Önce tütününün, sonra denizinin tuz kokusunu çektik dolu dolu ciğerlerimize... *** Çarşamba, Bafra, Terme ovalarını öğrendik... Veysel babanın sadık yârinin bereketiyle büyülendik... *** Sekiz köşe kasketini... Yumurta topuk ayakkabısını... Kavununu, karpuzunu... Susamlı simidini... Ramazanda atomunu... Pazar günleri pidesini sevdik... *** Ağustostaki sağanağında ıslandık... Altı boş kaldırımlarının sıçrayan suyuyla kirlendik... Yağmurlu karında üşüdük... Atatürk Kültür Merkezi'nin üzerinden kaymayı hayal ettik... Saathane Meydanı'nın, demli çayının buğusuna... Orada toplanan ahalinin, uğultusuna karıştık... Gün doğumunun kızılına... Güneşinin batışına sevdalandık... *** Ve sonra en büyük aşkı ile... Ve o aşk için dağları delen Ferhatları ve çöllere düşen Mecnunları ile tanıştık... Çok geçmedi biz de serimizi onlarla aynı yola koyduk... Aşkın, kırmızı beyaz rengine vurulduk... *** Hiç şikayet etmedin, koynunda besledin... Doyurdun, rızkımızı verdin... Ağladık, gözyaşımızı sildin... Güldük, baharı erken getirdin... Uzaklara her gittiğimde, hemencecik özleyip, geri dönmek istediğim, aşkın adı... Ey güzel şehir... Seninle öyle bütünleştik ki... Artık ben senim, sen bensin... Ben Samsunum, Samsun benim... Not: Samsun Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği için şahsıma bu onurlu görevi tevdi eden başta Samsun Medya Yayın Kurulu Başkanı değerli ağabeyim Sayın Necdet Uzun'a, verdiği güven ve cesaretle Samsun Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanımız Erkan Akyüz'e, gerek telefonla arayarak gerek mesaj atarak, gerekse çiçek göndererek, Samsunlu olmanın gururunu ve mutluluğunu bana yaşatan tüm dost, arkadaş, ağabeylerim ve meslektaşlarım ile birlikte, yıllarca haberlerini yaptığım siyasilere ve de belediye başkanlarına teşekkürlerimi sunuyorum. Sağ olsunlar var olsunlar... İyi ki varsınız...