banner1365

banner1469

banner1345

banner1468

banner1397
27.02.2019, 09:31

Karacaoğlan’da hicrân

Halk şiirimizin en ünlü ozanlarından biri olan Karacaoğlan’ın hayatı ile ilgili pek fazla bilgi yoktur. Eldeki mevcut bilgiler ise daha çok onun şiirlerinden yola çıkılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmacıların genel kanısına göre tarihte birkaç Karacaoğlan yaşamış olmakla birlikte, meşhur olanı 17. yüzyılda yaşamıştır. Hemen hemen her cönkte şiirlerine rastlanılması onun Anadolu’da çok sevilen bir halk ozanı olduğunu göstermektedir. Silifke, Mut, Gülnar ilçesi ve köyleri Karacaoğlan’ı hemşerileri kabul ederler. Yine Türkiye’nin değişik yörelerinde yaşayan Karakeçili aşireti de onu kendilerinden saymaktadır. Ama o bir şiirinde Erzurumludur, bir şiirinde Binboğalı, bir başka şiirinde ise Maraşlıdır. Ancak onun bir şiirinden hareketle, Çukurova yöresinde bulunan “Varsak Köyü”nde doğduğu anlaşılmaktadır:

Kozan Dağı’ndan neslimiz

Arı Türkmen’dir aslımız

Varsak’tır durak yerimiz

Gurbet ilde yâr eğler bizi.

Karacaoğlan her şeyden önce bir aşk ve sevgi şâiridir. Şiirlerinde daha çok doğa sevgisini ve aşk temasını işlemiştir. Bunun yanı sıra üç-beş didaktik şiiri, iki taşlaması, Yunusvarî birkaç şiiri de mevcuttur. Onun şiirleri Türkmen aşiretlerinin yaşayışlarından izler taşır. Ancak onun şiirlerinde bulunmayan bir şey vardır ki; o da kavga, savaş, vurmak, kırmak, öldürmek gibi kavramlardır. 

Karacaoğlan’ın şiirlerinde en çok göze çarpan temalardan biri de hicrândır/ayrılıktır. Onun şiirlerinde hicrân konusu; sevgiliden ayrı kalma, yurdundan ve dostlarından ayrı düşme üzerine bina edilmiştir. O bir şiirinde:

Altın kafes idi benim durağım

Dost elinde yârelendi yüreğim

Evvel yakın idim şimdi ırağım

Felek beni nazlı yârdan ayırdı.

Karacaoğlan bir şiirinde kendi memleketi ile yabancı memleketleri şöyle mukayese etmektedir:

İndim, seyrân ettim Frengistan’ı

İlleri var, bizim ile benzemez,

Levin tutmuş goncaları açılmaz,

Gülleri var, bizim güle benzemez.

O, bir başka şiirinde gurbete çıkmak istemesinin gerçek nedenini karşılık görmediği sevdiğinden ayrılmak ve onu unutmaya çalışmak olarak açıklar:

Ağlayı ağlayı düştüm yollara

Karışayım boz bulanık sellere

Adı, sanı duyulmadık illere

Gitmeyince gönül yârdan ayrılmaz.

Karacaoğlan bir şiirinde pîr elinden bade içtikten sonra gurbetlere çıktığını, gurbet ilde çok kaldığını, memleketindeki sevdiğinden uzun süre ayrı düştüğünü ve onu daha fazla üzmemek için yurduna geri dönmesi gerektiğini şöyle ifade eder:

Dost elinden bade içtim

Gurbetlere andan düştüm

Gurbet ilde çok eğleştim

Nazlı yârim ağlar şimdi.

Bu örneklerden anlaşılacağı üzere Karacaoğlan şiirlerini genellikle aşka, sevgiliye ve memlekete dair söylemiştir. Bu şiirlerinde genel konu, onlara ulaşamama, erişememe ve onlardan uzak kalmadır. Kanımızca bu erişememe onu daha da içli şiir söylemeye itmiş; ayrılık acısı ve serzenişi arttıkça şairliği de yücelmiştir. Bu yönüyle de Anadolu insanının gönlünde taht kurmuş ve Çukurova yöresinde “Karacaoğlan Çığırmak” adı verilen bir geleneğin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Yorumlar (1)
Mehmet BOZKURT 9 ay önce
Karacaoğlan' ancak bu kadar güzel bir anlatımla ifade edilebilirdi hocam. Bir Çukurova yöresinde oturan biri olarak size çok teşekkür ediyorum emeğinize sağlık hocam.
16°
kapalı
Namaz Vakti 14 Kasım 2019
İmsak 05:47
Güneş 07:15
Öğle 12:24
İkindi 14:59
Akşam 17:23
Yatsı 18:46