Sadece Samsun’u değil, Türkiye’yi yasa boğan o kazanın ardından 37 yıl geçmesine rağmen tarifsiz acı, hiç eksilmeden yüreklerde yaşıyor...
Kaza olduğunda Anadolu Ajansı Bölge Müdürü idim...
İlk haberi teleksle geçtikten sonra, o zaman ajansın foto muhabiri olan, şimdiki Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yusuf Ziya Çakır’la birlikte yola çıktık...
Ladik’te devam eden kar yağışı, Kavak’ta yoğunlaşınca trafik polisleri geçişlere izin vermedi...
Böyle büyük bir kazanın bilgisini alabilirdik ama fotoğraflar olmadan haber eksik kalırdı...
Üstelik Anadolu Ajansı’nın aboneleri de fotoğraf bekliyordu...
Havza muhabirimiz rahmetli Abdullah Uyaroğlu’nun imkanları da kısıtlıydı...
Üstelik kaza yerine de gidemiyordu...
Çaresizdik!..
Ajans şoförüne, “Ne olursa olsun oraya gitmek zorundayız” dedim ama yol kapalıydı; trafik polisleri izin vermiyordu...
Dönemin Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürü Engin Aksan ağabeyi arayıp durumu anlattım...
Abi-kardeş ilişkimiz vardı...
Kırmadı ve “Sorumlusu sizsiniz” diyerek bizim aracın geçişini sağladı...
Hemen yeniden yola çıktık...
Kamyonlar, otomobiller ve TIR’lar yol kenarında beklerken, bazıları da kaymıştı...
Bu kötü hava şartlarında, olabildiğince hızlı biçimde ve binbir güçlükle, tehlikeler atlatarak kazanın olduğu Havza’nın çıkışındaki Teşvikiye yöresine ulaştık...
Malatyaspor maçı deplasmanına gitmekte olan Samsunspor otobüsü, buzlu yola dökülen samanlar nedeniyle kayarak kamyonla çarpışmıştı...

Bütün gazete ve TV’lerde yer alan o fotoğrafları çeken Yusuf Ziya Çakır’la birlikte Havza Devlet Hastanesi’ne geçtik...
Durumu ağır olan yaralılar Samsun Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştı...
Bilgileri topladıktan sonra telefoto ile fotoğrafları geçmek için yine binbir güçlükle ajansa dönebildik...
Çünkü Havza’da filmleri yıkayıp karta basma imkanı yoktu...
Beyefendi kişiliğiyle yakın dost olduğum Teknik Direktör Nuri Asan ağabeyim, sevgili kardeşlerim Mete Adanır, Muzaffer Badalıoğlu, Zoran Tomiç ve şoför Asım Özkan hayatını kaybetmişti...
Yaralılar da vardı...
Kafile Başkanı Futbol Şube Sorumlusu Mustafa Mutlu, Kulüp Menajeri Yüksel Özan ile futbolcular Yüksel Öğüten, Fatih Uraz, Orhan Kılınç, Kasım Çıkla ve Uğur Terzi yaralanmışlardı ama Emin Kar, Erol Dinler ile malzemeci Halil Albayrak’ın durumu ağırdı...
Üçü de felçti...
Kaptan Emin ise hayatının sonuna kadar tekerlekli sandalyeye mahkum kaldı...
Cenaze töreni Büyük Cami’deydi...
Avludaki binlerce insanın oluşturduğu tablo içinde neredeyse gözyaşı dökmeyen kimse yoktu...
Ağıtlar göğe yükselmişti...
Dönemin Başbakanı Turgut Özal, büyük acı yaşayan Samsunspor’a maddi ve manevi destek verdi ama takımı sırtlayan “efsane başkan” Hasbi Menteşoğlu’na kurulan kumpaslara engel olamadı...
Para cezalarıyla karşı karşıya kalan Hasbi Menteşoğlu, kulüp başkanlığını Av. Hakkı Tomaç’a devretmek zorunda kaldı...
Hem de onca sıkıntıya rağmen tek kuruş talep etmedi...
Atatürk armalı kırmızı-beyaz renkli formaya artık bir de siyah eklenmişti...
Bu satırları yazarken o günler, bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti...
Kolay değil, 37 yıl önce yaşananları hatırlayıp yazmak!..
Eksiğim varsa affola...
Şehitlerimiz başta olmak üzere, Hakk’a yürüyen Hasbi Menteşoğlu’na ve kaza sonrası vefat eden futbolculara Allah’tan rahmet, yaşayanlara da sağlıklı bir ömür diliyorum...
Sizleri unutmadık, unutmayacağız da...