Garip bir zamanı yaşıyoruz. Garip bir tat alma eksikliği var. Ne yapsak biraz eksik, hatta biraz fazla. Ayarların bozulduğu ya da yeni oluşan ayarların bizi biraz bozduğu bir zaman dilimi. Her şeyin formunun değiştiği, değişimin yan etkilerinin ise kimsenin umurunda bile olmadığı günlerdeyiz. Günler saat gibi, haftalar gün gibi, aylar hafta gibi, ışık hızında geçiyor sanki. Kaybedenler kulübüne girmek bile kolay değil artık. Çünkü içerisi alabildiğine doldu artık. Damsız girilmeyen yere, kayıplarından bir senaryo yazamayan hiç kimseyi almıyorlar. Daha iki yıl öncesine kadar aşırılık kabul ettiğimiz her şey ve daha fazlası hayatımızın bir parçası oldu. En “normal” olduğunu söyleyen bile sırf bu söylediği yüzünden içten içe kendine muhalif olmuş durumda. Değişim işini o kadar hızlı ve iyi yapıyor ki, onun bir parçası olmaktan başka bir seçeneğimiz olduğu ihtimalini aklımıza bile getir(e)miyoruz. Yani “özgürlük” dediğimiz şey ne ise “kuşatılmış” bir dayatmadan başka bir şey değil artık. Mutlu olmak diye bir şey yok artık, mutlu anlar selfisi, pardon senfonisi var. Öyle bir büyük bir senfoni ki bu, koroyu bizim oluşturmuş olmamıza rağmen neredeyse hiçbir melodi bizim değil. Bunu fark edenlerin deli, bu durumu delilik olarak niteleyenlerin ise zırdeli olduğu bir dünyamız var artık. Beş duyu organımız vardı ya hani, neredeyse hepsi devre dışı. Gördüklerimiz filtreli, duyduklarımız teknolojik, dokunduklarımız android, yediklerimiz tatsız, kokladıklarımız ise abartılı. Yaşamak dediğimiz şey bu günlerde tam da böyle. Yani ‘ne olacak halimiz’ yazısı değil okuduğunuz. Yüreklerin ete, gönüllerin saraya, inancın bencilliğe merhaba dediği günler bu günler. Olur ya etrafınızda hala sevmeyi, aşkı, değer vermeyi, değer oluşturmayı, sırf sizi siz olduğunuz için dünyanın en özel insanı gibi hissettiren birileri varsa elinizi gökyüzüne uzatın ve topladığınız bütün bulutlarla onları sarıp sarmalayın. Yoksa pişman olursunuz. Neden biliyor musunuz? Onları kaybettiğiniz için değil. Onların, sizi siz olduğunuz için dünyanın en özel insanı hissettirme ayrılacağını kaybettiğiniz için. Mevsim bir daha bahar olur mu bilmem ama, siz, mevsim bahar olunca ana saygılı olmayı unutmayın…