Doğum ve ölüm hayatın iki ucudur. Doğum ile başlar, ölüm ile sona erer hayat denen uğraşı. Doğmak ne kadar güzel bir eylem olsa da ölüm pek kabul edilebilir bir durum değildir elbette. Ancak sofistike, ermiş, pişmiş bir fani için eceliyle ölüm de “bir düğün günü” olarak kabul görebiliyor; bunu biliyoruz ancak bu çok derin bir felsefedir.
Her gün medyada ölümle ilgili birçok habere rastlıyoruz. Ama en çok inciticisi, en yakının ölüm olayında fail olmasıdır. Bir babanın çocuğunun veya çocuklarının hayatına kıyması, çocukların ana ve babasına kıyması, bir annenin doğurduğu bebeğini öldürmesi ne acı; yıllardır aynı evi, kaderi paylaştığın eşin eşine kıyması ne kadar can yakıcı… Ama maalesef son günlerde bu tür haberler tüylerimizi ürpertiyor.
Sağlık Bakanlığına bağlı Ölüm Bildirim Sistemi üzerinden; hastane kayıtları, adli tıp raporları, aile hekimliği verilerine göre 2024 yılında ülkemizdeki ölüm sayısı 489.361 olarak bildirilmiştir.
Kaba ölüm hızı olarak adlandırdığımız; ölenlerin nüfusa oranı 2020 yılında 6,1 iken 2022’de bu oran 6,8 olarak hesap edilmiştir. 2024 yılında ülkemizde kaba ölüm hızı 5,7 olmuştur.
Kaba ölüm hızı, bin kişi başına gerçekleşen ölüm sayısını gösterir. Nüfus artarken ölüm sayısının sabit kalması, kaba ölüm hızını düşürür.
Nüfusun yaşlanması, salgın hastalıklar, afetler, savaş gibi durumlar; nüfus artışına rağmen kaba ölüm hızını artırır. 2020 yılında Covid ölümleri kaba ölüm hızını artırdı.
Ülkemizde ölüm nedenleri arasında kalp damar hastalıklarından (kalp krizi, felç, pıhtı atması, beyin kanaması gibi) kaynaklı ölümler en çok görülmektedir. Yüz ölümden 36’sı bu nedenledir.
Kanserlerden ölüm oranı %16,3; KOAH gibi akciğer hastalıklarından ölüm oranı %15 civarındadır. Dışsal yaralanma, zehirlenme nedeniyle ölüm %3,6 civarındadır.
İntihar, kaza, cinayet ölümleri de %3,6’nın içindedir. Yüz ölümden %6,3’ünün nedeni bilinmemektedir.
Ölüm erkeklerde daha çok görülmektedir. 15-34 yaş grubunda erkeklerde ölüm oranı kadınlara göre 3 kat daha fazladır.
Ölümlerden söz ederken kadın cinayetlerinden söz etmemek olmaz! O güçlü erkek (!), gücünü kadınlar üzerinde göstererek eşini, sevgilisini öldürerek güçsüzlüğünü ortaya koymaktadır. Yıllar itibarıyla kadın cinayetleri katlanarak artmaktadır. 2002 yılında 66 olan kadın cinayeti sayısı; 2003’te 83, 2005’te 317, 2006’da 663, 2007’de 1011 olarak kayda geçmiştir.
2024 yılında 394 kadını katleden erkeklerin bu aciz ve insanlık dışı cinayetleri devam etmektedir. Ülkemizde de İtalyan Hükümetinin yaptığı gibi bu tür cinayetlerin cezasının caydırıcı duruma getirilmesi ve kadın cinayetleri ile mücadelenin sadece kadın örgütlerine bırakılmaması, çözüm bulunması artık bir zorunluluktur. Erkekler, TBMM, konu ile ilgili tüm kurum ve kuruluşlar bu konuda acil ve daha etkili önlemler almak zorundadır diye düşünüyoruz. Artık yeter!!
Yaşamanın daha öncelikli olduğu, ölümlerin daha az hatırlandığı günler dilerken; bilerek, planlayarak kadınların ölümüne seyirci kalınmamasını da diliyoruz. Bir an önce caydırıcı önlem.