banner1313

banner1300

banner1334

19.03.2019, 09:05

Türk Dünyasının Stratejik Bayramı: Nevruz

Bugün güzel bir gün; 21 Mart Nevruz'un arifesi. Ben de bugünkü yazımda bu konuyu ele almak istedim. Ancak burada uzun uzadıya Nevruz’un tarihinden, Türk Dünyasında ve başka bölgelerde nasıl kutlandığından, bugüne atfedilen olaylardan bahsetmek yerine daha çok bu bayramın stratejik önemi üzerinde durmak istiyorum. Hiçbir şekilde politize olmadan; bu konudaki bilimsel, nesnel, ahlaki ve insani görüşlerimi sizlerle paylaşmaya gayret göstereceğim.


Bir tanımlamaya göre strateji; “Barış ve savaşta, benimsenen politikalara destek vermek amacıyla politik, ekonomik, psikolojik ve askeri güçleri bir arada en iyi biçimde kullanma bilimi ve sanatıdır.” Stratejik ise, strateji gereği, stratejiyle ilgili olan demektir. İşte üzerinde duracağımız asıl nokta da burasıdır. Yani Türk Dünyası'nın kültürel birlikteliğine, gönül birlikteliğine ulaşabilme ve Avrasya'nın geneliyle dostane ilişkiler kurabilme hedefi doğrultusunda Nevruz Bayramı’nı işlevsel kılabilir miyiz?


Batılılar Antropoloji, Etnoloji, Arkeoloji, Tarih  ve Folklor gibi sosyal bilimleri daha çok sömürecekleri ve hükmedecekleri toplumları ayrıştırmak, ötekileştirmek, parçalayıp bölmek ve sonra da yönetmek için birer araç olarak kullandılar. Ancak bizler bu sosyal bilimlerden ve ortak kültürel değerlerden batılıların aksine milletimizi ayrıştırmak için değil, kültürel aidiyet içerisinde birlik ve beraberliğimizi temin etmek için istifade etmek mecburiyetindeyiz.  


Nevruz Bayramı; Balkanlardan, Anadolu’ya, Orta Doğu’dan Orta Asya’ya kadar uzanan bu geniş ve kadim coğrafyada (Avrasya'da) bilinir ve çeşitli pratiklerle kutlanır. Türklerde 21 Mart Ergenekon’dan çıkışı temsil eder. Bu çıkış, Türkler için tarih sahnesine yeniden çıkışın bir sembolü olmuştur. Ayrıca İranlılarda ve Kürtlerde de birbirine benzer Nevruz hikâyeleri vardır. Sizin anlayacağınız her toplum bir Nevruz Miti icat etmiştir. Burada asıl olan her toplumun kendi değerleri ve bağlamı içerisinde baharın gelişini ve tabiatın canlanışını neşe içerisinde kutlamasıdır. Örneğin bizde, İran’a, Azerbaycan’a ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine göre Nevruz’un sönük geçmesinin temel nedeni, Anadolu ve Balkan Türklüğünde baharı karşılama bayramı olarak Nevruz’un yerine 6 Mayıs Hıdrellez kutlamalarının ikame edilmiş olmasıdır.


Nevruz Doğu Türklüğünün Bahar Bayramı olarak kutlanırken, Batı Türklüğünde bunun yerine Hıdrellez (Hızır-İlyas günü) ikame edilmiştir. Bence Nevruzda kaynak Fars kültürü ve Zerdüşt inancıdır. Ancak Nevruz buradan alınmış, Ergenekon buna giydirilmiş ve Türk Bahar Bayramına dönüştürülmüştür. Hıdrellez de Batı'nın Paskalya Bayramına Hızır-İlyas inancı giydirilmek suretiyle İslami Türk Bahar bayramına dönüştürülmüştür. Ancak Nevruz'da ateş, Hıdrellez'de yumurta kültü hiç değişmemiştir. 


Zaman zaman tarihin derinliklerinden gelen bu türden değerlerin, dini motiflerle bezenerek yeni bir görünüme büründürüldüğü muhakkaktır. Bu bağlamda Nevrûz ve Hıdrellez geleneklerinde de bu yönde bir değişim elbette söz konusu olmuştur. Yani varlığı İslâmiyet öncesine dayanan bayramların yeniden dini bir kimlik kazanmalarıdır söz konusu olan. Değişmeyen tek şey ise bayramların birleştirici, kaynaştırıcı işlevidir.


2009 yılından bu yana UNESCO’nun SOKÜM (Somut Olmayan Kültürel Miras) listesinde yer alan Nevruz, Dünya Nevruz Bayramı olarak da tescillenmiştir. Bize düşen bu bayramı hem bölgesel ortak payda olarak kabul etmek hem de bölgesel kültürün küreselleştirilmesi açısından iyi değerlendirmek olmalıdır. Nevruz yalnızca bize ait değildir. UNESCO'ya 2009 yılında aralarında Türkiye, Azerbaycan, Hindistan, İran, Kırgızistan, Özbekistan ve Pakistan'ın da bulunduğu ortak dosya ile başvurulmuş ve Nevruz bu şekilde UNESCO SOKÜM listesine dahil edilmiştir. (2016 yılında dosya Türkiye, Afganistan, Azerbaycan, Hindistan, Irak, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan, Tacikistan ve Türkmenistan'ın da katılımı ile genişletilmiştir)   


Hıdrellez için ise 2017 yılında Türkiye ve Makedonya'nın birlikte hazırladıkları ortak dosya ile UNESCO'ya başvurulmuş ve bu şekilde Hıdrellez UNESCO'nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası (SOKÜM) Listesine alınması sağlanmış ve Hıdrellez, dünya kültür mirası olarak tescil edilmiştir. 


Yazıma son verirken, Nevruz’un bir kültür ve folklor etkinliği olduğunu; onu dini, siyasi ve etnik bakımdan değerlendirmenin yanlış olacağını ifade etmek istiyorum. Çünkü Nevruz 1990'lardan sonra Türkiye'nin gündemine maalesef bu şekilde gelmişti. Bu nedenle toplum Nevruz'a karşı mesafeliydi. Allah'tan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri imdadımıza yetişti.

Yorumlar (3)
Mehmet BOZKURT 6 ay önce
Hocam, çok güzel bir anlatım. Nevruz'un art alanını ifade etmeniz ve bunu dillendirmeniz çok yerinde olmuş.
Abdulhamit Toprak 5 ay önce
Sayın hocam Nevruz ile ilgili ilk defa bu kadar aydınlatıcı yazı okudum.Emeğinize sağlık....
Nihat Alaca 5 ay önce
Agziniza, gönlünuze sağlık. Yakın zamana kadar, 2000 li yıllara kadar Nevruz deyince aklımıza PKK serefsizlerinin kalkisma günü akla gelirdi. Bunun değişmesinden rol oynayan herkese minnettar olmalıyız.