Metin Burma kimdir? Hangi dönemlerde hangi partiden belediye başkanlığı yaptı?
1950 Trabzon doğumluyum. 1960'larda aile olarak Samsun'a göç ettik. Ortaokul ve liseyi Samsun'da okudum. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldum. 1994 yılına kadar mimarlık, müteahhitlik, projeler yaptım. O ara Samsun'un kent hayatına mesleğim gereği bir ilgim vardı. 1984 yılında Vehbi Gül döneminde belediye meclis üyesi oldum. Orada çok başarılı çalışmalar yaptık. Grup başkanvekiliydim. Samsun orada ismimi öğrenmeye başladı. Halkla çok iç içeydim. Hiç planımda olmamasına rağmen 1994 yılında belediye meclisi çalışmalarından dolayı partim SHP, beni Atakum Belediye Başkanlığı'na aday göstermek istedi. Ben her ne kadar direndiysem de bu işe biraz itildim. Yapılan araştırmalarda benimle seçimin kazanılabileceği düşünüldü. O zamanlar aynı dünya görüşünde olduğumuz birkaç parti de ayrı ayrı aday çıkardı. 1994 yılında belediye başkanı seçildim.

Göreve başladığınızda yaşadığınız zorluklar nelerdi?
O zamanlar Atakum Belediyesi olarak isimlendirilmesinin kararı alınmıştı ama ortada belediye ve belediye teşkilatı yoktu. Atakum'a belediye başkanı olmuştuk ama mekan yok, araç yok, hiçbir şey yoktu. Rahmetli Muzaffer Önder o dönemde bize belediyede birer tane oda tahsis etti. O odada ne yaparız diye planlamaya başladık. 1-2 ay içerisinde Atakum'da deniz kıyısında su ürünleri binasının üst katından bir bölümünü kiraladık. Kendime tavan arasında bir çalışma mekanı da yaptım. Orada çalışıyorduk. O dönemde belediyeye başladığımızda bize verilen 6 masa ve 16 sandalye, 6 tekerlekli epeyce eski 2 tane kamyon, bir tane kırık dökük minibüs, daha sonra bir de traktör kepçe. Hepsi bu kadardı. Atakum'un ne caddesi, ne yolu, ne meydanı, ne yerleşimi vardı. Hiçbir şey yoktu. Atakum bir köydü. Yalnız sahilde kısmen yazlıkçılar vardı. Alparslan Caddesi'nin iki tarafından kanalizasyonlar açıktan akıyordu. O dönemlerde çok yağmur yağdı, çok seller oldu. O dönemi hatırlayanlar bizim sellerle nasıl boğuştuğumuzu bilir. Zamanında karayolunu yaparken yukarıdan aşağı gelen sel sularının denize ulaşımı konusunda önemli bir tedbir alınmamış, ilgili menfezler açılmamıştı. Su gelince asfaltın göbeğinde büyük bir göl birikintisi oluşuyordu. O dönemler zor dönemlerdi, çok sıkıntılı dönemlerdi. 1999 yılına geldiğimizde epey bir mesafe almıştık. Sahili oluşturmaya çalışıyorduk. Atakum modern bir kent olmalıydı. Hem kentleşmeyi düzgün yapmalıydık hem de kentlileşme noktasında çaba içinde olmalıydık. Atakum'a o dönemlerde Karadeniz'in her ilinden hatta İç Anadolu'dan insanlar göç ederdi. Giresunlular, Ordulular kooperatifleşme aracılığıyla ki Türkiye'nin konut sorununun çözümünde kooperatifleşmenin ne kadar önemli olduğunu ben o zaman anladım. Samsun'a siteleşme olgusunu Çağdaş Kent ile ben kazandırdım. Oradan hareketle o değişik kültürlerden, değişik folklorik değerlerden bir Atakum yaratmak istiyorduk. Bu bir turizm kenti, kültür ve sanat kenti olmalıydı. Atakum, Samsun'un gülen yüzü olmalıydı. 1999 yılına geldiğimizde bunların işaretleri oluşmaya başladı, epey bir yerlere geldik. Yıl 1999'a geldiğinde aday olmayı ben istedim. 2004 yılına kadar Atakum bir hayli mesafe aldı, birçok projeye imza attık. Artık şekillenmeye başlamıştı. 2004-2009 arasında bir kaybımız oldu. Başka bir arkadaş belediyeyi kazandı. Ama Atakum tarih sahnesine çıkmıştı artık. Türkiye'de artık sözü ediliyordu.
2004 yılında seçimi neden kaybetti ve 2009 yılında seçimi nasıl kazandı?
2004 yılında kaybedişimin sebebi de o dönemlerde Cumhuriyet Halk Partisi ayrı, SHP olarak biz ayrı girdik seçime. O dönemin yönetici arkadaşları Refik Karakoç il başkanıydı, Şükrü Şişmanlar falan... Bana geldiler, dediler ki "Metin gel birlikte girelim. Sen Cumhuriyet Halk Partisi'nden gir. Seçim bittikten sonra eğer istemiyorsan dönersin yine partine." Ama ben uygun bulmadım. O dönemde Cemil Bey'i aday yapmışlardı. Bir yarış başladı aramızda. 2004 yılında kaybettik. Orada biraz bir hız kesilmesi oldu. Sonra 2009 yılında Sayın Baykal, Suat Binici kardeşimiz seçimin benimle alınabileceğine karar verdiler. Deniz Baykal ile siyaseten bir birlikteliğimiz olmamıştı. Benim ikna edilmem istendi ve ben de ikna oldum sonuçta. 2009 yılında tekrar CHP'den aday olduk ve 2014 yılına kadar devam ettik.

2004-2009-2014 yılları arasında çizilen yol haritasından ve yapılan projelerden bahseder misiniz?
2009 yılına geldiğimizde gerçekten çok büyük bir hevesle, çok büyük bir enerjiyle göreve başladık. O dönemde belde belediyeleri vardı. 5 belde belediyesinin Atakum'a katılımıyla Atakum ilçe belediyesi haline gelmişti. O süreç çok kolay olmadı. 5 belediyenin çalışanları, borçları vardı. Ama biz bunun altından çıkabildik. O dönemde Atakum'un daha da öne çıkması noktasında büyük gayretlerimiz oldu ve halktan çok önemli destek gördüm. Ben Atakum halkını hep sevdim ama onlar da beni sevdiler. Uzun yıllar sonra bile bugün sokakta gördüğüm sevginin, saygının bana yaşamda kalan şey bu. Şimdi bir memur emeklisi olarak varım. "İnsanların biz seni unutmadık, unutmayacağız" yaklaşımları beni hâlâ dinç tutar. Bir sözüm vardır: "Çalıştığınız yerde sokaktaki insanların size bakışı sizin döneminizle ilgili bir aynadır. Size onları yansıtır." O çok önemli. Atakum'a belde belediyelerin birleşmesiyle 2009 yılında yaklaşık 18 milyon dolarlık bir borç kalmıştı. Biraz haciz dosyaları falan da vardı. Bu belediyeyi döner hale nasıl getirebiliriz? Öyle bir çaba içerisindeydik. Bir yıl zorluklar çektik ama o işi aştık. 15 yılda işçimin, memurumun alacaklarını bir gün dahi geciktirmedim. Yetişmediği, ucu ucuna geldiği dönemlerde ben maaş almadım, başkan yardımcıları almadı ama çalışanlar aldı. İnternetin olmadığı o dönemlerde işçilerimizin maaşına haciz gelmesin diye hesapları Çarşamba'ya, Tekkeköy'e açardık. Arkadaşlarıma "en iyisini en uygun fiyata kim veriyorsa ondan alım yapacaksınız" talimatını verdim. Bu arada çok projeler yaptık. Atakum'un iskeleti o dönemde çıktı. Atakum çok güçlü bir belediye haline geldi. Borç işini bitirdik. Arkamda iktidar gücü olmamasına rağmen borçlanmadım. Sürekli müfettiş denetimi vardı. Denetim konusunda da hiçbir zorluk yaşamadık. Bildiğimizi doğru yapmaya çalışıyorduk. Atakum'a pek çok alan kazandırdık. O zamanlar belediye binası yapacak alan yoktu. Şu andaki mevcut belediye alanının olduğu yerde 12 dönümlük bir alanı planladım ama ona sıra gelmemişti. Önceliğim halkın ihtiyacıydı. Sonrasında belediye binası projesini geliştirdik. Kaymakamlığa 3 bin 700 metrekare yer verdim. Bu yeri de bilabedel verdim. Ben devleti bir bütün olarak görüyorum. Kaymakamlık binası oraya yapıldı. Bu bölge okullar açısından o zamanlar sorunluydu ama şöyle bir iddia koymuştum: Birçok okul yapılması için çalışmalarımız oldu. O dönemde biz 3-4 tane okul yapılmasına önayak olduk. Atakum'a birçok yerden gelen insanları bir araya getirmem lazımdı. Bir kültür merkezi planladım. Bu planı da çok emek vererek kendim çizdim. Arkadaşlarımın yardımıyla bu projeyi gerçekleştirdik. Şimdiki Atakum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin ek binasının olduğu yerde kültür derneklerinin her birine 30'ar metrekarelik mekânlar tahsis edecektim; sanat atölyeleri, küçük tiyatrolar, büyük konferans salonu olacaktı. Sonrasında o bölge Atasahne, Cemil Bey döneminde donatıldı. O bina benden sonra gelen arkadaş tarafından Sağlık Bakanlığı'na verildi. Orada hiç hoş olmayan, centilmence olmayan bir şey de yapıldı. O binanın arkadan fotoğraflarını billboardlara astılar. O binanın kimliği giriş cephesiydi ama arka cepheden fotoğraflarını sergilediler, Atakum'a hastane kazandırıyoruz diye... Bu hoş değildi. O kültür merkezi ve donatıları; sergi salonları, atölyeleri, çalışma alanlarıyla müthiş bir şey olacaktı. Atakum, Karadeniz'in en güçlü belediyelerinden birisi haline gelmişti. Trabzon ve Samsun Büyükşehir Belediyelerinden sonra. Ben de metropol belediye başkanları içerisinde birincilik ödülü alan bir ağabeyinizim ama reklam yapma noktasında çekingenim. Atakum'a 100 bin metrekarenin üzerinde çok önemli alanlar kazandırdık. 2009-2014 yılları arasında 122 tane park yaptık. Birçok sosyal tesis yaptık: Çakırlar Orman Korusu ve içindeki sosyal tesis ile düğün salonu, Taflan'da düğün salonu, Çatalçam'da sosyal tesis, düğün salonu, pazar yeri. Atakum, o dönemde yaptığımız pek çok projeyle şekillendi. Ve Atakum artık Türkiye'de yıldız gibi parlamaya başlamıştı.
Sizden sonraki dönemleri değerlendirir misiniz? Şu anda Atakum hakkında neler düşünüyorsunuz?
2014 yılında ben seçimi kaybettim. O dönemde Atakum sosyal donatı alanlarından çok kayıp verdi. Kimseyi suçlamadan söylüyorum... Büyükşehirlerden sonra Karadeniz'in en güçlü belediyesi haline gelmiş olan Atakum, bir gün dahi ödemelerini aksatmamış, esnafın çok büyük güven duyduğu o Atakum, ne oldu da maaş veremez, hizmet edemez hale geldi. Bu aslında Türkiye'nin belediyecilik anlamında çok temel bir sorunu. Biz geçmiş yıllarda yerel yönetim yasa tasarısı taslağı konusunda Belediyeler Birliği'nin talebi üzerine 5-6 arkadaş çalışıyorduk. Biz önce sorun yaratıyoruz. Sonra o sorunları çözebilmek için çok önemli kaynaklar harcıyoruz. 2009 yılında raylı sistemin yer altına yapılması için çok ısrarcı oldum. O da olmadı. Şimdi Atakum gibi bir yerde çok önemli bir trafik sorun yaşanmaktadır. 2014 yılında teslim ederken ne var ne yoksa bunları çok açık bir biçimde ortaya koydum. Teslim ederken 18 milyon dolarlık bir borçla devraldım. 15 buçuk milyon dolar bir borçla devrettim. Demek ki ben borç yapmamışım. 2019 yılında devralan. arkadaş 30 milyon dolarla devraldı. 2024 yılında devralan arkadaş 20 buçuk milyon dolarla devraldı. Niye belediyeler böyle zor durumda? Hükümetin silkeleme politikasını da söylemek isterim. Bu konudaki adaletsizliklerin de bir altını çizmek isterim. Görev yaptığım dönemler çok dolu dolu geçti. Atakum'un şaha kalktığı dönemlerdi. Sahili, aquaparkları.. Çobanlı'daki aquaparka günde 3 bin kişi geliyordu. O zamanlar daha rahat olsunlar diye bayanlar günü de yapmıştı. Müthişti. O güzellikler nasıl yok edildi.. Bunları üzülerek izliyorum. Ben bir iskele yaptım Atakum'da,ilk iskeleydi. Neredeyse hiç para harcamadan 4 kişiyle yaptık. Projeleri kendi elemanlarımızla yaptık. Mesai arkadaşlarım da işi benimseyerek çalıştı. Ben onlara hep bir ağabey, dost olarak yaklaştım. Atakum'u tarih sahnesine çıkaran bu insanlardı. Meclis üyelerinin hevesle, gayretle çalışmalarıydı. O amatör ruhla birçok şey yapılabiliyor.
Sizin döneminizde şartlar, kanunlar nasıldı? Şu anki dönemle kıyaslar mısınız?
Belediye bir borca girip de dönme dengesini kaybettimi onu toparlamak mümkün olmaz. İşçinin maaşını ödeyemeyince de insanlardan verim beklemek, iş beklemek de doğru değil. Zaten Türkiye'de olabildiğince yaşam çok zor. Bizim zamanımda köyler bizim sorumluluğumuza alınmadığı ise de ama biz köylere hizmeti veriyorduk. Şimdi bütçe biraz daha gelişmiş oldu. Son yıllardaki bu silkeleme işi olumsuz tarafı. Belediyelerin kaynaklar noktasında yeterince desteklenmediği, bazı belediyeler yeterince denetlenmediği konusunda da bir soru işareti koymak isterim. Meclis çoğunluğu olmayan belediyenin encümeni de muhalefette oluyor, bayındırlık komisyonu da muhalefette oluyor, denetim komisyonu da muhalefette oluyor. Bir sorun varsa onlar zaten gereği neyse onu yapıyorlar. Bu yol kalktı bunun yerine gizli tanık gibi durumlar Türkiye'nin ayarını da bozuyor. Bu ülkenin sorunları hukukun üstünlüğünü sağlayarak, yargı güvencesiyle bu sorunlar çözülür diye düşünüyorum.
Döneminizde yapmak isteyip de yapamadığımız projeniz var mı?
Her belediye başkanı aslında bir sürü şey yapmak ister ama şartlar oluşmazsa yapamaz. Kaynaklar da gerçekten çok sınırlı. Önemli olan o kısıtlı imkanlarla bir şeyler üretebilmek. Atakum’da bugün gördüğünüz birçok iş bizim dönemimizden geçti. Ama içimde kalan şeyler de var. Mesela şu an araştırma hastanesinin ek binası olarak kullanılan kültür merkezini keşke hayata geçirebilseydim. Yaşlılar için bir yaşam köyü projemiz vardı, tüm detayları hazırdı ama uygulayamadık. Kreş için de hazırlık yapmıştık, onu da başaramadık. Bir de özellikle söylemek istediğim bir konu var, bu da şu anki belediye başkanlarına bir çağrı aslında. Atakum’da iki tane meydan projesi planlamıştım, hatta kendim çizmiştim. Samsun’a gerçekten çağ atlatabilecek projelerdi. Kapalı havuzun olduğu yerde bir düzenleme düşünmüştük. 30 metrelik bir yol bağlantısı olacaktı, üst platformla denize inilecekti ve arka tarafta büyük bir meydan oluşacaktı. Ama o dönem Gençlik ve Spor Bakanı ile bu konuda anlaşamadık. Ben havuz için başka bir yer önerdim ama onlar deniz kıyısına yapmayı tercih etti. Bir de şu an belediye binası ve kaymakamlığın olduğu bölgede yurtlar var. Ben diyordum ki bu yurtları üniversite tarafına taşıyalım. Deniz Kafe’den üst platformla karşıya geçerek o meydanı denizle birleştirelim istiyordum. Sonrasında Mustafa Demir'e bundan bahsetmiştim. Ama araya pandemi girdi soğudu gitti. Mevcut belediye başkanı bir şeyler yapmaya çalışıyor görüyorum. Trafik konusunda çaba sarf ediyor da o konuda daha yapılacak işler var. Bir araya gelirsek onları da kendisiyle konuşmak isterim. Bu meydan konusunda hala bu şans var. Bir hevesim daha vardı. Bir ada projesi yapmıştım. Sahildeki o gürültülü kısmı o adaya taşıyacak, oradan güneye bakan bir plaj yaratacak. O da proje de öylece kaldı. Bir de halkla iyi ilişki kurmak gerekiyor. Kibir falan bu işlere gelmez. Sonradan İşte belediye başkanlığı bittikten sonra ben de Çok talep olmasına ve çok ısrar edilmesine rağmen bir daha aday olmadım. 15 yılı yeterli gördüm. Halkta bir tat bıraktık. Atakum'la beraber büyüdük, beraber yaş aldık. Hiçbir şekilde mahcup olabileceğim bir şey yok.
Tecrübeli bir geçmiş dönem belediye başkanı olarak şu anki belediye başkanlarına tavsiyeleriniz nelerdir?
Arkadaşların durumları belli. Bu şartlarda keşke bunu başlangıçta aşabilsek noktasında bir çaba olsaymış. Rutin bir noktada kalınmasaymış. Ufuk açılabilseymiş. Bu konuda çeşitli çalışmalar olabilir. İlişki kurulabilseymiş. Niye bu hale düştük? Bu gelişmişlik ne oldu da durdu, bu hale geldi? Maaş ödeyemez hale geldi, bir aciz hale geldi. Bu konuda çokça destek almak lazım fikir almak lazım çaba göstermek lazım. Deneyimlerimizle bir noktaya geldik. Şimdi oradan bakıyorum. Keşke onların şartları da bizim o kendiliğimizden yarattığımız şartlara, oluşturduğumuz şartlar gibi olabilirse. Ama bu şartlar niye bozuldu? Mesela ben işçi, memur tümü dahil 450 personelle yönetiyordum. O zamanki belediyelerden aldıklarımı Devlete demiştim ya arkadaş. Bunlar fazla. Bunları alacaksınız. Çeşitli kurumlara yerleştireceksiniz yol bulunmuştu. Yani bu belediye nasıl döner, nasıl hizmet yapabilir Noktasında Burayı çözmek lazım. Teslim olmadan.
Vatandaşlara ne söylemek istersiniz?
Bana oy verdi, vermedi hesabı içinde olan birisi hiç olmadım. Pazar yerine gidiyorum 'Başkanım sana ben oy vermedim ama sana hayranım' diyenler oluyor. Bu çok önemli bir şey. İnsanlarla iyi ilişkilerim oldu. Belki hak ettiğimden fazla sevgi gördüm, görmekteyim. Ben de onları seviyorum. Onlara hizmet etmiş olmanın onurunu yaşıyorum. Atakum'un kurucu belediye başkanı Atakum'un mimarı diyorlar. Bu mimari biraz bozuldu. Mesela meteoroloji yerine 7 katlı binaların dikilmesini asla kabul edemem Bunu yapanlar onun vebaliyle baş başa kalacaklar. Şehirciliğin kentleşmenin bir takım bilimsel kriteri var. onları yapmazsan bizim gibi olur. Yaparsan Avrupa'daki gibi olur.




