karşı taktik faul neden yapılmaz?

İlk yarının rakamlarına baktığımızda Samsunsporumuz oyunun içinde olan taraftı. Topa sahip olma oranında %55’e %45 üstünlük Samsunsporumuzdaydı. Pas sayısında 157’ye 131 yine temsilcimizin üstünlüğü vardı. Ancak Rayo Vallecano hızlı hücumları daha iyi oynadı ve ilk yarı 2-1 sona erdi.

İkinci yarıya daha istekli ve arzulu başladı Samsunsporumuz. Ancak kaleden ve kaleciden oyun kurma isteği devam edince bu durum zaman zaman hatalara sebep oldu. Rakip Rayo Vallecano ikili ve üçlü sıkıştırmaları çok iyi yapan, topu kazandığı anda hızlı atağa çıkan bir takım olunca Samsunsporumuz bu bölümde sıkıntı yaşadı.

62. dakikada ikinci yarının en net fırsatını yakaladık. Sol kanattan Tomasson’un al da at pasında Holse vurdu, ancak kaleci Batalla gole izin vermedi. Dönen topu bu kez Makoumbou tamamlamak istedi ama onun şutunu da Batalla kurtardı.

63 ve 64. dakikalarda Fink hoca hamlesini yaptı ve golü istedi. Makoumbou’nun yerine Emre Kılınç, Yunus Emre’nin yerine Tanguy Coulibaly ve Mendes’in yerine Zeki Yavru oyuna girdi.

Ancak 78. dakikada yine çıkarken kaptırdığımız top pahalıya mal oldu. Samsunsporumuz geriden oyun kurmaya çalışırken topu rakibe verdi. İlk golü atan Zurawski, çok şık ve klas bir vuruşla topu ağlara gönderdi ve skor 3-1 oldu.

Maç boyunca geriden çıkarken kaptırdığımız toplara çözüm üretemedik. Rayo Vallecano hızlı oynayan, fırsatı affetmeyen bir takım. Unutmayalım, Atletico Madrid’i 3-0 mağlup etmiş bir ekipten bahsediyoruz. Böyle bir takıma bu fırsatları verirseniz sizi de cezalandırırlar.

Onlara bu kadar alan ve fırsat verirseniz sizi de üçlük ederler beyler.

Maçın genel istatistiklerine baktığımızda Samsunsporumuzun oyunun içinde olduğunu da görüyoruz. Topa sahip olma oranı %63’e %37 Samsunsporumuz lehineydi. Toplam şutlarda 9’a 8, isabetli şutlarda 5’e 5 eşitlik vardı. Pas sayısında 391’e 215 yine temsilcimizin üstünlüğü dikkat çekti. Yani Samsunsporumuz oyundan kopmuş bir takım değildi.

Ama futbol bazen rakamlardan ibaret değildir… Rakip hızlı hücumları daha iyi oynadı ve fırsatları gole çevirdi.

Maç 3-1 sona erdi. Bu sonuç İspanya’da Madrid’de oynanacak rövanş için açıkçası geri dönmesi çok zor bir skor.

Ama her ne sonuç olursa olsun Samsunsporumuzun Avrupa’da verdiği mücadeleyi takdir etmek gerekir.

Emeği geçen herkesi canı gönülden tebrik ederim.