Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında

- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: (4) - "(İnce'nin 'beyaz Türk' sözü) Biz, ne beyaz ne zenci böyle bir şeyin içerisinde değiliz. Biz bu millete efendi değil, hizmetkar olmaya geldik. Eğer bu ülkede 'zenci Türklerden' bahsediliyorsa o biziz çünkü bizim yavrularımız okulların kapısından geri döndürüldü" - "(İnce'nin FETÖ iddiaları) Kalkıyorsun Erhan Afyoncu'ya takılıyorsun. Erhan Afyoncu kim, sen kim? Erhan Afyoncu'nun atılacak tırnağı olmazsın" - "Neyin apoletini söküyorsun? O apoleti sen takmadın ki. O apoleti millet taktı. Dolayısıyla o da cephelerde, o dağlarda, Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, buralarda teröristlerle savaştı, hala savaşıyor. Afrin'de aynı şekilde. Sen nerede, kiminle savaştın?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında

RİZE (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin, kendisine yönelik "Benim rakibim bir beyaz Türk" ifadesine ilişkin, "Biz, ne beyaz ne zenci böyle bir şeyin içerisinde değiliz. Biz bu millete efendi değil, hizmetkar olmaya geldik. Eğer bu ülkede 'zenci Türklerden' bahsediliyorsa o biziz çünkü bizim yavrularımız okulların kapısından geri döndürüldü." dedi.

Erdoğan, Anadolu Yayıncıları Birliğinin 24 TV-360'ta canlı yayınlanan programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2005'te ilk Diyarbakır'da 'O Kürt sorunu benim sorunumdur' diyene kadar çok ciddi ret, asimilasyon politikalarıyla bölge uğraşıyordu. 'Kürt'üm' demenin suç olduğu dönemi geride bırakmak üzereydik. Dün bir gazete manşet atmış 'Muharrem İnce, Kürt sorunu dedi' diye." ifadeleri kullanılarak yöneltilen bir soru üzerine şunları söyledi:

"Bunlar zaten daha yeni uyanıyorlar. Bir defa inkar politikalarını dile getiren benim, ret politikalarını gündeme getiren benim, baskıcı politikalarını gündeme getiren benim ve bunlara karşı mücadeleyi veren ve aynı zamanda da tamamıyla bir defa 'Bu sorun benim sorunumdur' dedim. O zaman 'Bununla mücadeleyi vereceğim' dedim, verdim. Çözüm süreçleri vesaire vesaire, oralara geldik ve 'Şu anda bir Kürt sorunu yoktur' dedim. Ne zaman? Diyarbakır konuşmamda, şimdi son. Diyarbakır'da muhteşem bir katılım vardı. Akşam kanaat önderleriyle bir toplantım oldu. Ondan sonra havalimanına gelirken orada bir büyük dükkanda durduk ve birçok adımları attık. TRT Kürtçe'yi kim kurdu, biz kurduk. Kürtçe propagandanın yolunu kim açtı, biz açtık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu memlekette 'Kürtçe şarkı söyleyeceğim' dedi diye yurt dışında hayatını kaybeden sanatçılar oldu." denilmesinin ardından sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlar oldu, aynı zamanda cezaevinde oğlunu ziyaret eden annelerin Kürtçe konuştuğu için cezalandırıldığı dönemler oldu. Bunları ortadan kaldıran kim, AK Parti iktidarı. Biziz ama bunlar hala bunu duymak istemiyor, görmek istemiyor. Bunu şu anda, yani benim Kürt vatandaşlarım adına ortada dolaşanlar çok iyi biliyorlar. Propagandalarını yaparken, sokaklarda o levhaları asarken bunları çok iyi biliyorlar ve burası Türkiye. Türkiye olarak biz bu noktada bu imkanları verdik ve her şeye rağmen verdik ama kusura bakmasınlar, hala bunu anlamamakta direnenler, millet de yeri geldiği zaman bunun bedelini onlara ağır ödetir."

- "Ciddiyetten tamamen uzaklar, desteksiz atıyorlar"

Muharrem İnce'nin, katıldığı bir programda Milli Savunma Üniversitesi Rektörü ile ilgili cümlesi ve dördüncü köprüye ilişkin sözleri anımsatılan Erdoğan, "Zaman zaman hayıflandığınız oluyor mu? 'Hakikaten karşıma ciddi bir rakip çıksaydı da şununla kora kor mücadele etseydim' dediğiniz oluyor mu?" sorusuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Olmaz olur mu? Her şeyden önce ben 'Bay Muharrem' derken, 'Bay Kemal' derken boşuna demiyorum. Bir defa bunlar ciddiyetten tamamen uzaklar, desteksiz atıyorlar. Zaten Bay Muharrem'i, Bay Kemal 'Ben artık bundan bir kurtulayım' diyerek bunu gönderdi, kendisi onun için aday olmadı. Bu da araziye çıktı, zannetti ki ben aday olursam herhalde koltuk için büyük bir avantaj yakalarım. Böyle bir avantaj yakalayamayacak. Hani diyor ya 'Bir çıktın yenildin, iki çıktın yenildin.' Şimdi aynı durum bunun için geçerli değil mi? Geçen söyledim bir yerde konuşmamda. Şimdi sen bakalım bu seçimden birinci çıkamazsan istifa edecek misin, bu işi bırakacak mısın? Bırakmayacaksın. Niye, senin için yeni bir sayfa açılacak."

İnce'nin sözlerini eleştiren Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Şimdi burada Erhan Bey için 'FETÖ'cü' diyor önce. Tabii Erhan Bey tam onun cevabını verince 'İşte ben onu demek istememiştim' diyor. Dekan için aynı şeyi söylüyor. Sonra onunla ilgili de yine 'Niye üzerime geliyorsun?' Ya ne demek üzerine gelmek, sen adama iftira atıyorsun, adam da senin bu iftiranı düzeltiyor. Bundan neden rahatsızsın? Yani dekan değil ama adam şube müdürü. Şimdi sen bundan rahatsız olursan bu düzeltilmeyecek mi? Çünkü bu ciddi iftira ve sen de cumhurbaşkanı adayısın. Şimdi bunlarla beraber hayatları yalan üzerine kurulu. Şimdi biz bu yalancılarla mı meydanlarda mücadele edeceğiz ve bunu söylediğimiz zaman da çıkıyor bir ertesi gününde 'Bende yalan olmaz' diyor. Her şeyin yalan. 'Biz ne aldatan olacağız ne de aldanan olacağız' diye yola çıktık ama bunlarda böyle bir şey yok. Sadece bu değil, diğerleri de öyle. Hepsini alın, al birini vur ötekine."

- "Hangi zenci Türk? Senin böyle bir derdin oldu mu?"

Erdoğan, "Sayın Muharrem İnce'nin açıklamaları var; sizi 'beyaz Türk' olmakla itham ediyor. 'Ben zenciyim' diyor. Bu kategorik ayrım konusunda ne söylersiniz?" sorusu üzerine, şöyle konuştu:

"Bunların karakterinde var, yapılarında var. Böyle kasketi takmakla adam çiftçi olmuyor veya traktöre binmekle adam çiftçi olmuyor, geç o işleri. Şimdi onu yaparken öbür taraftan da deniz sefasındaki hayat, onlar da bir şeyi ortaya koyuyor. Hele hele ramazan gününde deniz sefaları çok daha farklı. Bizi konuşturtmasınlar, bizim edebimiz buna müsaade etmez, biz bunları konuşmayız. Biz, ne beyaz ne zenci böyle bir şeyin içerisinde değiliz. Biz bu millete efendi değil, hizmetkar olmaya geldik. Eğer bu ülkede 'zenci Türklerden' bahsediliyorsa o biziz çünkü bizim yavrularımız okulların kapısından geri döndürüldü ve bizim yavrularımız bu ülkenin üniversitelerinde okutulmadı. Kızlarımız, çocuklarımız imam hatip okullarından mezun oldular, katsayı engeline takıldılar. Tabii onları (kendi çocukları) kastediyorum."

"Şimdi sen neyi konuşuyorsun ya? Hangi zenci Türk? Senin böyle bir derdin oldu mu?" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bizim böyle dertlerimiz oldu, biz bunları yaşadık ve bizim çocuklarımız ülkemizde üniversite okuyamadılar, gittiler yurt dışında okudular. Kızlarım da oğullarımdan bir tanesi o da yurt dışında okudu ve başarılı da oralarda ilim tahsil ettiler. Kızlarım da oğlum da hepsi de. Onlara konulan bu engel neyin engeliydi? Beyaz Türk olmadıkları için mi? Şimdi kalkıyorsun lafını yapıyorsun. Laf ola beri gele, yok öyle bir şey." değerlendirmesini yaptı.

- "Neyin apoletini söküyorsun?"

İnce'nin Erhan Afyoncu ile ilgili sözlerine tepki gösteren Erdoğan, "Ondan sonra kalkıyorsun Erhan Afyoncu'ya takılıyorsun. Erhan Afyoncu kim, sen kim? Erhan Afyoncu'nun atılacak tırnağı olmazsın. Biz öyle bir insanı oraya getirdik, koyduk. Aynı şekilde dekan arkadaşın durumu da öyle. Aynı şeyi bu, İsmail Metin Paşa'ya yapmadı mı? İsmail Metin Paşa bir kahraman, sen kalkıyorsun onun apoletlerini sökecekmişsin. Kimsin sen ya? Neyin apoletini söküyorsun? O apoleti sen takmadın ki. O apoleti millet taktı. Dolayısıyla o da cephelerde, o dağlarda, Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, buralarda teröristlerle savaştı, hala savaşıyor. Afrin'de aynı şekilde. Sen nerede, kiminle savaştın? 15 Temmuz'da verdikleri mücadele ortada. Sen ne yaptın? Siz teröristlerle beraber yürüdünüz." diye konuştu.

- "Siz protokol takılıyorsunuz her yerde"

Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi yaşananlara değinerek, şunları anlattı:

"O gece 15 Temmuz gecesi saat 23.17, Bay Kemal havaalanına iniyor ve tankların arasından kendi takımı onu alıyor, doğru Bakırköy Belediyesine getiriyor. Alanda o anda on binler var ve ben de 03.00 civarında oraya iniyorum ve ne diyor? 'Beni de haberdar etseydi, ben de beklerdim onu' diyor. Şu yalana bak ya. Oraya gelen kişiler sadece bir telefon duyurusuyla oraya geldiler. Cumhurbaşkanlarının, Başbakanının çağrısıyla oraya geldiler. Siz protokol takılıyorsunuz her yerde ve 7 Ağustos'ta da aynı şeyi yaptı. 7 Ağustos çağrıma önce 'hayır' dedi, son ana kadar 'hayır' demişti, son anda kendisine baskılar yapıldı ve bu baskılar üzerine kendisi Yenikapı'ya gelmek zorunda kaldı. Ondan sonra ne yaptı, hemen tornistan ama biz Sayın Bahçeli'yle o süreci o gün bugündür işlettik, işletiyoruz."

(Sürecek)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner849

banner826