Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendiren Fatih Erbakan, 15 Temmuz darbe girişiminde hayatını kaybedenleri anarak konuşmasına başladı. Erbakan, daha sonra NATO Zirvesi, ekonomi ve dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"TÜRKİYE AÇISINDAN SOMUT BİR KAZANIM ELDE EDİLEMEDİ"
NATO Zirvesi'nin kamuoyuna diplomatik başarı olarak sunulduğunu ancak Türkiye'nin beklentilerinin karşılanmadığını savunan Erbakan, zirve boyunca siyasi sonuçlardan çok organizasyonun ve liderlere yönelik programların gündeme geldiğini söyledi.
Erbakan, "Biz her zaman ne diyoruz? Bugün ülkemizde üç ayrı gündem yaşanıyor: Bir, dayatılan gündem; iki, yaşanan gündem; üç, bizim tabirimizle hakikat cephesi. Bir defa dayatılan gündemde ne vardı? Şov vardı, israf vardı, menüler vardı, yenilen yemekler vardı ve magazin vardı. Günlerce bize televizyonlarda ne anlatıldı NATO zirvesiyle ilgili olarak? Efendim, gelen liderlere mehter marşı çaldık, çok etkilendiler. İzlanda Başbakanı külliyeye hayran kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump kol kola girdi. Macron yemeklere bayıldı. Lider eşleri Ajda Pekkan konserine hayran kaldı. Macron sabah yürüyüş yaptı, güneş gözlüğü taktı. Bütün bir hafta boyunca bu haberlere muhatap olduk. Oysa hakikat bu mu? Hayır, değil. Neden? Çünkü tarihte belki de ilk kez böylesi önemli bir zirvede yapılan müzakerelerin, alınan siyasi kararların o zirvenin yapıldığı ülkedeki medyaya yansımasını görüyoruz. Magazin konuşuldu ama siyaset konuşulmadı. Türkiye'ye uygulanan yaptırımlar, savunma sanayi alanındaki sorunlar gündeme getirilmedi" dedi.
"15 MİLYAR LİRAYA YAKIN HARCAMA YAPILDI"
Zirvenin organizasyonu için yapılan harcamaları da eleştiren Erbakan, kamu kaynaklarının israf edildiğini savundu.
Erbakan, "Sırf NATO liderlerinin gözü boyanacak diye iki gün sonra çöpe atılacak panolara, tabelalara, billboardlara 181 milyon lira harcandı ve aynı zamanda da yol yapımları, VIP havalimanlarının yapılması, konuk evleri derken 2 günlük zirvenin faturası 15 milyar liraya yaklaştı. Ankara'ya elbet hizmet yapılsın ama Ankaralıların bu hizmetlere kavuşabilmesi için illa Trump'ın mı Ankara'ya gelmesi gerekiyordu?" ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE EV SAHİBİ OLARAK OTURDU, GARSON OLARAK KALKTI"
Türkiye'nin savunma sanayii alanındaki beklentilerinin karşılanmadığını öne süren Erbakan, F-35, F-16 ve CAATSA yaptırımları konusunda somut bir gelişme yaşanmadığını iddia etti.
Erbakan, "Trump'ın bütün kibriyle ve üstenciliği ile söylediği tek şey 'son kararımı vermedim ama olumlu düşünüyorum' cümlesi oldu. Bunun manası küçümseyici ve üsttenci bir 'bakarız' cümlesidir. Herhangi bir vaat yok, herhangi bir güvence yok, son derece kibirli bir şekilde duruma göre 'vakti gelince bakarız' demiş oldu. Türkiye, NATO Zirvesi'nde masaya ev sahibi olarak oturdu ama garson olarak kalktı" ifadelerini kullandı.
D-8 ÇAĞRISI YAPTI
Yeniden Refah Partisi olarak dış politikada D-8'in yeniden etkin hale getirilmesini savunduklarını belirten Erbakan, Türkiye'nin dış politikada farklı bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini dile getirdi.
Erbakan, "Şimdi gelelim maskeleri düşüren hakikat cephesine. Kısaca buna da değinmek istiyorum. NATO dendiğinde zaten bizim aklımıza ne geliyor? Afganistan'daki Amerikan askerlerinin, NATO'ya bağlı güçteki Amerikan askerlerinin Afgan sivilleri öldürdükten sonra üzerlerine küçük tuvaletlerini yaparken videoya çekip bunu sosyal medyada gülerek paylaşmaları geliyor... Çözüm ise D-8’dedir ve adil düzendedir. İktidara çağrımız, teslimiyet siyasetinden vazgeçin, D-8'i yeniden canlandırın ve D-60 projesini hayata geçirin" dedi.
"ASGARİ ÜCRET 55 BİN LİRA OLMALIDIR"
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erbakan, mevcut ücretlerin yetersiz olduğunu savunarak asgari ücret ve emekli maaşlarının artırılması gerektiğini söyledi.
Erbakan, "Asgari ücret de yoksulluk sınırının yarısı seviyesinde, yani 55 bin lira olmalıdır" dedi.
AĞLADIĞI GÖRÜNTÜLERİ DEĞERLENDİRDİ
Basın toplantısında İran'daki cenaze töreninde gündem olan görüntülerine ilişkin soruyu da yanıtlayan Erbakan, "Orada Kur'an-ı Kerim tilaveti çok güzel bir kıraatle okunuyordu ve bununla beraber de rahmetli Ali Hamaney'in 15 aylık torunu, bir kız çocuğu füzelerle parçalanmış. Onun, küçücük 15 aylık çocuğun bir tabutu duruyordu ve onun başında da onun gülerken, oynarken çekilmiş bir fotoğrafı tabutun başında duruyordu. Bu şartlar altında tabii duygulanmamak elde değil. Orada duygulandık, gözlerimiz yaşardı. Bunu değişik yerlere çekmek uygun bir davranış değil. 15 aylık bir çocuk, bir Amerikalının çocuğu da olsa, bir Hıristiyan'ın çocuğu da olsa orada parçalanmış ve vefat etmiş ve bir tabutun içine konulmuş hâlini gördüğünüzde yine gözleriniz yaşarabilirdi." ifadelerini kullandı.





