Sevtap Sağlam'ın moderatörlüğünde Uyan Samsun programına konuk olan Romatem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mahmut Sami Şen dahiliye bölümü hakkında merak edilenleri açıkladı. Programda, "Dahiliye nelere bakar, sorumluluk alanları neler?", "İnsülin direnci nedir?"," İnsülin direncinin temelleri hangi yaşlarda atılmaktadır?", "İnsülin direncine karşı beslenme nasıl olmalıdır?", "Früktoz nedir, neden zararlıdır?", "Karaciğer yağlanması nedir?", "Karaciğer yağlanmasında yaş faktörü ve diyet listesi" konuları konuşuldu

1.DAHİLİYE BRANŞ OLARAK NELERE BAKAR? SORUMLULUK ALANLARI NELERDİR?

-Dahiliye branş olarak çok geniş kapsamlı bir tıp dalıdır. Dahiliye ve pediatri çok geniş alanlara bakmaktadır. Tıbbın en değerli iki branşıdır. Bakmadığımız tek bir yer yoktur. Dahiliye 6 tane yan dalın üzerine kurulmuştur. Gastroenteroloji,  hematoloji, nefroloji, entomoloji, romatoloji ve onkoloji üzerine kurulmuştur. Dahiliye uzmanı ise hepsine bakmak zorunda olan bir kişidir. Neredeyse her şeye bakmak zorundadır. Kapıdan hastamız içeri girdiği andan itibaren ten renginden yürüyüş şekline, göz bebeğinin renginden, nefes alışverişine kadar neredeyse gözümüzden süzerek odamızdan içeriye kabul edilmektedir. Sonrasında tıbbı öykü alma işlemine başlarız ki bu çok uzun süren bir işlemdir. Biz hastalarımızla hem gözümüzle süzerek hem tıbbı öykü alarak hem de fizik muayene alarak saç telinden ayak tırnağına kadar her bölgeyle ilgilenmek zorundayızdır. O yüzden Dahiliye çok geniş kapsamlı bir tıp dalıdır. 

2. HERHANGİ BİR ŞİKAYETİ OLMAYAN BİR VATANDAŞ DAHİLİYE UZMANINA GÖRÜNMELİ MİDİR?

-Biz hastalarımızla buluştuğumuzda birkaç belirti vs. başlamış olmaktadır. Diyabet, obezite, hipertansiyon gibi günümüz hastalıklarında hastalarımız bize çok geç gelmektedir. Mesela yüksek tansiyon ve yüksek şeker hastaya hiçbir belirti vermeden 15-20 sene vucüd da sinsi bir şekilde saklanabilektedir. 45-50 yaşlarında olunca tavsiyeler üzerine hastaneye gelen hastalarımızdan kan testi istediğimiz de 300-200lerde kolesterol ölçümü ile karşılaşmaktayızdır. Hasta bu hastalıkları nasıl hissetmemiş diye bizde şaşırıyoruz. Bu doktora gitme olayı gecikince arka planda ciddi doku ve organ hasarları oluşmaktadır. Biz organları korumakla sorumluyuzdur. Çünkü bu yüksek tansiyon ve yüksek kan şekeri bu obezito arka planda kalp damarlarımızı, kılcal damarlarımızı, gözlerimizi vs. bozmaktadır. Öylesine gelen bir hasta çözebileceğimiz önüne geçebileceğimiz olayları yaşamış olarak gelmektedir fakat süreç uzadığı ve artık yapılabilecek bir şey kalmadığı için elimizden bir şey gelmemektedir. Bu duruma tıp camiası olarak çok üzülmekteyizdir. Şikayetler başlamadan hastanelere ve doktorlara gelinmelidir. 

3.ORGAN KORUMAK NE DEMEKTİR?

-Organ koruyucu yaklaşım, organları bozulmadan korunmak zorundadır. İç organlarımızdan bazıları kendini tamir edebilme potansiyeline sahipken bazıları değildir. Örneğin böbrek kendini yenileyememektedir. %10-%5 çalışana kadar belirti vermemektedir. Hasta artık tansiyonları kontrol edilemez durumda, teni sarı olmaktaysa malesef elden bir şey gelmemektedir. Hastalarda hipertansiyona bağlı göz damarlarında kanamalar olabilmektedir. Bu hastalar zamanında önüne geçilebilirdi. İç organlarımız birbiriyle iletişim halindedir.  İnce bağırsak beyin ile, kalp karaciğer ile karaciğer böbrek ile iletişim halindedir. Kalp yüzünden böbreğin bozulması sendromu, böbrek sonrasında kalbin bozulması, karaciğer yüzünden böbreğin bozulması aslında vücud içerisindeki organlar öyle sıkı bir iletişim halindedir ki biri bozulunca diğeride bozulabilmektedir. 

4.İNSÜLİN DİRENCİ NE DEMEKTİR HANGİ KONULARDA HASTALARDA DİRENÇ VARDIR?

-İnsülin direnci hastalık değildir. Tahlille ölçülemez. İnsülin direnci var diyebilmemiz için olması gereken on on beş tane tıbbı durum olması gerekmektedir. Bunlardan üç veya beş tane olduğunu gördüğümüzde dahi teşhisi koymakta veya bu teşhise göre bu belirtiler başlamıştır diyebilmekteyizdir. Erkeklerde bel çevresi ölçümüü 101, kadınlarda 89 max ölçümdür. Bunların üstünde bir kişide insülün direnci var denilebilmektedir. Hareketsiz yaşam biçimine sahip bir birey de insülin direnci oluşma ihtimali çok yüksektir. Kolesterol seviyeleri, LDL kötü olan yüksekse, HDL iyi olarak bilinen düşükse ölçtüğümüzde hipertansiyon sınırlarındaysanız insülün direnciniz var demektir. Bu bir sürü açlık, kan şekerleri, tokluk kan şekerleri gibi değerlerine bakılıp hepsini masamıza koyduğumuz zaman değerlendirmesini yaparak teşhisi koyabilmekteyizdir. Bunun için esktra testlere gerek yoktur. İnsülin direnci ölçme bilimsel çalışamalarda kullanılan bir ölçüttür bu test hastalarımızda kullanmamaktadır. 

5.İNSÜLİN DİRENCİNİN TEMELLERİ HANGİ YAŞLARDA ATILMAKTADIR?  NASIL BESLENİLİRSE KENDİMİZİ KORUMUŞ OLURUZ?

-İnsülin direnci, 40-45-50 yaşlarında çıktığı sanılmakta ama bunun çok öncelerden temelleri atılmaktadır. İnsülin başlangıcının temelleri anne karnındayken atılmaya başlanmaktadır. Diyabet olup olmayacağımız anneminizin beslenme şeklinden başlayan bir süreçtir. Bu yaş yanlış bilgisini kırmamız gerekmektedir. İlerleyen yaşlarda hayatımıza dahil olan bir şey değildir. 

6. FRÜKTOZ NEDİR? NEDEN BU KADAR ZARARLI?

-Fruktoz, tıbbı boyokimyada şekerleri vardır. Bizim vücudumuzda temel olarak fruktoz glaktoz ve glikoz vardır. Bu fruktoz bizim sevmediğimiz yönü ağızdan girdiği andan itibarne yaptığı işler uğradığı metobolik süreçleri sevmiyoruz. Bağırsaklara ulaştıktan sonra bağırsak duvarına doğrudan hasarı var. Glikoza göre kılcal damara girme şekilleri bile farklı glikozun zorken fruktoz denetimsiz ve sorgulamasız hızla kana geçebilir bu yüzden de kan şekerinin hızlı yükselmesin sebep olur. bu da pankrestan çok yoğun insülün salınımına sebep olur ve kandaki glikoz dokulara girmek isterken insülün dokulara girememeye başlıyor. Pankreas daha fazla insülün salgılama gereksiniminde bulunuyor ve bu bir kısır döngüye giriyor bu kısır döngünün sonund inülün direnci ortaya çıkıyor ve diyabet ortaya çıkıyor. Fruktoz karaciğeri doğrudan yağlandıran bir şekerdir. çok hızlı yağlanmaya ve göbeklenmeye sebep olmaktadır. Göbeğimiz bildiğimiz yağlardna ibaret değildir, fruktozdan ibarettir. Şekerden dolayı olmaktadır. Bu da karaciğere ve vücudumuzun yağlanmasına sebep olmaktadır. 

7.FRÜKTOZ HANGİ BESİNLERDE KULLANILMAKTADIR?

-Fruktoz, meyve şekeridir. Meyve kullanımı sınırlandırılmalıdır. Meyveler çok sağlıklıdır yenmeli ve tüketilmelidir. Ama gçeen hafta gelen hastamız gibi 10 portakal yenmemelidir. Bu bizi etkileyecek seviyede bir fruktozdur. Yarım portakal bir yetişkine yetecekken 10 tane yoğun fruktoza sebep olur. Yinede meyveler sğalıklı diyebiliriz, paketli ürünlerde, kuru meyvelerde, şerbetli tatlılarda hep fruktoz şekeri kullanılmaktadır bunlar kesinlikle kullanılmamalıdır. Diyetişyenlerle eş zmaanlı çalışılmalıdır. 

8.KARACİĞER YAĞLANMASI NEDİR?

-Karaciğer yağlanması kötü beslenmeyle früktoz yüzünden bol miktarda karbonhidrat beslenmekten kaynaklı bir savunma mekanizması ve hayatta kalma stratejisidir. Biz ilk çağlardan itibaren aynı fizyoloji ve organlara sahibizdir. O dönemlerde en önemli konu hayatta kalmak, açlıktan ölmemektir. Bu yüzden ötürü vücud karbanhidrat ve protein depolamaktadır. Früktoz vücud içerisinde çok hızlı yükselip kaybolmaktadır. Pankreas da devamlı insülin sağlamakta fakat kendisi bir anda vücud da yok olmaktadır. Vucüd da yok olan insülini karaciğer trigelisine dönüştürmekte bu da haliyle şekerin çok fazla düşmesine sebep olmakta ve titereme ve bayılmalarla sonuçlanmaktadır. Karaciğer trigelistler yüzünden hem kendisi yağlanmakta hem de vucuda göndermektedir. Bu biraz genlerden kaynaklıdır. Anne babanıza baktığınızda nerelerde yağlanma olduğuna göre tespit edilebilmektedir. Karaciğer vucüdumuzun en ağır organlarındandır hele ki ağırlandığında boyutu artmakta ve kapsülü germeye başlayıp sağdan sola uzanıp mideyi sıkıştırmaya başlamaktadır. Bu da karaciğerin mideye doğru ilerlediğini göstermektdir. Çünkü karaciğer yağlanması ilk haliyle kalmamaktadır. Karaciğer yağlanmasının evreleri vardır bunun sonucunda da karaciğer artık kullanılamaz hale gelmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Tıp istatistiklere bağlıdır ve istatisler sürekli değişkenlik göstermektedir. Sürekli araştırmak ve öğrenmek zorundayızdır. Her zaman doğrular değişmektedir. Bilim birikim olarak sürekli ilerlemektedir. Eskiden siroz sebebi hepatitler olarak bilinmekteydi fakat gelişen teknoloji ile  şu an çok  az hastamız siroza ilerlemektedir. Kötü beslenme alışkanlığı sonucunda alınan kilolar yüzünden karaciğer yağlanması oluşmaktadır. 

9.KARACİĞER YAĞLANMASI TEDAVİ SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR NELERDİR?

-Karaciğer yağlanması bazı organların kendilerini yenileyememesinden kaynaklanmaktadır. Karaciğer kendini kısmen tamir edebilmektedir. Biz hastalarımızdan sadece yılda bir kere gelip tahlilerini yaptırmasını istemektedir. Biz hastalarımızla sık sık iletişim halinde olmak, kontrollere gelmelerini istemekteyizdir. Hastalarımızın kontrollerinin sonrasında haftalarca ölçüm yapmalarını istiyor ve yaptıkları ölçümleri bize sunmalarını örnermekteyizdir. Karaciğer yağlanması ultrasyon ve elle muayene ile takip edilebilmektedir. Hastalarımızın tedavi sürecinin olumlu ilerlemesi sonucunda çok mutlu olmaktayızdır. Bu biz doktorlar için başarı temsil etmektedir.  

10. KARACİĞER YAĞLANMASINDA YAŞA GÖRE ARTIŞ OLUYOR MU?

-İleri yaşlarda daha fazla görüyoruz. Çünkü karaciğer yağlanması kiloyla alakalı değil bu bir hasardır. Karaciğer hasarı özellikle fruktoz yağlanmasının yanında karaciğer hücrelerini de zehirlemektedir. Fruktoz bir toksindir, vücud bu toksinlerden arınmalıdır. Fruktoz, meyvede bulunduğundan ötürü doğal bir madde de bize zarar verebilir bu yüzden bunların kullanım miktarı ve ölçütlerine dikkat edilmelidir.

11.KARACİĞER YAĞLANMASINDA SPORUN ETKİSİ OLUR MU?

-Bu hastalıklarının artmasının en büyük sebebi, hareketsiz yaşam biçimidir. Modern teknolojilerinde etkisiyle insanların yaşamları hareket açısından kısıtlanmıştır. Biz hastalarımızla kişisel bir psikolog, kişisel bir yaşam koçu gibi danışmanlık vermekteyizdir. Hastalarımızı eğitmekteyizdir. Avrupada öğreniyoruz ki diyabet teşhisi konulduktan sonra hasta eğitime alınmaktadır. Hasta, bu hastalığın belli başlı noktalarını bilmesi gerektiği için hastanın teşhisi konulduktan sonra kısa bir eğitim verilmektedir. Bir nevi bir danışmanlık hizmetide verilmektedir. Doktor, hastasıyla iletişiminde reçeti yaz git seviyesinde olduğu takdir de güzel sonuçlar alınmamaktadır.

-Sosyal medyada birçok yanıltıcı diyet ve yanlış spor hareketleri bulunmaktadır. Bunlarda insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Yoğun bakım sürecinden dahi geçen hastalar bulunmaktadır bu sebeplerden ötürü 1 ayda 22 kilo tarzında reklamlar instagramda çok önümüze çıkmaktadır. Bunlar karaciğere çok büyük hasar vermektedir. Karaciğer öyle bir organki bir fabrika gibi her şeyden sorumlu tutulmaktadır. Bu tarz kilo kayıplarında karaciğer çok büyük hasar görmektedir. Yaşam stilimizi bir aya indirgemek doğru bir karar değildir. Sağlıklı bir yaşam için doktor ve diyetisyenlerle birlikte uzun bir yaşama sığdırılmalıdır. 

12. TEDAVİ SÜREÇLERİNDE BİR DİYET LİSTESİ VERİLİYOR MU?

-Doktorlar olarak diyetisyenlerimizle birlikte çalışmakta ve hastalarımızın genel bir tıbbı kimliğini oluşturduktan sonra diyetisyenlerimize yönlendirmesini yapmaktayızdır. veriliyor. Bir hastalığın iyileşme süreci için doğru beslenme, doğru tıbbı yönlendirme, doğru ilaçlar ve doğru beslenme hastalıklarının iyileşmesindeki en önemli aşamalardır. 

SAMSUN HABER İLE İLGİLİ İÇERİKLERE GÖZ ATIN.