Modern hayat, konforu artırırken bedelini sessizce ödetiyor. Asansörler, araçlar, ekranlar ve masa başı işler… Günün büyük bölümünü oturarak geçiriyoruz. Fiziksel olarak yorulmadığımız bu yaşam biçimi, ilk bakışta zararsız hatta rahat görünebilir. Oysa hareketsiz yaşam, fark edilmeden ilerleyen ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşmüş durumda.

Hareketsizlik yalnızca kilo almakla sınırlı bir mesele değildir. Uzun süreli oturma; kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon ve bazı kanser türleriyle doğrudan ilişkilidir. Vücut hareket etmediğinde metabolizma yavaşlar, kas kütlesi azalır, dolaşım sistemi tembelleşir. Tüm bunlar, yıllar içinde geri dönüşü zor sağlık sorunlarının zeminini hazırlar.

Bu tehlikenin “görünmeyen” tarafı ise ruh sağlığında kendini gösterir. Düzenli hareketten uzak kalan bireylerde stres, kaygı ve depresyon riski daha yüksektir. Hareket, sadece kasları değil zihni de besler. Kısa bir yürüyüş bile beynin mutluluk hormonlarını harekete geçirirken, gün boyu hareketsiz kalmak zihinsel yorgunluğu derinleştirir. Yani beden durdukça zihin de ağırlaşır.

Teknolojinin yaygınlaşması bu tabloyu daha da belirginleştiriyor. Özellikle çocuklar ve gençler, sokakta oynayarak büyüyen önceki nesillere kıyasla çok daha az hareket ediyor. Tabletler ve telefonlar, fiziksel aktivitenin yerini alırken obezite ve duruş bozuklukları erken yaşlara kadar iniyor. Bu durum, gelecekte daha büyük sağlık yükleriyle karşılaşacağımızın habercisi.

Oysa çözüm sanıldığı kadar zor değil. Spor salonlarına yazılmak ya da ağır egzersiz programları uygulamak herkes için mümkün olmayabilir. Ancak günlük hayata küçük dokunuşlar eklemek büyük farklar yaratır. Kısa yürüyüşler, merdiven kullanmak, masa başında saatlerce oturmamak, mümkünse işe ya da yakın mesafelere yürüyerek gitmek… Bunlar basit ama etkili adımlardır.

Hareketsiz yaşamın en tehlikeli yönü, yavaş ve sessiz ilerlemesidir. Belirti vermeden alışkanlık haline gelir, sonuçları ise yıllar sonra karşımıza çıkar. Bu nedenle hareketi bir tercih değil, temel bir ihtiyaç olarak görmek zorundayız. Sağlıklı bir toplum, ancak hareket eden bireylerle mümkündür. Bugün atılacak küçük bir adım, yarının büyük sağlık sorunlarını önleyebilir.