Bir futbol maçını kazandıran unsurlar nelerdir?

Yetenek, taktik ve kondisyon elbette oyunun temel bileşenleridir. Ancak modern futbolda performansı belirleyen ve çoğu zaman göz ardı edilen bir faktör daha vardır: bilimsel temellere dayalı doğru beslenme.
Futbol, yüksek şiddetli aralıklı egzersizlerin yer aldığı, hem aerobik hem de anaerobik enerji sistemlerinin aktif olarak kullanıldığı bir spordur. Maç boyunca 10–12 kilometre mesafe kat eden, ani sprintler yapan ve sürekli karar vermek zorunda kalan futbolcunun vücudu yüksek düzeyde enerjiye ihtiyaç duyar. Bu enerjinin kaynağı ise doğrudan besinlerdir. Yanlış veya yetersiz beslenme, bu enerji sistemlerinin verimli çalışmasını engeller ve performans kaybına yol açar.
Ne yazık ki birçok futbolcu ve amatör sporcu beslenmeyi yalnızca açlığı gidermek olarak değerlendirmektedir. Oysa sporcu beslenmesi; performansın sürdürülebilirliği, toparlanma süresi, kas dokusunun korunması ve sakatlık riskinin azaltılması açısından kritik bir role sahiptir. Maçın son bölümlerinde gözlenen erken yorgunluk, konsantrasyon kaybı ve basit teknik hataların altında çoğu zaman yetersiz glikojen depoları ve yanlış beslenme alışkanlıkları yatar.
Doğru beslenen bir futbolcu, maç boyunca performansını koruyabilir.
Maç öncesinde yeterli ve dengeli karbonhidrat alımı, kas ve karaciğer glikojen depolarını doldurarak maç süresince enerji sürekliliği sağlar. Protein alımı, kas dokusunun korunması ve antrenman sonrası toparlanma sürecinin hızlanması açısından gereklidir. Vitamin ve mineraller ise bağışıklık sisteminin desteklenmesi, kas fonksiyonlarının düzenlenmesi ve sakatlık riskinin azaltılmasında önemli rol oynar. Bu fizyolojik denge sağlandığında futbolcu sadece fiziksel olarak değil, bilişsel olarak da daha doğru kararlar verebilir.
Maç günleri yapılan beslenme hataları performansı doğrudan etkiler. Maça aşırı tok çıkmak, sindirimi zor ve yağ içeriği yüksek besinler tüketmek ya da maç stresi nedeniyle öğün atlamak en sık karşılaşılan yanlışlardandır. Bu hatalar; mide-bağırsak problemleri, erken yorulma, kan şekeri dalgalanmaları ve performans düşüşüyle sonuçlanabilir.
Sporcu performansında göz ardı edilen bir diğer önemli unsur ise hidrasyondur. Araştırmalar, vücut ağırlığının yalnızca yüzde 2’si kadar sıvı kaybının bile dayanıklılık, hız ve konsantrasyon üzerinde olumsuz etkiler yarattığını göstermektedir. Buna rağmen pek çok sporcu susama hissini bekleyerek sıvı tüketmektedir. Oysa susamak, vücudun sıvı dengesinin zaten bozulduğunu gösteren geç bir sinyaldir. Futbolcu için su içmek bir alışkanlık değil, performansın ayrılmaz bir parçasıdır.
Beslenmenin önemi yalnızca profesyonel futbolcularla sınırlı değildir. Amatör liglerde oynayan sporcular, altyapı futbolcuları ve hafta sonu halı sahaya çıkan bireyler için de aynı fizyolojik kurallar geçerlidir. Doğru beslenen sporcu, yaptığı spordan daha fazla verim alır, daha hızlı toparlanır ve sakatlık riskini azaltır.
Aynı antrenman programını uygulayan iki futbolcu arasındaki performans farkı, çoğu zaman beslenme alışkanlıklarıyla açıklanabilir. Beslenme, futbolda bir detay değil; oyunun bilimsel temelli yapı taşlarından biridir.
Sonuç olarak; doğru beslenen bir vücut, sahada istikrarlı performans ve fark yaratır. Futbolda gizli gücü arayanlar, önce tabağına bakmalıdır.

Samsunspor A takım Diyetisyeni Alperen Ayyıldız