“Terörsüz Türkiye” hedefi sonrası olabilecekleri, defalarca yazıp “samimiyet” vurgusu yaptım...

Nitekim, son olarak 4 Aralık 2025 tarihli “Bırak sarhoşu kendi yıkılsın” başlıklı köşe yazımda da “Terörsüz Türkiye” hedefinden kimlerin rahatsızlık duyduğunu anlatmaya çalıştım...

“Kâhin” değildim elbette...

Geçmişte benzer girişimler sonrası neler yaşandığını bilenler için bugünleri anlamak hiç de zor değildi...

1993 yılında rahmetli Demirel’in, 2013-2015 yılları arasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı süreçler sonrasında olanları unutmadık!..

Yaklaşık 2,5 ay önce “Bırak sarhoşu kendi yıkılsın” başlıklı köşe yazımın yayımlandığı günlerde, süreç içinde yaşanabilecekleri şöyle ifade etmiştim:

“Şimdi de ‘Terörsüz Türkiye’ söylemine karşı hem DEM Parti hem de terör örgütü içinden gelen saçma bazı açıklamalar, kuklanın iplerini elinde tutanların rahatsızlığını ortaya koyuyor...

Türkiye, bu yüzden adeta ‘satranç masası’nda 4-5 oyuncuya karşı tek mücadele ediyor...

Ve sürece zarar vermemek için de ‘Kaç oyuncu olursa olsun sorun yok’ dercesine sabırla hareket ediyor...

Yani bunca samimiyetsizliğe rağmen masayı dağıtan taraf olmak istemiyor...

Ama nereye kadar tahammül edilecek, bilemiyorum...”

DEM Parti’nin, Suriye’deki Kürt kökenlilerin yoğun yaşadığı mahallelere yönelik saldırı iddiaları nedeniyle Kamışlı sınırındaki Nusaybin ilçesinde Sınır Park’ta toplantı yapması ve göstericilerin burada Türk bayrağını indirmesi, “Terörsüz Türkiye” hedefinden duyulan rahatsızlığı ortaya koyuyor aynı zamanda...

Yani, Türk Milleti’nin sinir uçlarına dokunarak masanın dağıtılması hedefleniyor...

Nitekim, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, medya ile paylaştığı açıklamasında bu gelişmeleri, “Söz konusu saldırıyla, terörsüz Türkiye hedefini sabote etmeye yönelik karanlık odakların bir kez daha devreye girdiği görülmektedir” diye ifade etti...

2,5 ay önce Türkiye’nin bu sürece zarar vermemek için sabırla hareket ettiğini yazmış, “Ama nereye kadar tahammül edileceğini bilemediğimi” belirtmiştim...

Terörden beslenerek ülkede huzuru ve güveni sarsmak isteyenler, bayrak indirme olayıyla Türkiye’nin tahammülünü adeta test etmek istemiştir...

Bu noktada rahmetli Demirel’i anmadan olmaz!..

Teröristbaşı Öcalan’ın “eylemsizlik” kararından sonra MGK’de yapılacak düzenlemeler öncesinde 33 silahsız erimiz şehit edilmiş, Cumhurbaşkanı Demirel de “Bunlara güvenilmez” diyerek çalışmaları askıya almıştı...

Eskilerin deyimiyle “aynıyla vaki” bir durum var ortada...

33 yıl önce “eylemsizlik” kararına rağmen girişilen kahpe saldırı; bugün de Erdoğan ve Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” iddiasına karşı, teröristbaşının çağrısına rağmen PKK-PYD’nin tavrı, rahmetli Demirel’in o günkü ifadesinde ne kadar haklı olduğunu bir kere daha hatırlatmadı mı?..

Bin yıllık kardeşlikte Türk’ün Kürt’le sorunu yok!..
Sorun; “Kukla” terör örgütlerinin iplerinin “kuklacı”nın elinde olmasında...