Son zamanlarda üniversitelerde evlilik ve aile hayatına yönelik derslerin müfredata alınması gündemde.
Bence bu önemli ve değerli bir adım.
Çünkü aile, yalnızca iki insanın aynı evde yaşaması değildir. Aile; sevgi, sorumluluk, iletişim, güven, sabır ve emek isteyen bir hayat ortaklığıdır.
Ancak burada hepimizin sorması gereken başka bir soru var:
Evliliği anlatmak yeterli mi, yoksa gençlerimizi bilinçli evliliğe mi hazırlamalıyız?
İşte bizim derdimiz tam olarak burada başlıyor.
Çünkü bugün birçok genç evleniyor ama evliliğin ne anlama geldiğini yeterince konuşmadan evleniyor.
Birbirini seviyor olabilir.
Birbirinden hoşlanıyor olabilir.
Birlikte güzel zaman geçiriyor olabilir.
Ama evlilik yalnızca sevmek değildir.
Evlilik;
İletişim kurabilmek,
öfkeyi yönetebilmek,
Ekonomik sorumluluk alabilmek,
Eşinin sınırlarına saygı gösterebilmek,
Ailelerin müdahalesine sağlıklı sınır koyabilmek,
Sorun çıktığında kaçmak yerine konuşabilmek,
“Ben” ile “biz” arasında denge kurabilmek ve birlikte büyümeyi göze alabilmektir.
Bunlar konuşulmadan kurulan bir evlilikte, sevgi zaman zaman tek başına yetmeyebilir.
Asıl mesele evlenmek değil, eş olmayı öğrenmektir
Biz toplum olarak gençlerimize çoğu zaman düğünü anlatıyoruz.
Salon nasıl olacak?
Kimler gelecek?
Ne giyilecek?
Ne kadar altın takılacak?
Nerede oturulacak?
Bunların hepsi konuşuluyor.
Ama daha önemli sorular bazen geride kalıyor:
Evlilikte anlaşmazlık çıktığında ne yapacağız?
Paramız yetmediğinde nasıl davranacağız?
Eşimizin ailesiyle sorun yaşarsak sınırımızı nasıl koruyacağız?
Kıskançlık ile güven arasındaki farkı biliyor muyuz?
Çocuk sahibi olmaya gerçekten hazır mıyız?
Birbirimizin bireysel alanlarına saygı gösterebilecek miyiz?
Öfkelendiğimizde birbirimizi kırmadan konuşabilecek miyiz?
Ve belki de en önemlisi:
Ben gerçekten eş olmaya hazır mıyım?
İşte bilinçli evlilik dediğimiz şey tam burada başlıyor.
Üniversiteden topluma uzanan bir farkındalık
Üniversitelerde bu konuların işlenmesini yalnızca bir ders olarak görmemeliyiz.
Bu çalışma üniversiteden başlamalı ama toplumun tamamına ulaşmalı.
Çünkü evlilik yalnızca üniversite öğrencilerinin meselesi değildir.
Evlenecek olan gençlerin, ailelerin, anne-babaların, hatta çocuk yetiştiren herkesin meselesidir.
Çünkü bugün bilinçli kurulan bir aile, yarının daha sağlıklı çocuklarını yetiştirir.
Bugün birbirini dinlemeyi öğrenen bir çift, yarın çocuğuna da dinlemeyi öğretir.
Bugün öfkesini kontrol etmeyi öğrenen bir anne-baba, yarının şiddetten uzak toplumuna katkı sağlar.
İşte bu nedenle mesele sadece “evlilik dersi” değildir.
Mesele, aile bilinci oluşturmaktır.
Bizim anlatmak istediğimiz tam olarak budur
Benim “Nefesdaşım – Bilinçli Evliliğe İlk Adım” kitabını hazırlarken çıkış noktam da buydu.
Kimseye “nasıl evleneceğini” öğretmek değil.
Gençlerin evlenmeden önce bir an durup düşünmesini sağlamak:
“Ben bu hayata hazır mıyım?”
“Eşimin hayatına saygı gösterebilecek miyim?”
“Sorun çıktığında çözüm arayabilecek miyim?”
“Bir aile kurmanın sorumluluğunu taşıyabilecek miyim?”
Çünkü bana göre evlilik, nikâh salonunda başlayan bir tören değil; nikâhtan çok önce başlayan bir bilinç yolculuğudur.
Bu nedenle belediyeler, üniversiteler, aile danışmanlığı merkezleri, sosyal hizmet kurumları ve sivil toplum kuruluşları el ele vermelidir.
Gençlerimize sadece evlilik hakkında bilgi vermeyelim.
Onlara bilinçli evliliği anlatalım.
Çünkü güçlü toplumun yolu, güçlü aileden geçer.
Güçlü ailenin yolu ise bilinçli bireylerden geçer.
Ve belki de artık gençlerimize sadece:
“Ne zaman evleneceksin?”
diye sormak yerine,
“Evliliğe hazır mısın?”
Diye sormanın zamanı gelmiştir.
Kıssadan hisse
Evlilik bir gün süren düğün değildir.
Bir ömür süren bir ortaklıktır.
Düğünü planlamak kolaydır.
Asıl mesele, bir ömrü birlikte planlayabilecek bilince sahip olmaktır.
Bizim derdimiz evliliği anlatmak değil;
Bilinçli evliliğe giden yolu anlatmaktır.
Çünkü;
Bilinçli birey, bilinçli aileyi;
bilinçli aile, güçlü toplumu oluşturur.
Ve bizim nefesimiz de tam burada başlar:
Önce insan, sonra aile, sonra çevre, sonra ülkesine faydalı bir nesil…
Sağlam aile, güçlü toplumdur.
— Kazım İlhan
Sosyolog – Aile Danışmanı ve Yazar
Toplumun Nefesi